Nereye Katılsak

Güçlü Kadınlar

01 Mart 2017

Şanslıyım ki çok var etrafımda güçlü kadınlar. Öncelikle çok güçlü bir kadın annem, en büyük rol modelim. Eskiden zannederdim ki herkesin annesi benimki gibi. Çalışan, kendi parasını kazanan, dimdik duran, okuyan, üreten, yeri geldiğinde on panter gücünde… Etrafımda her çocuğun benim gibi şanslı olmadığını anlamaya başladığımda biraz üzüntü ama daha çok azimle sarıldım hayata. Kendime bir misyon edindim, güçlü kadınlar yaratmak, daha da artırmak için çalışacağım. Çok şükür ki elimden geldiğince vizyonum doğrultusunda işler yapıyorum, pek çok kadına dokunabiliyorum. Kadının Adı Var ve İki Kadın Anadolu’da bunların en bilinenleri.

İşte dün de benim gibi düşünen ve bu yolda çok farklı yerlerden gelip aynı amaca giden pek çok kadını dinleme ve tanıma imkanı buldum, Güçlü Kadınlar Konferansı sayesinde. Hürriyet ve Avon işbirliğiyle düzenlenen ve bu yıl ilki yapılan konferanstaki kadınların kimi çok ünlü, çok eğitimli, çok varlıklı, kimi eğitimini tamamlayamamış, maddi sıkıntılar yaşamış, kimi şehirde kimi köyde yaşayan, kimi zayıf kimi şişman, kimi sarışın kimi esmer, kimi bekar kimi evli ama hepsi ortak sorunları olan ve çözüm yolları arayan kadınlardı.

Dört farklı oturumda gerçekleşen konferansta; Haklarını Bilen Kadınlar,,  Cesur Kadınlar,  İyiliği Yayan Kadınlar  ve  İlham Veren  Kadınlar başlıklarında hepsi birbirinden değerli konuşmacılar nefis hikayeler anlattılar. Örneğin “Cesur Kadınlar” panelinde konuşan KAGİDER Başkanı Sanem Oktar, dokuz girişiminin olduğunu ve ikisinin battığını söyledi. Oysa dışarıdan bakınca başarı ona altın tepside sunulmuş gibi düşünürüz. Leyla Alaton, bugün Türkiye’nin en büyük şirketlerinin birinin başında olan ve doğduğu andan itibaren varlık ve ün içinde yaşayan iş kadını. Hayat ona güzel deriz çoğumuz, doğuştan şanslı diye düşünürüz. Oysa bizim şans diye gördüğümüz pek çok faktörün ona aslında nasıl olumsuzluklar yaratabildiğini söylerken yine de kendi dediği gibi “iflah olmaz bir iyimser”di. Hayatta her zaman B ve C planı olduğunu dile getiren Alaton, sonunda ölüm yoksa her şeyin çaresi vardır diye de ekledi.

Evren, eylemi destekler

Beni en çok etkileyen ve hatta yanımda oturan Yonca Tokbaş ile çoğu zaman o konuşurken göz yaşlarımızı tutamadığımız konuşmacı Samsun Kumköyü İlkokulu Öğretmeni Dilek Livaneli oldu. Evren eylemi destekler sözü benim için dünden kazandığım en büyük hazineydi. Bu düşünceyle yola çıkan Livaneli sadece köy çocuklarını değil, anneler için de yarattığı dönüşüm hikayesini anlattı. Her şeyi devletten, eşten dosttan beklemek yerine nasıl harekete geçtiğini ve bugün dünyanın en iyi 50 öğretmeni arasında olmayı nasıl hak ettiğini gözümüze soktu, yüreğimize kazıdı diyebilirim. Şimdi doğruya doğru, kim o köyde Dilek Öğretmenin yerinde olsa, söylenmeden duramaz. Sürekli yargılar, eleştirir, şikayet eder, beni buraya atadılar, niye ben, der. İşte fark yaratan olmak böyle bir şey. Elindeki imkanlara rağmen, tüm engellere rağmen, tek başına bir kadın olmasına rağmen Dilek Livaneli içindeki cevheri çıkarttı ve hayatın sorumluluğunu eline aldı ve bugün GÜÇLÜ KADINLAR konferansında hikayesini anlatarak pek çok kadına ilham oldu.

Tabii ki daha pek çok kadın konuştu; Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, LL.M Yeditepe Ü.H.F Öğretim Görevlisi İKKB Koordinatörü Nazan Moroğlu , SUTEKS Group Yönetim Kurulu Başkanı, WEPs İş Dünyası Sözcüsü Nur Ger,Big Chefs Cafe & Brasserie Kurucu Ortak & CEO Gamze Cizreli, AVON Temsilcisi Çiğdem Çimen, AVON Türkiye, Ortadoğu ve Kuzey Afrika İletişim Direktörü Hande Orhan, Blogger Ece Kumkale, Üşengeç Şef olarak bilinen blogger Dilek Yeğinsu, oyuncu Demet Akbağ.

Konferansta çok az erkek olması, daha önümüzde çok yol olduğunun bir göstergesi olsa da Avon Türkiye Genel Müdürü Orkun Gül ve Hürriyet İcra Kurulu Başkanı Çağlar Göğüş’ün konuşmaları ve ikisin de kız çocuk babası olarak konuya bakmaları umut verici idi. Bu konferansın Doğan Medya tarafından canlı yayında tüm Türkiye’ye yayınlanmasını çok isterdim. Bir kişi bile faydalansa bir deniz yaratılır kaldı ki televizyon aracılığıyla okyanuslar aşılırdı. Bu da burada bir temenni olarak dursun.

Yonca Tokbaş, Dr. Fatoş Karahasan, Cengiz Semercioğlu‘nun moderatörlüğünde gerçekleşen panellerden oluşan GÜÇLÜ KADINLAR KONFERANSI, tüm konukların ve konuşmacıların toplu ağızdan okuduğu Güçlü Kadın Manifestosu ile sona erdi. Manifestoyu paylaşmadan önce söylemek istediğim şu ki; güçlü bir nesil ancak güçlü ebeveynlerin yetiştirdiği çocuklar ile gelecektir. Güçlü ebeveynler için de güçlü kadınlara ihtiyaç var. Herkesin içinde mutlaka bir cevher var, yeter ki bu cevheri saklamayalım. Paylaşalım. Şimdi kadınlar olarak güçlenme zamanı.

Güçlü Kadınlar Konferansı Manifestosu

  1. Şimdi haksızlıklardan şikayet etmeyi bırakıp haklarımızı bilmezamanı.
  2. Bazen kendi tercihlerimiz, bazen de koşullarımızdır yolumuzu tıkayan… Şimdi cesaretimizi toplayıp ilk adımı atmazamanı.
  3. Hepimiz başarabileceği en azından 1 şey var. Potansiyelimizi keşfetme ve kendimizi onurlandırmazamanı.
  4. Kadınların gücü kalbindekini cömertçe paylaşabilmektir. Şimdi kalbini açma, iyiliği yaymazamanı.
  5. “Sen yapamazsın” diye yıllarca kulağımıza fısıldanmış. Şimdi hem kendimizi hem birbirimizi “Yapabilirsin” diyerek yüreklendirme zamanı.
  6. Her kadın aslında bir başarı hikayesidir. Kendi hikayemizin kahramanı olmazamanı.
  7. Güvenen, azimli, cesur, iyiliği yayan, umut veren kadınlar olarak harekete geçip çalışmazamanı.

 

6 Comments

  • Reply Julide 01 Mart 2017 at 17:36

    Manifestoya bütün kalbimle katılıyorum

    • Reply Banut 02 Mart 2017 at 15:27

      kalbini yerim senin

  • Reply Nur 01 Mart 2017 at 23:03

    Sevgili Banu,
    Dünyaya biraz daha erken gelseydim, şu teknoloji ile daha önce tanış çıksaydım yaşadığım hayatın iki katı daha çalışırdım.
    Haklar ve haksızlıklar, kadınlara bakış açıları, kadın çilesi v.b. her zaman ilgim alanında oldu. Biz kendimizi “kadının adı yok” kuşaktan gelme sanırken zamanımızdaki kadınların adı değil kendileri bile yok.
    Neyse, diyeceğim şu ki! harika çalışmalarını(zı) yakından takip ediyor ve çok memnun oluyorum. İstanbul’u terk etmemde ki tek üzüntüm bu tür sosyal çalışmaları uzaktan takip etmek. 8 Mart tarihinde İst. gelirsem sizi seve seve izlemeye geleceğim.
    Sev giler…

    • Reply Banut 02 Mart 2017 at 15:26

      Çok çok teşekkürler. Sizi tanımak çok harika. Bekliyoruz

  • Reply mavianne 06 Mart 2017 at 16:47

    “evren eylemi destekler” bu ne güzel bir sözdür
    işleyen demir pas tutmaz gibi
    Şu iki cümleye ba yıl dım;

    Güvenen, azimli, cesur, iyiliği yayan, umut veren kadınlar
    Şimdi kalbini açma, iyiliği yayma zamanı.

    Çok değerli bunlar
    Bunları aktardığın için çok teşekkürler

    • Reply Banut 06 Mart 2017 at 16:58

      Fatma’cım çok teşekkürler. O güzel sözü Dilek Livaneli’den duydum ben de çok beğendim. İyilik yayan sensin ve herkese örnek olacak güzellikte bir kadınsın. İyi ki varsın canım benim

    Leave a Reply

    Berlin in Berlin ödül almış, ödülden çok filmdeki erotik sahne konuşuluyor, Uğur Mumcu öldürülmüş…Nihan’ın iki ülke ve 20 yıllık zaman dilimini kapsayan hikayesinin arka fonunda Türkiye’nin o yıllardaki sosyal ve siyasi panoraması var…

    Kitabı okurken Banu Tozluyurt’un tanınmış yazarlara; bir Banu’luk yer açın ben geliyorum diyen ayak sesleri duyuluyor…

    Nihan, Kamer ve Seval’i babaları cumartesi günleri halaları Ayla’nın oturduğu Kadıköy’e götürürdü. Belki de balıkçılar çarşısında balık alırken yanlarından geçtiniz. Ya da Üsküdar’dan Nihan’la aynı vapura bindiniz, yanyana oturdunuz… Hikayedeki gerçeklik duygusu o kadar geçiyor ki insana sokakta yürüyen bir genç kıza acaba bu Nihan’mı diye bakabilirsiniz…

    Lale Celepoğlu

    D & R    /    İdefix    /    Kitap Yurdu    /    Babil.com