Banu'ca

Hoş geleceğini sanmıştım 2017

01 Ocak 2017

Dün, 31.12.2016 ve bu saatler yani 18:05 suları. Kartepe’de sezonun açılışını yapıp, gün boyu kaymış, akşam olup Sapanca’daki evimize dönmüşüz. Şöminedeki odunların yanarken çıkardığı çıtır çıtır sese, demlenen çayın kokusu karışıyor, yaramaz kedimiz Mia’nın bile rehavetten ve sıcaktan gözünü açamadığı, köpeğimiz Pamuk’un balkonda geleni geçeni gözlediği güzel bir kış akşamı yaşıyoruz. Kızım kitabını okurken, kocam gazetelere göz atıyor, bense yeni yıl yemeğine davetli olduğumuz komşuma güzel bir peynir tabağı hazırlıyorum. Her şey yılın son günü için oldukça keyifli. Koşturmalar, üzüntüler, kayıplar, umutsuzluk hepsini geride bırakıp yepyeni bir sayfa açmaya hazırız. Hafiften kendini hissettiren bacak ağrım, hamlıktan olsa gerek. Kayakta ilk gün ne de olsa.

Üzerimize biraz daha özenli ama son derece basit kıyafetlerimizi, peynir tabağımızı ve çam sakızı çoban armağanlarımızı alıp yan eve geçiyoruz. Ayağımızda terlik, sırtımıza attığımız mont ile. Komşunun anahtar kapıda. Kilidi çevirip kendi evimiz gibi giriyoruz. Dostuz, arkadaşız, çocuklarımız beraber büyüdü. Onlar hazırlanırken ben masaya son bir kaç ekleme yapıyorum. Çocuklar tombalanın ne zaman başlayacağı telaşında. Hep beraber oturuyoruz sofraya. Ayağımı koyacak yer arıyorum, biraz ağrım var, hamlıktan olsa gerek. Kayakta ilk gün ne de olsa.

Tüm yılın hesabını yapıp, atıp tutuyoruz masada. Rahatlıyoruz. Çok kayıplı bir yıldı diyoruz, suçlayacak kişileri bir bir sıralıyoruz. Arada çuvaldızı kendimize batırıyoruz. Hindinin harika tadını, özel yılbaşı ekmeğinin alındığı dükkanın yerini, bu sene iyi kış olduğunu, şöminenin evi ne kadar sürede ısıttığını konuşuyoruz. Ayağımı bedenimin altına alınca mı bu kadar azdı ağrı acaba… En iyisi ben koltuğa geçeyim. Hamlıktan olsa gerek. Kayakta ilk gün ne de olsa.

Birinci çinko. Kim hesabı tutuyor. Bak kontrol edeceğim sen hile mi yapıyorsun. İkinci çinko. N’olur yapmayın, bir kere de ben tombala yapayım. Ayağımı uzatmışım sehpaya. Arkadaşım arka arkaya iki ağrı kesici verdi. Buzlar dizimde. Bu romatoloji doktoru “iltihaplı romatizma yok çok şükür”demişti. Tombalaaaa!!! Şaka maka saat 23:30 oldu. Hep sen kazanıyorsun ama. Herkes evde bu yıl galiba. Gündüz Kartepe’deki otel bile boştu. Millet korkuyor kalabalığa girmekten.

Ben bir eve gideyim, hamlıktan herhalde ayağımın ağrısı arttı. Gelirim birazdan. Kayakta ilk gün ne de olsa.

Evde bağıra bağıra ağladı ağrıdan…

Bir bıçakla kesselerdi iki bacağını, dayanamayacaktı bu ağrıya…

00:00 … Yatakta kıvranıyordu, tek başınaydı.

Siz devam edin geliyorum diye çıktı komşudan.

Kimse bilemezdi gelmeyeceğini…

Bacakları ağrıdan koparken, yaşadığı şehirde insanlar yaşamdan kopuyordu. Nereden bilebilirdi?

Evde tombala, ağız tadıyla dostluk yemeği, her akşamdan farklı olarak biraz müzik, biraz tatlı, biraz eğlence..

Ha Sapanca, ha Ortaköy, ha ev, ha Reina…

Hoş geleceğini sanmıştım 2017, bana ve ülkeme hoş gelmedin ama hoş yaşat, hoş git.

Ne kayakta ilk günden, ne hamlıktandı ağrılar.

Tıpkı ölümlerin ne ilk ne de son olduğu gibi…

 

 

 

8 Comments

  • Reply Zehra ikiz 01 Ocak 2017 at 22:32

    Umutlarımızı tüketemeyecekler. Korku ile bizleri evlere kapatamayacaklar. İnadına daha çok yaşayacağız. 2016 da acı içinde kıvrandık, 2017 kötü başladı evet çok üzgünüm ama artık birileri buna dur diyecek! Ya halk olarak bizler ya da mecliste oturan büyükler. Herkes yavaş yavaş kapısının önünü süpürecek. Yetti artık dökülen gözyaşları. 2017 herşeye rağmen Umut, Sağlık, Huzur, Barış, Sevgi ve Aşk yılı olacak. Yitip giden canların ailelerine sevdiklerine sabırlar diliyorum. Not. Bacak ağrısı şimdi ne durumda

    • Reply Banut 02 Ocak 2017 at 13:12

      Şimdilik ağrı yok ama ne zaman geleceği belli olmuyor. Bakalım tahliller yaptırdım

      Çok sağol yaptığın yorum için.

  • Reply Leylak Dalı 02 Ocak 2017 at 10:32

    Önce milletçe geçmiş olsun ve başımız sağolsun diyorum. Sonra da sana geçmiş olsun. Her anlamda acıyla yaşamayı öğreniyoruz ne yazık ki. Bacağındaki sorun neymiş anlaşıldı mı? Umarım düzelmiştir şimdiye kadar. Ve artık safdillik gibi olsa da yine de mutlu yıllar diliyorum…

    • Reply Banut 02 Ocak 2017 at 13:11

      Nurşenciğim safdillik de olsa iyi yıllar demek adetten. Yoksa iyi filan değiliz. Bugün yine tahliller istedi doktor. Malesef henüz anlaşılmadı ne olduğu. Romatizma değilmiş ama. Daha MR çekilmedi tahlil sonuçlarına göre…Çok sağol

  • Reply Gökhan 02 Ocak 2017 at 10:37

    Son cümleniz durumu çok güzel bir şekilde ifade etmiş, ‘Ne kayakta ilk günden, ne hamlıktandı ağrılar.’ Evet dediğiniz gibi 2017 daha ilk dakikalarında acı getirdi, umarım dediğiniz gibi hoş yaşatıp hoş gider. Reina’da ve diğer patlamalarda hayatını kaybeden insanların mekanları cennet olsun inşallah. Rabbim kalanlarına sabır versin.

    • Reply Banut 02 Ocak 2017 at 13:10

      Teşekkürler yorumunuz için. Umarım güzel bir yıl olur.

      • Reply Gökhan 02 Ocak 2017 at 16:33

        Rica ederim.
        İnşallah herkesin dileklerinin gerçekleşeceği bir yıl olur.

  • Reply Hoş Geldin 2018 - Banu'nun Dünyası 04 Ocak 2018 at 06:13

    […] yıl yazdığım ilk yeni yıl yazısı çok hoş olmamıştı. Reina saldırısı, benim şiddetli ağrılarım derken 2017 yılına çok […]

  • Leave a Reply

    Berlin in Berlin ödül almış, ödülden çok filmdeki erotik sahne konuşuluyor, Uğur Mumcu öldürülmüş…Nihan’ın iki ülke ve 20 yıllık zaman dilimini kapsayan hikayesinin arka fonunda Türkiye’nin o yıllardaki sosyal ve siyasi panoraması var…

    Kitabı okurken Banu Tozluyurt’un tanınmış yazarlara; bir Banu’luk yer açın ben geliyorum diyen ayak sesleri duyuluyor…

    Nihan, Kamer ve Seval’i babaları cumartesi günleri halaları Ayla’nın oturduğu Kadıköy’e götürürdü. Belki de balıkçılar çarşısında balık alırken yanlarından geçtiniz. Ya da Üsküdar’dan Nihan’la aynı vapura bindiniz, yanyana oturdunuz… Hikayedeki gerçeklik duygusu o kadar geçiyor ki insana sokakta yürüyen bir genç kıza acaba bu Nihan’mı diye bakabilirsiniz…

    Lale Celepoğlu

    D & R    /    İdefix    /    Kitap Yurdu    /    Babil.com