Banu'ca

“CryptoLocker”zedeyim

22 Şubat 2016

CryptoLocker virüsünü duydunuz mu, duymadıysanız başıma gelenleri okuyunca duymuş tanımış ve uzak durmuş olacaksınız. Geçtiğimiz günlerde artık faturam kağıt olarak gelmesin, e-mail olarak hesabıma gönderilsin diye kayıtlı olduğum operatör Turkcell’e bir talimat vermiştim. Sonrasında da işlerime daldım. Bir gün bilgisayarımın başında oturmuş bir seyahat yazısı yazana kadar her şey yolundaydı ta ki o mail gelene kadar. Turkcell’den beklediğim fatura gelmişti fakat o da ne, meblağ epey yüksek. Tamam yurtdışına çıkmıştım o ay ama ona göre tarifem vardı, bu rakam biraz fazlaydı. Her insanın yapacağı gibi detay görmek istedim. Detay için gönderilen adresin uzantısı biraz farklı geldi bana ama sonuçta bir teknoloji şirketinden gelen maildi bu, herhalde farklı bir kod kullanıyorlar dedim. Bir de buna kendimi inandırdım ve dosyayı açmak için epey uğraştım. Birkaç kez bilgisayarım emin misin diye sordu veeeee eminim dedikten sonra….

Ekranda karşıma bir yazı çıktı;

cryptolocker-warning

Bilgisayarınızdaki tüm dosyalar şifrelenmiştir. Şifreyi çözmek için aşağıdaki talimatları izleyiniz.

İnanmadım, hemen birkaç dosya açmayı denedim ama maalesef tüm dosyalarım bembeyaz boş bir sayfaydı. O an ne hissettiğimi tahmin etmeniz çok zor olmamalı. Anılarınız, yazılarınız, işiniz, özeliniz, her şeyinize birileri el koyuyor. İşin daha da tuhafı, size bunları geri vermek için para istiyor. Aslında istemekten öte sizi tehdit ediyor. Önce verdiği tarih ve saate kadar ödeyeceğiniz tutarı söylüyor, eğer o sürede ödeme yapmazsanız fiyatı arttırarak ek süre tanıyor, onu da yapmazsanız dosyalarınızı tamamen siliyor.

Hemen eşe dosta haber saldım tabii, kimisi dosyaları para ödemeden kurtarırsın diyor, kimisi benim de başıma geldi şu kadar ödedim geri aldım diyor, kimisi hiç şansın yok diyor. Eşimin şirketinin bilgisayar ve teknoloji konusunda danışmanı sağ olsun içimi rahatlatıyor ama o da mutlaka para ödeyerek geri alınacağını, daha önce de bu virüsle karşılaşan danışanları olduğunu söylüyor.

İçim rahat etmiyor, siber suçlarla mücadele ekibinden biriyle görüşüyorum. Daha ben anlatırken CryptoLocker virüsü bu diyor ve bugüne kadar bunu çözen bir teknoloji olmadığını söylüyor. Turkcell, TTNet’e aitmiş gibi gözüken çeşitli adreslerden gönderilen,  pdf şeklindeki faturayı indirerek bilgisayara bulaşması sağlanan ve bilgisayardaki bütün dosyaları şifreleyen bu virüs mağdurunun verdiği çok fazla dilekçe olduğunu söylüyor.

Bir an önce karar vermeliyim bir yandan, süre geçiyor. Tam bir mafya ile karşı karşıyayım. Vazgeçeceğim dosyalar var ama vazgeçemeyeceklerim de var. Üstelik süre geçerse bir daha hiçbir bilgiye ulaşamayacağım. IT uzmanına talimat veriyorum ve gerekli süreci başlatmasını istiyorum. İşin daha da enteresan yanı başlıyor.

Öyle bir hesaba para yatırarak anında dosyalarınız geri yüklenmiyor. Bitcoin denilen, benim ilk defa duyduğum bir sistemle elektronik para birimiödüyorsunuz. Daha doğrusu bir yatırım yapıyorsunuz. Sonra burada verilen kodu, onlara yolluyorsunuz ve iki gün içinde yavaş yavaş dosyalarınız geri yükleniyor. Tüm bu süreçte bir muhatap yok karşınızda. Pazarlık edeyim ya da bir hata olursa şu adrese mail göndereyim gibi bir şansınız yok anlayacağınız. Her şey organize edilmiş halde, yani oturduğun hatta oturmadığın yerden para kazanmak, tam da bu aslında.

Tüm dosyalarım geri yüklendi, bu iş için cebimden – ben çok şanslıymışım ya da dosyalarımı beğenmediler, az ödemişim- 1000 TL çıktı. İnsanın kendi emeklerini geri alması için para ödemesi çok içine otursa da başımın gözümün sadakası olsun deyip geçtim fakat bu süreçte biraz da çevremi, iletişim şekillerimizi değerlendirdim.

Empati konusunda o kadar yetersiziz ki, hepimiz ne olduğunu biliyoruz da iş uygulamaya gelince kimse kendini karşısındakinin yerine koyup onun duygularını anlamaya çalışmıyor arkadaş. İşte karşılaştığım bu durumda aldığım tepkiler;

Nasıl açarsın uzantısı farklı dosyayı

Yahu fatura talimatı vermişim, üstüne fatura gelmiş, üstüne meblağ yüksek. İlk defa o şirketten fatura alıyorum, doğal olarak anlayamadım.

Yedekleme yapmıyor musun, nasıl yapmazsın

Yapmamışım işte. O an bana, bunu söyleyerek ne yapmaya çalışıyorsun, beni rahatlatmak mı yoksa kendinin ne kadar zeki, tedbirli olduğunu mu göstermek

Para verilir mi hiç, şifreyi kıranlar vardı

Yok kardeşim, bu virüsü çözecek adam daha yok. Senin dediğin başka virüs olabilir ya da bu virüstür ama sadece pdf, word, jpeg geri geliyordur. Benim videolarım var onların da gelmesi gerek.

Sorması ayıp kaç para verdin?

Evet ayıp sorma, onu da bilme.

Çok haklısın, ne kadar üzülmüşsündür, gerçekten insan kendini çok kötü hisseder demek bu kadar zor mu? Ben kimseden çözüm beklemedim sadece beni anlamlarını istedim.

12 Comments

  • Reply Gezenti Anne 22 Şubat 2016 at 11:10

    Banucuğum çok geçmiş olsun ve başının gözünün sadakası olsun. Sakın Öyle yapsaydım böyle yapsaydım diye düşünme. Bu ne ki? Ben arkadaşım sandığım için facebooktan internet banka internet şifremi vermiştim. Düşününce bu hareketime ben de anlam veremiyorum ama oluyor işte. Başına gelebilecek daha büyük olayların engellenmesi içindir tecrübe olarak kör. Belki bu yazınla pek çok kişiyi bu üzüntüden kurtaracaksın. Bu da büyük bir mutluluk.

    Tekrar geçmiş olsun.

    • Reply Banut 22 Şubat 2016 at 11:16

      Çok teşekkürler Özlem’ciğim. İnsan kendine kızıyor niyeyse, hiç hata yapmamamız gerekiyor ya. sana da çok geçmiş olsun

  • Reply esin 22 Şubat 2016 at 11:57

    canim basinin gozunun sadakasi olsun dosyalarin kurtuldu ya en onemlisi o…bosver kim ne dedi takilma gitsin canim ya….hayat o kadar kisa ki ve senin yapacak bir dolu faydali seyin varken bosa beynini yorma bos laflara :))))

    • Reply Banut 22 Şubat 2016 at 12:00

      çok sağol Esin’ciğim

  • Reply gravyer 22 Şubat 2016 at 14:51

    Rezillik … hayatlarımızın her alanı artık şiddet ! valahi lanet olsun !

    • Reply Banut 23 Şubat 2016 at 11:44

      Gerçekten çok korkutucu Emine Hanım

  • Reply Reyhan Kaboğlu 22 Şubat 2016 at 18:03

    tekrar geçmiş olsun, kimsenin ne dediğini de takma boşver..

    • Reply Banut 23 Şubat 2016 at 11:43

      Artık takmamayı öğrendim. Sana iyi geziler

  • Reply cel 22 Şubat 2016 at 20:49

    Çok geçmiş olsun. Eskiden bu söylediği şeyi yaptığı iddiası ile para sızdıran ama yapmayan yazılımlardan çok vardı. Eşim bilgisayarında böyle bir şey olduğunu söyleyince önce ben de hafife almıştım ama artık bilgisayarlar çok hızlı ve böyle şeyler yapılabiliyor. Ne yalan söyleyeyim ben bizdekinin cryptolocker olması için dua etmiştim – sizin de muhtemelen öğrendiğiniz gibi onda bazı uzantılar kurtarılabiliyor – ama beteri de var ne yazık ki. Velhasıl kelam eşim kime bunu anlatsa “yok canım öyle değildir” mealinde tepkiler alırken “öyle” olduğunu anlatmak bana düştü. Bu empati yoksunluğundan çok bir kadın olarak bilgisayar mecrasında güvenilirliğinizin sorgulanması gibi oluyor bana kalırsa. Eh zaten bu sinir bozucu durumdayken de bunu çekmek istememeniz çok normal.

    • Reply Banut 23 Şubat 2016 at 11:43

      Çok çok geçmiş olsun. Daha neler göreceğiz bilmiyorum, bu teknoloji hem çok güzel hem çok kötü

  • Reply Hafize Süalp 23 Şubat 2016 at 08:48

    Banu’cuğum çok geçmiş olsun. Çok üzüldüm. Yaşadığın gerçekten çok yıpratıcı ve üzücü. Bu durumu paylaşıp, uyarıda bulunduğun için çok teşekkür ederim. Yazını hemen eşime okutacağım çünkü o da teknolojiyi yoğun kullanan biri bu tür konularda.

    • Reply Banut 23 Şubat 2016 at 11:42

      Evet Hafizecim mutlaka paylaş ki kimse yaşamsın. Çok sevgiler

    Leave a Reply

    Berlin in Berlin ödül almış, ödülden çok filmdeki erotik sahne konuşuluyor, Uğur Mumcu öldürülmüş…Nihan’ın iki ülke ve 20 yıllık zaman dilimini kapsayan hikayesinin arka fonunda Türkiye’nin o yıllardaki sosyal ve siyasi panoraması var…

    Kitabı okurken Banu Tozluyurt’un tanınmış yazarlara; bir Banu’luk yer açın ben geliyorum diyen ayak sesleri duyuluyor…

    Nihan, Kamer ve Seval’i babaları cumartesi günleri halaları Ayla’nın oturduğu Kadıköy’e götürürdü. Belki de balıkçılar çarşısında balık alırken yanlarından geçtiniz. Ya da Üsküdar’dan Nihan’la aynı vapura bindiniz, yanyana oturdunuz… Hikayedeki gerçeklik duygusu o kadar geçiyor ki insana sokakta yürüyen bir genç kıza acaba bu Nihan’mı diye bakabilirsiniz…

    Lale Celepoğlu

    D & R    /    İdefix    /    Kitap Yurdu    /    Babil.com