Karadeniz Ne İçsek / Ne Yesek Yurt İçi

Değirmenci Konak

24 Mart 2009

 

Yok başka eşi Safranbolu’da dersem inanın abartmış olmam. Daha önceden Safranbolu’ya gitmişliğim vardı ama gece konaklamamıştım ve Kastamonu dönüşü çok istedim bir gece de Safranbolu’da kalmayı. Arkadaşımız Levent, “sizi öyle bir konağa götüreceğim ki hayran kalacaksınız herşeyine” dediğinde, eh işte eski taş bina, organik gıdalar filan herhalde dedim içimden. Akşamın ilk saatlerinde hava biraz kararmıştı ki, Safranbolu’nun tarihi çarşısının içinden geçip yukarı doğru tırmandık ve dar arnavut kaldırımlı sokaklardan geçip Değirmenci Konağın önünde durduk, kapıda bizi konağın sahiplerinden has Safranbolu’lu Ahmet Bey karşıladı ve içeri girdiğimizde bizi karşılayan güzel ve güleryüzlü hanımlara mı yoksa tarih kokan harika restore edilmiş konağa mı baksak şaşırdık kaldık. Çölde bir vaha demişler ya kendi sitelerinde, hakikaten öyle. Servet Hanım, dünya tatlısı bayan otelin sahiplerinden. Ahmet Bey’in kayınvalidesi, Hülya Hanımın annesi, Yasemin’in de anneannesi ama anneanne dediğime bakmayın 25 liklere taş çıkartacak güzellik ve enerjiye sahip. Ahmet Bey ve Hülya Hanım İstanbul’da yaşıyorlar ama kızları Yasemin’in anneannesinin yanında okuması nedeniyle haftasonları hep Safranboludalar.

Servet Hanım ile konağın en üst katındaki geniş salonda yaptığımız ve tadı damağımda kalan sohbetten anladığım kadarıyla, bu konak 152 senelik bir rum eviymiş. Servet Hanımlar 4 yıl önce konağı satın almışlar, restore etmişler ve 2 yıl önce de otel olarak işletmeye başlamışlar. En iyi restore edilen ev yarışması kapsamında Değirmenci Konak restorasyonuyla 2007 Koruma Onur Ödülü almış.
 
Daha önce yaşayan ve şu anda Yunanistan’da olan konağın önceki sahiplerini de bulmuş Servet Hanımlar ve Yunanistan’da onları evlerinde ziyaret etmişler, anlata anlata bitiremiyor dostluklarını, Türkçe konuşmalarını. 15 yaşında Türkiyeden giden konağın genç kızı Fanni Teyze şimdi 77 yaşındaymış.
Konakta 7 oda var bir tane de suit oda var ki çok ama çok özel. Odaların isimleri de Servet hanımın çocuklarının ve Yunanistandaki dostlarının isimlerini taşıyor.
 
 
 
Servet Hanım o kadar pozitif bir insan ki, konağa girer girmez onun sıcaklığını, anaçlığını hissediyorsunuz. Akşam yemeğinde Servet Hanımın kızkardeşinin yaptığı mantıyı yerken konağın torunu Yasemin’in bize verdiği piyano resitali de mükemmeldi doğrusu. Akşam yemeği dedim ama konakta oda kahvaltı sistemi var ama biz dedim ya biraz özeldik o akşam ve ertesi sabah. Bir pazar kahvaltısı bu kadar mı güzel olur, Servet hanımın yaptığı harika reçeller, cam seralarında yetiştirdikleri domatesler, kendi ağaçlarından toplayıp kuruttukları dutlar, harika bir meyve topu…. ama sürpriz…bükme…Ahmet Bey’in annesinin içini hazırladığı ve başka bir köyde özel fırında pişen bükmenin tadına doyulmadı doğrusu. Dedim ya özeldik diye , bu da bize özeldi gerçekten.
 
 
 
 
Arasta kahvesiyle, yemenicileri, bakırcılarıyla aklımda her zaman en güzel haliyle kalan Safranbolu’da şimdi Servet Hanım ve Değirmenci Konak da var artık. Yolunuzu bir hafta sonu Safranbolu’ya çevirin, gezin tozun ve Değirmenci Konağa gidin ama benden selam söyleyin, laf aramızda konuk ağırlamakta mükemeller ama biraz içlerinin ısınması gerekiyor orada kalmak isteyenlere.

No Comments

Leave a Reply

Berlin in Berlin ödül almış, ödülden çok filmdeki erotik sahne konuşuluyor, Uğur Mumcu öldürülmüş…Nihan’ın iki ülke ve 20 yıllık zaman dilimini kapsayan hikayesinin arka fonunda Türkiye’nin o yıllardaki sosyal ve siyasi panoraması var…

Kitabı okurken Banu Tozluyurt’un tanınmış yazarlara; bir Banu’luk yer açın ben geliyorum diyen ayak sesleri duyuluyor…

Nihan, Kamer ve Seval’i babaları cumartesi günleri halaları Ayla’nın oturduğu Kadıköy’e götürürdü. Belki de balıkçılar çarşısında balık alırken yanlarından geçtiniz. Ya da Üsküdar’dan Nihan’la aynı vapura bindiniz, yanyana oturdunuz… Hikayedeki gerçeklik duygusu o kadar geçiyor ki insana sokakta yürüyen bir genç kıza acaba bu Nihan’mı diye bakabilirsiniz…

Lale Celepoğlu

D & R    /    İdefix    /    Kitap Yurdu    /    Babil.com