Röportaj

Berna Solak ve Triatlon

08 Kasım 2016

13 Kasım’da yapılacak olan  38.Vodafone Avrasya Maratonu yaklaşırken azmine hayran olduğum kadınlardan biriyle röportaj yapmak istedim. Çok düşündüm taşındım ve sadece koşu değil, triatlon dalında gerçek bir başarı öyküsü olan Berna Solak beni çok heyecanlandırdı. Triatlon, üç branşın – yüzme, bisiklet, koşu – bir arada yapıldığı spor dalı.  Yani sporcunun sadece bir branşta başarılı olması değil  diğer branşlarda da aynı başarıyı göstermesi demek ki bu da çok ciddi bir disiplin ve kondisyon gerektirir. İnsanüstü bir çaba ile bu spora gönül vermiş Berna ile yüzme, bisiklet, koşu hakkında konuştuk. Kadın olmanın bu alandaki zorlukları, iç disiplini, hedefleri, hazırlık süreçleri kısacası sporun hayatındaki yerini, sporu sonradan hayatına katan bir eğitimci anlattı.

Berna Solak kimdir, seni tanıyabilir miyiz?

1980 İstanbul doğumluyum. Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Eğitimi Bölümü’nden mezun olduktan sonra Yeditepe Üniversitesi’nde Eğitim Yönetimi ve Denetimi üzerine yüksek lisansımı tamamladım. Özel bir vakıf okulunda anaokulu sınıf öğretmenliği ve zümre başkanlığı yapmaktayım.

Berna Solak

Küçükken de spor yapıyor muydun yoksa sonradan mı başladı bu merak?

Spor merakım 2010 senesinde bisikletle başladı, geçmişte yaptığım bir spor yok; ama çocukluk döneminde yüzmüş olmayı çok isterdim.

img_9344

Herkes yapabilir mi senin bu yaptıklarını?

Herkes yüzebilir, bisiklete binebilir ve koşabilir ama triatlonda bu üç disiplini de birlikte götürmek gerçekten emek, zahmet ve zaman isteyen bir iş. Bu üçüne de zaman ayırabilecek ve aynı disiplinde aylarca çalışmayı göze alabilecek herkes yapabilir.

img_2098-1

Spor yaparken karşılaştığın engeller neler?

Zaman zaman iş temposundan dolayı antrenmanlarımı kaçırmak dışında başka bir engelle karşılaşmıyorum.

İç disiplinini nasıl sağlıyorsun? Üşenmiyor musun ya da kilometreler gözünde büyümüyor mu?

Bu işi yapmayı çok seviyorum. Yüzmek, bisiklete binmek ya da koşmak için hafta içi/sonu sabah beşte kalkmak, akşam saatlerinde yağmur, soğuk demeden koşu antrenmanlarına çıkmak bana zor gelmiyor. Aksine güç veriyor. Antrenmanlar sırasında koşacağım mesafeleri, hedef koyduğum yarışları düşünüyorum ve hedefime gitmek için sabırla çalışıyorum. Sanıyorum bu işte en önemlisi sabır göstermek.

Berna Solak

Kadın olarak spor yapmak bu ülkede nasıl karşılanıyor?

İstanbul/Anadolu yakasında sahile çok yakın bir yerde oturuyorum. Burada antrenman yapan çok fazla kadın var ve insanların bizleri görmeye daha çok alışık olduklarını söyleyebilirim; ama bisiklete binerken kimi zaman arabalar tarafından tacizlere maruz kalabiliyorum. Genellikle grup antrenmanları yaptığım için bu gibi durumlarla nadiren karşılaşıyorum diyebilirim.

img_5195

Başarısızlıkla ya da hayal kırıklığıyla karşılaştığında kendini nasıl toparlıyorsun? Yani kalkıp koşmaya nasıl devam ediyorsun?

Aylarca antrenman yapıp yarış sırasında ufak bir talihsizlik bütün senenize mal olabilir. Her yarış bir tecrübe yeni bir kazanım, ben hayatımın her alanında kendimi bardağın dolu tarafına bakmaya alıştırıyorum. Kendime dersler çıkarıp yoluma devam ediyorum. Ben sporu mutlu olmak için yapıyorum, kendime yük ve sıkıntı edecek boyuta geçirmiyorum.

Hazırlık sürecini biraz anlatır mısın?

Haftanın 6 günü (kimi zaman günde çift) antrenmanım oluyor. Bütün antrenmanlarımı haftada en az iki tane olacak şekilde yapıyorum. Beslenmeme ve dinlenmeme dikkat ediyorum.  İş saatlerimin ve sosyal hayatımın içinde antrenmanları sürdürmek güç. İşten ödün veremeyeceğim için mecburen sosyal hayatımdan ödün veriyorum.

İş hayatı ile beraber bu sporu yürütmek çok zor olsa gerek. Bu konudaki zorluklar neler, mesela iş yerinden destek görüyor musun?

İş hayatınızın içinde bu sporu yürütmek tamamen yaptığınız işle paralel oluyor. Ben öğretmen olduğum için çalışma saatlerim daha makul; ancak ikinci dönem hafta sonu işlerimiz yoğun; bu nedenle hafta sonu uzun antrenmanları kaçırabiliyorum. Genellikle şehir dışındaki yarışlardan pazartesi sabahı dönüp direkt okula gidiyorum. Bunu kendi isteğimle yapıyorum kimseyi de bunun için zor durumda bırakmak istemem. Bu nedenle iş yerimden izin almak istemiyorum. Moral ve motivasyon olarak iş arkadaşlarımın takdirini ve desteğini her zaman hissederim.

Pahalı bir spor mu? Harcamaları nasıl karşılıyorsun, bir sponsorun var mı?

Evet triatlon pahalı bir spor. Bisiklet, spor ekipmanları, yüzme havuzu, kışın güç antrenmanlarını yapmak için salon, antrenör, beslenme koçu, yarışlar, konaklamalar gibi bir sürü harcamayı planlamak zorunda kalıyorsunuz.

Sponsor desteği çok önemli, benim sponsorum yok olmasını çok isterdim, bu işi kendi çapında kendi imkânlarıyla yapan kadın sporculara destek olmak isteyen firmalarla ve kişilerle tanışmayı çok isterim.

Çalışan anneler de bu sporun içinde yer alabilir mi?  

Kesinlikle yapabilir. Ben bu işte çok başarılı çalışan ve çocuğu olan kadın tanıyorum yeter ki istesinler ve kendilerine zaman ayırabilsinler, her şey mümkün oluyor.

İlk günden bugüne kadar bu spor sana ne verdi? Maddi ve manevi anlamda…

Maddi anlamda her hangi bir karşılığını almadım; almadığım gibi fazlasıyla harcama yaptım. Ancak manevi anlamda bana verdiği haz hiçbir şekilde hiçbir miktarla eşit tutulamaz. Finish kapısından geçtiğiniz anda işler ne kadar kötü ve planınızın dışında geçse bile duyulan mutluluk kesinlikle parayla ölçülemez.

hedef

Bugüne kadar katıldığın yarışlar neler?

Koşu yarışlarında yarı maraton(21k), 15, 10 ve 5k lık yarışlara katıldım. Triatlonda ise sprint mesafelerinde koştum ayrıca geçen yıl yapılan Gloria Ironman Turkey 70.3 relay(takım), bu senekinde ise bireysel yarıştım.

finish

Çevrenin ve ailenin yaptığın spora bakışı nasıl?

Bu işi yapmak isteyenlere tavsiyem aile desteğini arkalarına almaları çünkü aile, eş desteği olmadan bunu yürütmek çok zor. Benim ailem başta bu yaptıklarıma pek anlam veremedi; ancak bendeki olumlu izleri gördükçe sanıyorum azmime saygı gösterip desteklerini hep hissettirdiler.

Bu sporda kendini nerede görüyorsun hedeflerin neler?

Ben daha yolun başındayım, bu işe gönül vermiş ve çok başarılı olan insanlar var kendime örnek aldığım. Ben de gelişiyorum. Geçen senenin sonunda kesintisiz 1.900m yüzmek benim için çok uzak bir hedefti ama çalıştım, uğraştım ve başardım. Hedefim derecelerimi iyileştirip sağlığım ve yaşantım izin verdiği sürece bu sporu yapmak. Takım arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Bu sayede benim gelişimime katkısı olan çok iyi insanlar tanıdım.  Bu işi yapmak için olan çevrenizden uzaklaşırken başka başka insanlar tanıyorsunuz, herkesin benzer hikâyeleri var,  kendimi güçlü ve mutlu hissettiğim bu da benim hikâyem. Yeni yarışlar, hedeflerle ve süreçlerde yoluma devam edeceğim.

img_8662

 

 

 

No Comments

Leave a Reply

Berlin in Berlin ödül almış, ödülden çok filmdeki erotik sahne konuşuluyor, Uğur Mumcu öldürülmüş…Nihan’ın iki ülke ve 20 yıllık zaman dilimini kapsayan hikayesinin arka fonunda Türkiye’nin o yıllardaki sosyal ve siyasi panoraması var…

Kitabı okurken Banu Tozluyurt’un tanınmış yazarlara; bir Banu’luk yer açın ben geliyorum diyen ayak sesleri duyuluyor…

Nihan, Kamer ve Seval’i babaları cumartesi günleri halaları Ayla’nın oturduğu Kadıköy’e götürürdü. Belki de balıkçılar çarşısında balık alırken yanlarından geçtiniz. Ya da Üsküdar’dan Nihan’la aynı vapura bindiniz, yanyana oturdunuz… Hikayedeki gerçeklik duygusu o kadar geçiyor ki insana sokakta yürüyen bir genç kıza acaba bu Nihan’mı diye bakabilirsiniz…

Lale Celepoğlu

D & R    /    İdefix    /    Kitap Yurdu    /    Babil.com