Fransa Yurt Dışı

Euro Disney’e ne zaman, nasıl gidilir?

19 Temmuz 2012

Çocuğunuz varsa tatil öncelikleriniz de ona göre şekilleniyor. Mesela yazın ortasında Disneyland’a gitmek gibi bir düşüncemiz hiç olmadı yıllarca, çocuktan sonra temmuz ayında Disneyland Paris’te bulduk kendimizi. Gerçi ülkemiz kavurucu sıcakları yaşarken, serin serin dolaşmak da fena olmadı doğrusu. Dönüşte o kadar çok çocuklu arkadaşımdan soru geldi ki gezimiz hakkında, bu yazıyı yazma gereği duydum. İşte bizim 2 gecelik Disneyland maceramız başlıyor…

 

İlk kez on dört yıl önce gitmiştim Paris’e ve oradan da günü birlik Disneyland’a. Bırakın anne olmayı evli bile değildim o yıllarda, dolayısıyla Paris de bir başkaydı Disneyland da. Bu kez çocuğum ve eşimle gittim ve en az o yıllardaki kadar zevk aldım. Oldum olası lunaparklardaki o, heyecanı doruğa çıkartan aletlere binmekten hoşlanmamışımdır, dolayısıyla ilk gittiğimde Disneyland’a basit, heyecanı az olan aktivitelere katılmıştım. Ama bu kez hem eşimin hem kızımın heyecanı birleşince hepsine binmek zorunda kaldım ve çoğu zaman hayatım film şeridi gibi gözümün önünden geçti.

Yıllardır kızımın belli bir yaşa daha doğrusu belli bir boy ölçüsüne gelmesini bekliyorduk bu seyahat için. Çünkü çoğu alete binebilmek için belli bir boy sınırı gerekiyor. 8 yaşını bitirip 9’a gireceği temmuz ayının doğum günü olmasını fırsat bilip, ona bir hediye olarak bu seyahati planladık. Tabi bizim kızımızın boyu biraz yaşıtlarına göre kısa olduğundan biz bu kadar bekledik ama olgunluk ve yorulma derecesi açısından da bence bu yaşlar iyi Disneyland gezisi için. Nice uzun boylu çocuğun yorgunluktan yaptığı hırçınlıkları görmedik değil, ya da alışverişe dalıp şeker oyuncak almaktan gezemediğini…

Öncelikle Disneyland’a bir tur aracılığıyla gitmenize hiç gerek yok. Biraz İngilizceniz biraz da yön duygunuz varsa ulaşım da konaklama da çok kolay. Fransızcanız varsa zaten herşey sizin için. Kalacağımız Dream Castle Oteli’ni booking.com dan çok uygun bir fiyata ayarladık günler öncesinden. Disneyland Otelleri diye geçen birkaç otelden farkı fiyatı. Oldukça uygun anlamında. Bir de sanırım, havalimanından bindiğimiz kırmızı Disneyland otobüsleri, bu otellere uğruyor hepsi bu. Yoksa tüm oteller Disney Park’a aynı uazklıkta. Ama siz yine de ben bir Disneyland Otelinde kalacağım derseniz, dışarıdan görüp beğendiğim New Port Otel’i tavsiye ederim.

Charles de Gaulle Havalimanı’na inip dışarı çıktığınızda karşına çıkacak Disneyland shuttle ile sizi Disneyland’a götürecek kırmızı otobüse çok kolay ulaşıyorsunuz. Bu shuttle bedava. VEA adlı otobüsler ile yetişkin 17 euro çocuk 13 euroya çok rahat bir şekilde Disneyland ana istasyona ulaşıyorsunuz. Tren tercih ederseniz , havalimanından 2E ve 2F terminallerden RER treniyle Marne La Velle’e yani Disneyland’ın olduğu bölgeye kolayca gelirsiniz. Yok eğer ben rahat rahat geleyim diyorsanız 100 euro taksi, ya da otelle irtibata geçip kendinizi havalimanından 70-80 euroya aldırabilirsiniz. Kalabalık aileler için bu daha ekonomik olabilir. Biz kırmızı otobüslerle ana istasyona gelip, oradan da otelimizin otobüsüne binip kolayca ulaştık kalacağımız Dream Castle ‘a. Bu arada Disney Park ve otel arası tüm otobüsler ücretsiz. 20 dakikada bir otelin önünden otobüs kalkıyor parka, ama siz beklemek istemezseniz  kişi başı 5 euroya taksi de çağırabilirsiniz. Bu arada otel saat üçten önce odaya girişi kabul etmiyor. Bavulları bırakır bırakmaz biz kendimizi parka attık bu nedenle. Transfer olayını artık bırakıp izninizle parkı anlatmaya başlıyorum:

Amerika Orlando’daki Disneyland’ın küçük bir versiyonu olan Euro Disney, Fransa’nın Marne la Velle bölgesinde 1992 yılında  100 dönüme kurulmuş, Avrupa’nın en büyük eğlence parkı. Yani bu yıl yirminci yıldönümü. Eşim Orlando’dakini de gördüğünden “burası da birşey mi”  sözünü sıkça kullansa da bence Paris Disneyland büyüklük ve gezme kolaylığı açısından ideal. İki günde dolaşmaktan, sıra beklemekten perişan olduk daha büyüğünü düşünemiyorum, gerek var mı açıkçası ondan da emin değilim şahsen. Zaten konu hakkında uzman kişiler, büyüklük ve alan yerleşimi açısından Disneyland Paris’in Orlando’ya göre çok daha düzenli olduğunu söylüyor.

Biz biletleri önceden, tüm bilgileri edindiğimiz http://www.disneylandparis.com/ adlı siteden aldık ama hiç gerek yokmuş almaya. Zaten internetten kağıt çıktısı aldığınız için, kolay taşımak açısından küçük kart bilete çevirmek için aynı sıraya giriyorsunuz. Buna da gerek yok, kalacağınız otelde, tren istasyonlarında her yerde biletler satılıyor ve aynı fiyat. Kaç gün kalacaksanız ona göre toplu bilet almak da fayda var. Biz iki gün için 2 park dahil biletlerden aldık. İki gün de aynı biletleri kullandığınızdan ailenin en güvenli ve düzenli kişisinde kalması uygun olur biletlerin. Biletlerin en güzel yanı, girişte okutuyorsunuz ve bir daha hiç ihtiyacınız olmuyor herşeye giriş serbest içeride.

 

Euro Disney üç alandan oluşuyor: Disneypark, Walt Disney Stüdyoları ve Disney Village. En büyük alan Disneypark. Biz ilk günü buraya ayırdık ama tabii yetmedi, ikinci günün de bir kısmı bu parkta geçti. Parkta beş bölüm var. Girişte Main Street; kafelerin, restoranların, mağazaların olduğu ana cadde. Tam bir karnaval caddesi. Değişik mimarideki binalar, rengarenk mağazalar, canlılık adına herşey var bu caddede. Frontierland, tam bir kovboy kasabası. Adventureland, macera şehri. Indiana Jones, Karayip korsanları hepsi burada. Fantasyland, tam bir masal diyarı. Peter Pan’dan Pinokyo’ya Uyuyan Güzel’den Pamuk Prenses’e hepsi burada tam kızım ve benim için. Discoveryland, bizim beye göre. Geleceğe yönelik herşey, astronomi, uzay ne ararsanız burada. Her bir alanda çok değişik binilecek trenler, aletler var hani şu adına roller coaster denilen, benden uzak olsun dediğim…

Şunu söyleyebilirim ki, boyu 100 cm. in altında olan çocuklar için Disneyland çok erken. Fantasyland ve etrafta gezinen masal kahramanları dışında çok zevk alacağı birşey yok o yaş /boy için. Bir de parkları görüp, binmek isteyip de kurallardan dolayı binemeyeceğini düşünürsek eziyet bile olabilir. Sıra beklemek de çabası. Yeri gelmişken Disneyland, sabrınızın sınırını ölçmek için ideal bir yer. Özellikle popüler aktiviteler için 1 saat ile 1,5 saat sıra beklemeyi şimdiden göze alın. Hafta sonu gittiyseniz haliniz harap, bu nedenle hafta içi orada olmaya özen gösterin. Sıra beklerken, daracık koridorlarda sıkışık alanlarda beklemeyi de göze alın, yeri geliyor kolunuzu kıpırdatamayacağınız alanlarda bekliyorsunuz. Bu durumda kaç yaş çocuk için ideal Disneyland’a gitmek siz karar verin.

Frontierland’daki Big Thunder Mountain (tüm göl çevresini gezen ve en tepeye çıkan korkunç tren) için boy sınırı 102 cm. Discoveryland, Space Mountain için 132 cm. Adventureland Pirates Beach için 140 cm. Indiana Jones için 140 cm. Disney Stüdyodaki Crush Coaster için 98 cm. Öyle etrafta gezeyim, göreyim cinsinden birşey yok. Zaman zaman yapılan geçit törenleri var ki, tüm kahramanları bir arada görebiliyor, tanışma imkanı buluyorsunuz, çok hoş. Çoğunlukla oyun alanlarında araçlara biniyorsunuz. Bunlardan az önce boy ölçülerini verdiklerim en çok ilgi gören, en heyecanlı olanlar. Benim için en korkutucuları da diyebiliriz. Bir de masal kahramanlarını görebileceğiniz gemiler, tekneler, tüneller var ki bunlar en renkli ve en dinlendirici olanları. Bizim lunaparklardaki atlı karıncalar, dönen fincanlar burada da var ve yine hepsinde çok fazla sıra. Binmiş olmak için bindiklerimiz genelde bu lunapark tarzı olanlar oldu ama kısa sürede olsa dinlenmiş oluyorduk bunların içinde. Allahtan kızım, bu aktivitelerden de zevk alıyordu ki hep heyecanın doruk olduğu trenlere binmek zorunda kalmadık.

 

Bazı aktivitelerin başında FP işareti var kırmızıyla. Fast Pass yani hızlı geçiş denilen bu biletlerle daha az sıra bekleyerek öncelikli olarak giriyorsunuz. Çok sıra olan aktiviteler için oldukça zaman kazandırıcı bu sistemi, parkta geçireceğiniz zaman kısıtlıysa kullanabilirsiniz. Tabii belli bir bedeli var bu hizmetin. Yalnız dikkat, her aktivite için geçerli olmadığı gibi, geçerli olanlarda da saat aralıkları var. Bu zaman dilimlerinde fast pass oluyor. Gireceğiniz aktivitelerin kapılarında , sıraya giriş anınızdan itibaren tahmini bekleme süreleri yazıyor. Beklerim ne olacak derken iyi düşünün, dediğim gibi sıra beklediğiniz alanlar öyle her zaman açık hava, ferah ortamlar olmayabiliyor. Kapalı, dar, sıkışık alanlarda kalmaktan sıkılan varsa dikkat derim.

Walt Disney Stüdyo Park, Disney Park’a göre daha küçük. Beş saatte bu parkı rahatça gezebilirsiniz. Biz, ikinci günümüzün yarısını bu parka ayırdık ve geri kalan da yine Disney Park’da vakit geçirdik. Stüdyo Park’ta en çok rağbet gören, Rock’n Roller Caoster. Açıkçası ben şansımı Crush Coaster’da kullandığım için, ikinci kez aynı cesareti gösteremedim. Kızımın boyu zaten yetmiyordu ve eşim de pek istekli görünmedi bunun için. Hollywood Tower Hotel de, dışarıdan bakıldığında, çığlıkları duyduğumla yetindiğim ve tansiyonumu oynatmaya değer bulmadığım bir aktivite oldu. Ama size tavsiye ederim, heyecan seviyorsanız. Binen pişman binmeyen pişman cinsinden. Stüdyo Park’ta mutlaka bir film setine girin.Kapıdan aldığınız program kağıdında o günün aktivite saatlerine bakın ve yarım saatlik bu şovları kaçırmayın. Biz bir polisiye film çekimi izledik ki, gerçekten bir aksiyon filmi nasıl çekilir yakınen tanık olduk. Kızımın tüm soruları aydınlandı, artık film ile gerçeği daha rahat ayırıyor.

 

Kayıp Balık Nemo’dan esinlenilerek yapılmış Crush’s Coaster heyecan sevenler için birebir. Hayatım film şeridi gibi gözümün önünden geçti, tüm insanlığı affettim bu dakikalarda, yeminler ettim…Ömrümden ömür gitti.

 

Eğer Armageddon filmini izlediyseniz ve bu filmdekileri görmek istiyorsanız size Stüdyo 7’deki aktiviteyi öneririm. RC Racer, Meteor Action da bu bölgedeki kaçırılmayacak aktiviteler. Dediğim gibi Stüdyo Park dah küçük ve daha kısa sürede gezilebiliyor. Stüdyo Park’ın kapanış saati 20:00, Disney Park’ın ise 23:00. Açılış saati her ikisinin de 10:00. Buna göre programınızı kendiniz yapabilir, en uygun zamanda en fazla geziyi yaratbilirsiniz. Bunun için elinizde mutlaka bir Disneyland Haritası ve Aktivite Programı olmalı. Kapı girişinde her ikisini de bulabilirsiniz. Sabah kapıların açılışından yarım saat önce orada olursanız ve ilk olarak en çok sıra olan aktivitelere yönelirseniz daha az sıra bekleyeceğinize garanti veririm.

 

Benim kızım olduğu için mi bilmem, Disney Park bana daha çok kız çocukları için geldi doğrusu. Prensesler, Mickey Mouse, Minnie, Alice Harikalar Diyarı, Uyuyan Güzel…hepsi kızımı alıp başka dünyalara götürdü. Disney Park’ta tüm masal kahramanları ile tanışıp onlarla bir akşam yemeğine hangi kız çocuğu hayır diyebilir? Dine with Disney Royalty at the Auberge de Cendrillon bunun için ideal. Masal gibi bir mekanda masanıza gelen tüm kahramanlarla tanışıyor, konuşuyorsunuz. Tabi bunun için günler öncesinden rezervasyon yaptırmanız şart. Telefonla randevu kabul ediyorlar:

33 (0)1.60304050 numaraları. Bu mekan hakkında bilgilere www.disneylandparis.com adlı sayfanın before visit bölümünden ulaşabilirsiniz.

Park içinde bebek arabası, puset, engelli arabası kiralayabiliyorsunuz. Her aktivite alanının girişinde bu araçlar için özel bir park alanı mevcut. Park çok kalabalık olduğundan, olur da bir kaybolma söz konusu olur diye, çocuğunuza bir buluşma yeri ya da cebine isim, telefon bilgileriniz, kaldığınız otel bilgilerinin yazılı olduğu bir kağıt koymakta fayda var.

 

Son bölüm Disney Village ise parkın hemen girişinde bulunan, biletsiz girebileceğiniz alan. İçinde sinema, Planet Hollywood , yemek alanları gibi mekanların olduğu daha rahat gezebileceğiniz biraz daha AVM niteliğinde bir mekan. Bizim burayı gezecek vaktimiz olmadı açıkçası. Onun yerine Disneyland’a bir durak uzaklıkta bulunan La Valle Village adlı outlete gitmeyi tercih ettik. Otelden bindiğiniz taksi ile beş dakika mesafedeki bu outlet de yok yok. Gezme açısından oldukça ferah olan ve mini bir köyü andıran bu outlette fiyatlar oldukça makul ya da tam indirim zamanına denk geldik biz. Outletin bir bölümündeki yemek alanının hemen altında bulunan akvaryum da son durağımız oldu Disneyland’da.

Bu arada gece kapanışa kalmayı unutmayın. Muhteşem bir gösteriyle kapanış oluyor, ışık gösterileri, havai fişekler, kahramanların barkovizyon görüntüleri, kısacası tam bir karnaval geceleri.

Uzun lafın kısası sadece çocuklar için değil yetişkinler için de güzel, keyifli vakit geçirilebilecek bir yer Paris Disneyland. İki gün yeter mi bence yeter, ama siz üç günü de rahatlıkla doldurabilirsiniz. Mevsim olarak bahar başı ideal derim. Ben kışın yalbaşında gitmiştim bir kez de, o yıla mahsus olsa gerek çok soğuk değildi ama her zaman böyle olmaz Avrupa. Biz bu yıl temmuzda gittik hava hiç de sıcak değildi, hatta arada yağmura yakalandık ve bazı araçlar çalışmadı. Yani kışın giderseniz, bazı aktivitelere katılamayabilirsiniz. Bence ideal zaman bahar ayları ve kesinlikle hafta içi olmalı. Yaş olarak da okuma yazma bilip, laf sözden anlayıp, yorgunluğa tahammülünün arttığı zamanlarda gitmek ideal. Eh Disneyland’a gidip, Paris’e uğramamak olmaz. Vaktiniz ve naktiniz varsa en az iki gece Paris sizi bekler. Emin olun, Disneyland kadar orada da sizin ve çocuğunuzun ilgisini çekecek mekanlar bulacaksınız.

 

Biz mi ne yaptık, trene atladık ve Paris yolunu tuttuk…

20 Comments

  • Reply Tanla @ {BebekveBen.com} 19 Temmuz 2012 at 09:51

    Ikiniz de çok tatlısınız. Mutluluğunuz gözlerinizden okunuyor. Durucuk prenses kıyafeti içinde çok şeker…

    • Reply Banut 19 Temmuz 2012 at 15:38

      Canımsın Tanlacım, çok öpüyorum Can’ı da seni de

  • Reply IŞIN KARA 19 Temmuz 2012 at 09:54

    gitmiş kadar oldum Banucuğum teşekkür ederim.

    • Reply Banut 19 Temmuz 2012 at 15:38

      belki bir gün yolun düşer Işın Abla

  • Reply zeynep goktaş 19 Temmuz 2012 at 11:05

    O kadar güzel ve detaylı anlatmışsın ki, bize sadece yola düşmek kalıyor :) Ellerine, ayaklarına ve yüreğine sağlık Banucum.

    • Reply Banut 19 Temmuz 2012 at 15:38

      Haydi yola o zaman:))

  • Reply Ozlem ERTEM AKTAS 19 Temmuz 2012 at 11:17

    Banu çok güzel ve bilgilendirici bir yazı. Biz de Ağustos’ta gideceğiz kısmetse. Çok işime yarayacak verdiğin bilgiler. Sevgilerle

    • Reply Banut 19 Temmuz 2012 at 15:37

      istediğin zaman ara Özlemcim daha da detay veririm

  • Reply julide 20 Temmuz 2012 at 22:19

    super bir gezi olmus keske zamaninda vaktimiz ve nakdimiz olsaydi cocugumuzu goturseydik amma hicbirsey icin gec degil biz de torunumuzla gideriz belki bir gun

    epey bilgilendirmissin gitmis kadar olduk canim

    durucugumun yasgununu tekrar kutluyor hepinizi sevgi ile opuyorum

    • Reply Banut 20 Temmuz 2012 at 22:22

      torununuzla giderken belki biz de size eşlik ederiz avukatımmm

  • Reply iskender 21 Şubat 2013 at 19:10

    merhabalar bız esımle gıdıcez baska sıtelerde buyuklerın sıkıldıgını okuduk buyukler ıcın aktıvıteler varmı acaba buyuk lunapark oyuncakalrı gıbı hız trenı falan gıbı roller coster donme dolaplar vs. yoksa sadece cocuklara yonelıkmı kısa bır bılgı alabılrısem sevıırım tşkler

    • Reply Banut 22 Şubat 2013 at 07:57

      Eğer heyecandan hoşlanıyorsanız, tabii ki büyükler için de çok aktivite var. Eğer adrenalin, heyecan bana göre diyorsanız mutlaka gidin. Ama size tavsiyem, Paris içinde konaklayıp Disneyland’a günübirlik trenle gitmeniz. Bir gün yeterli olabilirse geri kalan vaktinizi Pariste geçirebilirsiniz

  • Reply Fulya Işıdan 09 Eylül 2013 at 14:16

    Merhaba,
    Verdiğiniz değerli bilgiler için çok teşekkür ederim. Dream castle otel de kalmayı düşünüyorum. Dil bilmesem bile daha önce Paris’e gitmiş biri olarak fazla zorlanmayacağımı tahmin ediyorum. Daha önce bir tur servisinden otelimi ayırtıp, merto ve RER ile otelime varmıştım. Şimdi disneyland a gitmek için de RER kullanmayı düşünüyorum. RER durağından kalacağım otele taksi ile mi gitmek zorundayım? Otelin RER durağından servisleri var mı? Ya da havaalanından gidersem kırmızı otobüslere binip merkeze geldiğimizde Dream castle otelinin servisine bindiğinizi yazmışsınız. Servislere binebilmek için, otelde yerimi ayırtırken her hangi bir şey yapmalı mıyım? Yoksa ücretsiz servisleri olup, dilediğimiz saatte otelimize varabiliyor muyuz? Teşekkürler.

    • Reply Banut 09 Eylül 2013 at 19:18

      Hayır otel için bir şey yapmanıza gerek yok. Otelin önünden geçe otobüs var, otelin kendi servisi çok daha uzun aralıklarla. Çok rahat ulaşımı sağlayacağınıza emin olun. Sevgiler

  • Reply Fulya Işıdan 09 Eylül 2013 at 20:00

    Teşekkürler.

  • Reply Selda ateş 26 Kasım 2013 at 16:14

    Merhaba aslında herşeyi çok güzel açıklamışsanız bizim 6 ve 1 yaşlarında iki oğlumuz var ve bu yüzden tura bağımlı olmak istemiyoruz ama hiç dilimiz yok maalesef Haziran 2014 te gitmeyi planladık ama kararsızlıktan bi adım atamıyoruz Euro disneyin içinde disney Hotel’de varmış orda kalsak 3 gece fazlamı olur Paris’i de gezmek istiyoruz çocuklarla ulaşım nasıl olur yakınlığı nedir kestiremedim Paris merkezli hangi otelde iki çocukla rahat Konaklıyabiliriz.hafta içi gideceğimiz kesin .bilgilendirmeler için şimdiden teşekkürler

  • Reply Çiğdem 22 Şubat 2014 at 12:13

    Disneyland gezisi için yazdığınız bilgiler çok faydalı ve net.Paylastıgınız için cok tesekkur ederim.

    • Reply Banut 23 Şubat 2014 at 13:56

      Çiğdem Hanım, işinize yaradığına çok mutlu oldum

  • Reply funda 09 Ocak 2015 at 13:05

    çok güzel ve bilgilendirici bir yazı olmuş:) Benimde iki tane ufak çocuğum var. Ama sanırım yazdıklarınıza göre daha erken. Paris’e yolum düşerse mutlaka gideceğim. Türkiye’de bu tarz büyüklükte çocuk eğlence alanlarına çok ihtiyaç var. Bende beklerim
    http://hayatimyolculuk.blogspot.com.tr/
    Sevgilerle..

  • Reply Hasan 20 Mayıs 2017 at 18:52

    Merhaba.
    Yazın Harika olmuş. Kendimi orada gibi hissettim. Çok ğüzel bir demetim almışsınız.
    Orada toplam ne kadar harcama da bulundunuz. Belirtirseniz memnun olurum.
    Giriş ne kadar ? Yeme içme ne kasar? Gotle fiyatı.
    Ben iki çocuk ile uğramayı düşünüyorum.
    Şimdiden teşekkür ederim. :)

  • Leave a Reply

    Berlin in Berlin ödül almış, ödülden çok filmdeki erotik sahne konuşuluyor, Uğur Mumcu öldürülmüş…Nihan’ın iki ülke ve 20 yıllık zaman dilimini kapsayan hikayesinin arka fonunda Türkiye’nin o yıllardaki sosyal ve siyasi panoraması var…

    Kitabı okurken Banu Tozluyurt’un tanınmış yazarlara; bir Banu’luk yer açın ben geliyorum diyen ayak sesleri duyuluyor…

    Nihan, Kamer ve Seval’i babaları cumartesi günleri halaları Ayla’nın oturduğu Kadıköy’e götürürdü. Belki de balıkçılar çarşısında balık alırken yanlarından geçtiniz. Ya da Üsküdar’dan Nihan’la aynı vapura bindiniz, yanyana oturdunuz… Hikayedeki gerçeklik duygusu o kadar geçiyor ki insana sokakta yürüyen bir genç kıza acaba bu Nihan’mı diye bakabilirsiniz…

    Lale Celepoğlu

    D & R    /    İdefix    /    Kitap Yurdu    /    Babil.com