Browsing Category

Ne Pişirsek

  • Ne Pişirsek

    >ZEYTİNLİ AÇMA

    > Tam sonbaharın ortasındayız. Yavaş yavaş kışa doğru yaklaştığımızı yanan kaloriferden, sokaklarda atkılara bürünmüş insanlardan ve erken kararan havadan anlıyorum. Deniz, güneş, kum artık geride kaldı ve bir sonraki yazın hayallerinde. Kış demek benim…

    18 Ekim 2006
  • Ne Pişirsek

    >KIZARMIŞ DOMATESLER

    >Ne güzeldi “Kızarmış Yeşil Domatesler” filmi. En beğendiğim ilk on film içinde yer alır bu dostluk filmi. Üniversitedeki ilk yılımdı galiba izlediğimde. Hey gidi günler. Kızarmış yeşil domates yerine kızarmış kırmızı domateslerden bahsedeceğim ama…

    21 Eylül 2006
  • Ne Pişirsek

    >MEKSİKA SALATASI

    > Geçtiğimiz pazar babalar günü nedeniyle güzel bir sofra hazırlamıştık Sapanca’da. Daha çok da salataya ağırlık vermiştik menümüzde. Semizotu salatası, kısır ve meksika salatası. Annemin Beypazarı’ndan aldığı meksika fasulyelerini gerçekten nerede kullanırız diye düşünüp…

    21 Haziran 2006
  • Ne Pişirsek

    Bir kahvenin bin yıl hatırı varmış

    “Gönül ne kahve ister ne kahvehane, gönül muhabbet ister kahve bahane.” Ne güzel ne anlamlı bir söz. Erkan içmese – o da kırk yılda bir hafta sonları – eve türk kahvesi alacağım bile yok.…

    09 Mayıs 2006
  • Ne Pişirsek

    >ŞEKERPARE

    >En sevdiğim tatlı, en sevdiğim roman ve dizinin baş karakteri. Feride-şekerpare- Çalıkuşu’nun güzel, masum, asi kızı. Çocukken ilk kez kendi kendime yaptığım tatlı. Nerden geldi aklıma bilmiyorum ama uzun zamandır yapmadığım bu tatlıyı yapmak…

    20 Mart 2006
  • Ne Pişirsek

    >DEĞİŞİK BİR TAT

    > Sevgililer Günü kutlanır da yemek yenmeden olur mu? Önceden planlamıştım ne yapacağımı. Sağolsun Eltoş Burcu’nun o kadar güzel ve değişik tarifleri var ki, iki seçeneğim onun yemek listesinden oluştu. Fava ve nar ekişili…

    15 Şubat 2006

Berlin in Berlin ödül almış, ödülden çok filmdeki erotik sahne konuşuluyor, Uğur Mumcu öldürülmüş…Nihan’ın iki ülke ve 20 yıllık zaman dilimini kapsayan hikayesinin arka fonunda Türkiye’nin o yıllardaki sosyal ve siyasi panoraması var…

Kitabı okurken Banu Tozluyurt’un tanınmış yazarlara; bir Banu’luk yer açın ben geliyorum diyen ayak sesleri duyuluyor…

Nihan, Kamer ve Seval’i babaları cumartesi günleri halaları Ayla’nın oturduğu Kadıköy’e götürürdü. Belki de balıkçılar çarşısında balık alırken yanlarından geçtiniz. Ya da Üsküdar’dan Nihan’la aynı vapura bindiniz, yanyana oturdunuz… Hikayedeki gerçeklik duygusu o kadar geçiyor ki insana sokakta yürüyen bir genç kıza acaba bu Nihan’mı diye bakabilirsiniz…

Lale Celepoğlu

D & R    /    İdefix    /    Kitap Yurdu    /    Babil.com