Browsing Category

Ne Pişirsek

  • Ne Pişirsek

    >Benim domateslerim…

    >  Ne kadar faydalı olduğunu ilk kez annemin 2003 deki rahatsızlığından sonra anladım. Doktoru, özellikle mevsiminde yenilecek olan domatesin faydasını anlata anlata bitiremiyordu. Öyle çok meraklısı değilimdir aslında hele yumuşak, renksiz olanlarını çok sevmem.…

    25 Eylül 2011
  • Ne Pişirsek

    >Frenk yemişi

    > Bu yaz çok şey öğrendim, bilgi dağarcığım, kelime haznem, yemek kültürüm ve daha pek çok yönüm gelişti gezdiğim gördüğüm yerler sayesinde. Yeri gelince her birinden bahsedeceğim ama paylaşmadan geçemeyeceğim harika bir tatla tanıştım…

    04 Eylül 2011
  • Ne Pişirsek

    >KUŞ LOKUMU

    > Çocukluğuma dair hatırladığım en güzel karelerden biri…Okul çıkışı varsa cebimde azıcık param, kapı önünde gazete kağıdından yapılmış küçük kese kağıdında satılan rengarenk lokumlardan alışım. Kuş lokumu, kuş gibi minicik lokumlar. Hatta dersin bitmesini…

    14 Haziran 2011
  • Ne Pişirsek

    >Çikolatalı Makaron

    > İlk olarak Fransaya gittiğimde denemiştim makaronu ve hayran kalmıştım. O tadı yıllar sonra Türkiye’de Beyaz Fırında ilk olarak denediğimde yine tadı damağımda kaldı ama hiç yapılabileceğini düşünmemiştim…Sanki yapanlar iki gözlü iki kollu değil,…

    04 Mart 2011
  • Ne Pişirsek

    >Aylardan ne ayı?

    > Çokkkk heyecanlıyım çok, akşam başlayan ön çalışmalarım sabah şekillenmeye başlayacak ve bir kaç saat sonra harika bir manzara beni bekleyecek ve tabi kısmeti olan yakınlarımı, tanıdıklarımı, tanımadıklarımı. Dün akşamdan yarım kilo buğday sekiz…

    13 Aralık 2010
  • Ne Pişirsek

    Şarapla peynirin uyumu

    > İşim gereği çok fazla seyahat ettiğimden çok da değişik yerlerde kalıyorum. Otellerin kendine özgü tasarımları, misafirperverlikleri, sunumları….İzmir’de kaldığım bir otel, yemek masalarının üzerine yemek yerken okumanız için , üstünde anlamlı sözler, şiirler, bilgiler…

    11 Ekim 2010

Berlin in Berlin ödül almış, ödülden çok filmdeki erotik sahne konuşuluyor, Uğur Mumcu öldürülmüş…Nihan’ın iki ülke ve 20 yıllık zaman dilimini kapsayan hikayesinin arka fonunda Türkiye’nin o yıllardaki sosyal ve siyasi panoraması var…

Kitabı okurken Banu Tozluyurt’un tanınmış yazarlara; bir Banu’luk yer açın ben geliyorum diyen ayak sesleri duyuluyor…

Nihan, Kamer ve Seval’i babaları cumartesi günleri halaları Ayla’nın oturduğu Kadıköy’e götürürdü. Belki de balıkçılar çarşısında balık alırken yanlarından geçtiniz. Ya da Üsküdar’dan Nihan’la aynı vapura bindiniz, yanyana oturdunuz… Hikayedeki gerçeklik duygusu o kadar geçiyor ki insana sokakta yürüyen bir genç kıza acaba bu Nihan’mı diye bakabilirsiniz…

Lale Celepoğlu

D & R    /    İdefix    /    Kitap Yurdu    /    Babil.com