Bali’de Görülecek Yerler

0

Bali deyince akla bembeyaz pırıl pırıl kumsallar, palmiyeler, turkuaz deniz, batik elbiseler, masaj  ve tropik meyveler gelir genelde. Oysa Endonezya’ya bağlı küçük Sunda Adalarının en batısında yer alan Bali’de görülecek yerler çok fazla.  Dört milyon nüfuslu bu turistik adada  o kadar değişik kültür, etnik grup,  yerleşim yerleri ve doğal harikalar var ki, denizle kara arasında seçim yapmanız çok zor oluyor çoğu zaman. Nüfusun yüzde sekseninin Hindu olduğu Bali’de geçim kaynağı köylerde tarım, şehirlerde ise turizm, devlet memurluğu ve sanat. Özellikle ahşap oymacılığı çok yaygın ve gerçekten ağacı yeniden yaratıyorlar diyebilirim. Ağustos ayında gitmemize ve özellikle herkesin çok sıcak ve nemli olacağını söylemesine rağmen nemi hiç hissetmedik, belki de İstanbul’da alasını yaşadığımızdandır. Sıcaklık da öyle çok yüksek değildi ki akşamları hırka ya da şal almadan oturamadık.  Diyeceğim o ki, eylül ayında rahatlıkla Bali’ye gidebilirsiniz.

fotoğraf (94)

Türkiye’de ne zaman “Bali” ya da “Bali’li” kelimelerini duysam hep masajla özdeşleştirirdim ki Bali demek masaj demekmiş meğer. Daha havalimanında başlayan masaj koltukları otellerde, caddelerde, sokak aralarında hatta halka açık plajlarda her yerde karşımıza çıktı. Her keseye uygun ve inanılmaz çeşitliliğiyle sizi gerçekten cezbediyor görüntü. Bali’de öğrenciler ortaokulun son sınıfında altı ay masaj dersi alıyorlar ve bir belge sahibi oluyorlarmış. Geçimini bu şekilde sağlayan pek çok kadın var. Bali’de doğal hayat diye gezip de masajsız olur mu, on yaşındaki kızımla öyle bir deneyim yaşadık ki anne kız yan yana yasemin kokuları eşliğinde, Bali sığırcığının cıvıltıları ve Bali’li güzleryüzlü kızların maharetli ellerine kendimizi teslim ettik. Bize giydirdikleri kimonolara, ayaklarımızı yıkadıkları gümüş taslara, kullandıkları doğal yağlara hayran olup yeniden doğmuş şekilde Bali’yi keşfetmeye devam ettik.

fotoğraf (96)

Deniz Üstünde Tapınak, Kedi Dışkısından Kahve, Hepsi Bali’de

Tanah Lot Deniz Tapınağı

IMG_0081.CR2

16.yy ‘da Java’da İslam dininin etkisinden kaçan Hindu bir rahip olan Nirartha tarafından inşa ettirilmiş bu tapınak bugüne kadar gördüklerim içinde en etkileyiciydi. Bali’nin başkenti Denpasar’a 20 km uzaklıkta bulunan tapınağa özellikle gün batımını izlemek için gidebilir, fotoğraf çektirmek için gelen Endonezyalı gelin damatları dev dalgalarla mücadele ederken izleyebilir batan güneşi resmedebilirsiniz. Yıllar içinde denizin gel git etkisiyle şekillenmiş geniş bir kayalık üzerine oturtulmuş tapınakta adanın kaynağından çıkan ve sürekli akan bir su var.  Bu suyu içmenin insana aşk, şans ve mutluluk getirdiğine inanılıyor. Durum böyle olunca biz de kızımla içmeden edemedik. Rahip Nirartha bu ıssız tapınakta yıllarca meditasyon yapıyor ve onu vahşi hayattan yılanların koruduğuna inanıyor. Yine bugün bölgedeki mağaralardan birinde bu yılanı temsilen bir rahip isteyen turistlere siyah beyaz yılanı dokundurarak onları kutsuyor. Bunun anlamı da başarı. Hayatımızda ilk kez yılana da dokunduk anlayacağınız, söz konusu başarı olunca. Tanah Lot’a bu sene gittik gördük ama eminim seneye bir daha gitsek, her yıl çekilen sulardan dolayı şekil değiştiren kayalar tapınağı çok daha farklı halde bulmamızı sağlayacaktır. Yani her yıl farklı bir Tanah Lot görmeye hazır olun.

Dünyanın en pahalı kahvesi Kopi Luwak

Hani çok param var ne içsem diyorsanız, şampanya değil kahve için derim size. Ülkemizde kilosu 1200 dolara satılan Kopi Luwak kahvesi Endonezya ‘da özellikle Sumatra, Java ve  Bali’de üretiliyor.  Yine Bali’de doğal hayatı yaşamak için gezdiğimiz yerlerden biri de Luwak kahvesinin üretildiği bir köy oldu. Bali’ye giderseniz kahve plantasyonuna mutlaka katılmanızı öneririm. Kedigillerden “Asian Palm Civet (yaban misk kedisi) ” adlı sansarla kedi arası görünen hayvanın dışkısından elde ediliyor bu kahve ve dünyanın en az ve en pahalı üretilen kahvesi. Önce yeşil halde ağacın dalında yetişen kahvenin olgunlaştığını rengi kızıla dönünce anlıyorsunuz. Kızıl ve olgun kahve tanelerini yiyen misk kedisi, bunları sindirim sisteminden geçirirken kahve doğal olarak çeşitli baharat kokularıyla etkileşim geçiyor ve sabah olduğunda köylüler kedinin dışkısını topluyorlar. İyice yıkandıktan sonra çeşitli süreçlerden geçen kahve, bildiğimiz kahve çekirdeğinden farklı olarak biraz daha sarıya yakın renkte. Her ne kadar kahve ve türevlerini hiç sevmesem de vatanına gelip bu kadar pahalı ve ender üretilen bir kahvenin tadına bakmadan dönmek olmazdı tabii. Dediğim gibi sevmem ve anlamam ama oldukça sert olduğunu söyledi kahve severler. Tabii her zaman bu kahveyi yemiyor kedicikler, aslında papaya, muz, et, balıkla besleniyorlar. Ne zaman kahve yapacaklar o zaman bu çekirdekleri yediriyorlar. Yani onlara da bol değil bu Luwak Kahvesi. Bu köyde aynı zamanda çok değişik çiçekler, ağaçlar görebilir, Bali’de sürekli karşınıza çıkan Lotus çiçeklerini çok daha yakından ve çok daha toplu halde inceleyebilirsiniz.

IMG_0025.CR2

fotoğraf (93)

Kuta ve Sanur Plajları

Bali’de özellikle iki bölge var ki deniz açısından en çok tercih edilen oteller buralarda. Bodrum, Çeşme gibi hareketli, gece hayatı, barı, kafesi bol yer arıyorsanız Kuta tam sizlik. Daha çok gençlerin ve hareketli tatil geçirmek isteyenlerin gözdesi Kuta’ya göre daha sakin, daha yavaş yaşayan Sanur Bölgesi’nde özellikle yeşil alan daha fazla. Biz tercihimizi Sanur’dan yana kullandık ki bu bölgede de akşamları tıka basa dolu olan barlar, cıvıl cıvıl sokaklar hareketli şehir hayatını gözler önüne seriyordu.

Bali’de çok değişik gözlemler yapabilir, her an şaşırıp kalacağınız deneyimler yaşayabilirsiniz. Örneğin sabah giderken denizde yüzer olarak bıraktığınız tekneleri akşam dönerken karaya çekilmiş gibi görebilir ya da sabah denize girip yüzdüğünüz yerlerde öğleden sonra oturup kahve içebilirsiniz. İşte bütün bunlar gel git yüzünden.

fotoğraf (95)Bali’de romantik akşam yemeklerinin vazgeçilmez bölgesi Jimbaran’a mutlaka uğramalısınız. Hele ki deniz mahsulleriyle aranız iyiyse, bir balıkçı köyü olan Jimbaran adeta bir cennet. Endonezya ve Japonya tarafından korunan sağlı sollu sakız ağaçları eşliğinde, denizin üstünden geçen paralı yolu takip ederek vardığımız Jimbaran’da bir de açık pazar var ki özellikle balık bölümü çok enteresan. Hayatımda bu kadar renkli balık, bu kadar böcek, bu kadar dev ıstakoz görmedim. Gün boyu avlanan balıkçılar akşam bu pazarda mahsullerini satıyorlar. Bu pazarda ayrıca bugüne kadar hiç tanımadığınız meyvelerle de tanışabilirsiniz. Jimbaran’da gün batımı eşliğinde kumların üzerine kurulmuş masalarda yemeğinizi yerken bambaşka topraklarda bambaşka insanlarla olmanın keyfine varabilir ve dili, dini, ırkı ne olursa olsun insanca yaşamın herkesin hakkı olduğuna burada bir kez daha inanabilirsiniz. Bali’de nerede ne yenir diye sorarsanız deniz mahsulleri için Ganesha Pudak adlı restoranı özellikle tavsiye ederim. Çok yaygın olan bebek yani ördek eti de çok meşhur. Bunun için de Kuta bölgesinde Bebek Tepi Sawah tercih edilebilir.

IMG_0169.CR2

Bali’de sokaklarda gezerken çok fazla sayıda mabet gözünüze çarpıyor, hepsi de son derece ihtişamlı inşa edilmiş bu mabetler zaman zaman en küçük mahallede bile karşınıza çıkıyor ki merak ettik sorduk bunlar ne için yapılmış diye. Meğer üç çeşit mabetleri varmış; bunlardan ilki devletin yaptığı ve halkın sadece festivallerde, bayramlarda ve özel günlerde gittikleri mabetler, ikincisi her köyde bulunan ve Brahma, Vişnu veya Şiva’ya adanmış ortak alanda bulunan mabetler, sonuncusu da her evin kendi içinde bulunan ve günde üç kere sabah öğle akşam ibadetlerini gerçekleştirdikleri mabetler. Balililer kendi takvimlerine göre her ayın otuz beş gün çektiğine inanıyor ve her yıl mart ayında “silent day (sessizlik günü) ” adını verdikleri yılbaşına benzer bir gün kutluyorlar. O gün hiçbir şey yapmıyorlar, her yer kapalı oluyor hatta havalimanlarında bile uçaklar çalışmıyor. Halk o gün kesinlikle çalışmıyor.

Bali’de bana çok değişik gelenlerden biri de isimlendirme sistemi oldu. Yeni doğan ister kız ister erkek olsun eğer ailenin ilk çocuğu ise WAYAN, ikinci çocuğu ise MADE, üçüncü çocuk  KOMANG, dördüncü çocuk KETUT isimlerini alıyor. Böylece isminden kaçıncı çocuk olduğunu anlıyorsunuz, tabii eğer ailenin dörtten fazla çocuğu varsa sistem baştan başlıyor yani beşinci çocuk yine ilk ismi alıyor. O zaman Bali insanları hep aynı isimli mi diye sorarsanız isteyen ikinci bir isim koyabiliyor ama bizim Bali’deki rehberimizin adı sadece WAYAN idi, yani ailenin ilk çocuğu.

fotoğraf (92)Bali’de UNESCO dünya mirası listesinde yer alan pirinç tarlalarının oluşturduğu taraçalar görülmesi gereken yerlerden. Bu pirinç tarlaları özellikle resimlere de konu olmuş ki sanat galerisi sayılan pek çok yerde bu tablolara sıkça rastlıyorsunuz. Bali’de ister ana yollar ister ara sokaklar olsun yol boyunca sıralanmış sergilerde sarı renkte zeytinyağına benzeyen cam şişeler görüyorsunuz. Bunların motosiklet için yakıt olduğunu son gün öğrendim. Bali’de insan nüfusu ile motosiklet nüfusu neredeyse eşitmiş yani çocukları saymazsak her yetişkine bir ya da iki araç düşüyor ki yollarda bu yoğunluğu fazlasıyla görüyorsunuz. Her yerde motosiklet park yerleri var ve bu kendin pişir kendin ye benzin durakları da bu ihtiyaçtan oluşmuş anladığım kadarıyla.

Kısacası plajlarıyla, doğal yaşamıyla turistik adaların en merak edilenlerinden olan Bali’de hem denizde hem karada harika deneyimler yaşayabilir, Hindu dininin güler yüzlü insanlarıyla çok güzel dostluklar kurabilir ve bu tropik cennette palmiye ağaçlarının altında hayatınıza güzel anlar katabilirsiniz.

IMG_0161.CR2

 bali tapınak gün batımıFotoğraflar: Erkan Tozluyurt

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here