Çocuk - Ergen

Çocuk Kitaplarında Sansüre Karşıyım

25 Kasım 2017

Kesinlikle başlığı doğru okudunuz, çocuk kitaplarında sansüre karşıyım. Kelime anlamına baktığınızda sansür;

1.sinema ve tiyatro yapıtlarının, her türlü yayımın ve yayının hükümetçe önceden denetlenmesi işi, bunların oynanmasının, gösterilmesinin, yayımlanmasının izne bağlı olması.

2.bu denetleme işini yapan kimse ya da kurul

Tanım bu olunca da aklıma şu sorular geliyor, denetleyecek kişi ne kadar uzman, kendi fikirleri dışında başka fikirlere/konulara ne kadar açık, objektifliğini ne kadar koruyabilecek? Bu sansür işini yapacak kurul kimlerden oluşuyor, benim çocuğumu nasıl benden daha iyi tanıyıp onun okuyacağı kitaba karar verebilir.

Nereden geldi aklıma bu yazıyı yazmak; geçenlerde bir imza kampanyası düştü posta kutuma, Çocuk Kitapları Psikologlar Tarafından Denetlensin. A tabii dedim, denetlenmeli zaten, abuk sabuk şeyler duyuyoruz kitaplarda. Sonra bi durdum. Bu ara epey duruyorum zaten, çok mutluyum bu arada bu huyumdan. Durdum ve düşündüm, böyle kitapları yayınevleri nasıl basıyor? Asıl görev onların değil mi?

Çocuk kitaplarında sansüre karşıyım çünkü pek çok iyi yazılmış kitabın da arada kaynayacağını ve çocukların iyi eserlerden mahrum kalacağını düşünüyorum. Kitapları denetleyecek kurul, kendi fikirleri dışındakilere açık değilse,  yazarın saçının rengini beğenmiyorsa, fikri sabit ise ki günümüzde çok da karşılaştığımız bir şey bu. Ahlak, değer, niyet…Bunların hepsi kişiye özgü şeylerdir ve doğrusu yanlışı yoktur bana göre. Benim değerlerim ile ilgili çocuğuma okutacağım kitabı en iyi ben seçerim, yani anne baba. Nasıl süt içmenin faydalı bir şey olduğunu anlatan bir kitabı çok severek isteyerek çocuğuna alan anne ile, çocuğunun süt alerjisi olan bir annenin kitabı çocuktan köşe bucak saklaması gibi. Hepsi seçimlerle ilgili.

Zaten hangi ebeveyn çocuğuna niteliksiz kitap seçer ki? Kitabı yazarken uzman kişilerden fikir alan yazarları seçmiyor muyuz, çocuk dilinden anlayanları tercih etmiyor muyuz? O zaman zaten konu ile ilgili ilk görev yazarın. Nitelikli kitaplar yazacak. Kitabı basacak yayınevi, ikinci görev onun. Hangisi çocukların okumasına yöneliktir, uzmanları bunu belirleyecek. En önemli görev ise biz anne babaların. Dediğim gibi, süt alerjisi olan kitap istediği kadar mükemmel olsun, alır mıyız almayız. Çünkü çocuğumuzu tanıyoruz. Çok bilirim, kitapçılarda o minicik sandalyelere oturup, kızıma okuyacağım kitapları önceden hızlı hızlı okuduğumu. Ben almam başkası alır, bana göre yanlış ona göre doğrudur.

Çocuk kitapları için denetim, yazarlarda, yayınevlerinde, okullarda en çok da ebeveynlerde olmalı. Eğer çocuklarımızın okuyacağı kitapları sadece bir takım kurulların kararına bırakırsak, çocuklarımızı sadece o kurulların seçeceği kitapları okumaya mahkum ederiz, yine o kurulların inandıklarına inanmak   zorunda kalacakları gibi.

Bu konuda Defne Ongun Müminoğlu ve Fatih Erdoğan‘ın yazılarını da okuyabilirsiniz.

No Comments

Leave a Reply

Berlin in Berlin ödül almış, ödülden çok filmdeki erotik sahne konuşuluyor, Uğur Mumcu öldürülmüş…Nihan’ın iki ülke ve 20 yıllık zaman dilimini kapsayan hikayesinin arka fonunda Türkiye’nin o yıllardaki sosyal ve siyasi panoraması var…

Kitabı okurken Banu Tozluyurt’un tanınmış yazarlara; bir Banu’luk yer açın ben geliyorum diyen ayak sesleri duyuluyor…

Nihan, Kamer ve Seval’i babaları cumartesi günleri halaları Ayla’nın oturduğu Kadıköy’e götürürdü. Belki de balıkçılar çarşısında balık alırken yanlarından geçtiniz. Ya da Üsküdar’dan Nihan’la aynı vapura bindiniz, yanyana oturdunuz… Hikayedeki gerçeklik duygusu o kadar geçiyor ki insana sokakta yürüyen bir genç kıza acaba bu Nihan’mı diye bakabilirsiniz…

Lale Celepoğlu

D & R    /    İdefix    /    Kitap Yurdu    /    Babil.com