Banu'ca

>Babaannemin kavanozları

21 Ağustos 2009

>

Biz küçükken babaannemin bir evi vardı, müstakil, bahçesi olan ve içinde sebzeleri, meyveleri yetişen. Bir de evinin altında kileri vardı, bahçede yetişen bu sebzelerin, meyvelerin konserve olarak, turşuların, reçellerin, eski Uludağ gazozların saklandığı. Bayılırdım bu kilere girmeye, karıştırmaya. Hele o gazozun tadı, hala aklımda ve hiç öyle bir tada rastlamıyorum artık.
 
Benim o kiler kadar büyük bir yerim yok şimdi ama ondan heveslenerek her yıl yaptığım turşularım, reçellerim, domates soslarım var, ama babaannemin kavanozları yok. Hepsi aynı boyda, kapakları aynı ve üstünde kumaş süsleri olan kavanozlardı onlar. Açmaya kıyamadığınız, resim gibi karşınızda duran. Hatta abartıp mutfakta dekor olarak kullanabilirdiniz. Şimdi zaten eski tip kavanoz da yok, yaptıklarımı saklamak için kaç gündür aranıyorum ama ya süslü püslü, ya da yamuk yumuk cam kaplar…Reçelleri, turşuları yapıyorum, çok yakında şık kavanozlarım da olacak ama şimdilik bunlarla idare ediyorum. Yeri gelmişken, yazın son domateslerinden, çileklerinden, böğürtlenlerinden yararlanmak, kışa hormonsuz olarak yemek istiyorsanız şimdiden çalışmanın tam zamanı.

Kolay gelsin.

3 Comments

  • Reply Gokyuzu99 25 Ağustos 2009 at 22:35

    >Canımcım, nihayet bu sene ben de sadece turşuyla kalmadım, biber salçası, kurutulmuş domates ve şişe domates ekledim repertuara. Bir de vişne likörü Ayşe'ye sevgilerimle :)

  • Reply Lacivert 26 Ağustos 2009 at 14:06

    >biber salçasııııı mııı nasıl yaptın onu da anlatsana

  • Reply Lacivert 26 Ağustos 2009 at 14:06

    >biber salçasııııı mııı nasıl yaptın onu da anlatsana

  • Leave a Reply

    Berlin in Berlin ödül almış, ödülden çok filmdeki erotik sahne konuşuluyor, Uğur Mumcu öldürülmüş…Nihan’ın iki ülke ve 20 yıllık zaman dilimini kapsayan hikayesinin arka fonunda Türkiye’nin o yıllardaki sosyal ve siyasi panoraması var…

    Kitabı okurken Banu Tozluyurt’un tanınmış yazarlara; bir Banu’luk yer açın ben geliyorum diyen ayak sesleri duyuluyor…

    Nihan, Kamer ve Seval’i babaları cumartesi günleri halaları Ayla’nın oturduğu Kadıköy’e götürürdü. Belki de balıkçılar çarşısında balık alırken yanlarından geçtiniz. Ya da Üsküdar’dan Nihan’la aynı vapura bindiniz, yanyana oturdunuz… Hikayedeki gerçeklik duygusu o kadar geçiyor ki insana sokakta yürüyen bir genç kıza acaba bu Nihan’mı diye bakabilirsiniz…

    Lale Celepoğlu

    D & R    /    İdefix    /    Kitap Yurdu    /    Babil.com