Kanada Kanada'dan Bildiriyorum

Kanada-Amerika Arasında Bin Adalar

18 Eylül 2017

Toronto’da gezilecek yerler nereleri diye sorarsanız, size birkaç müze, çok yakın olan Niagara Şelalesi dışında kesinlikle gönül rahatlığı ile tavsiye edebileceğim bir yer var artık, Kanada-Amerika arasında Bin Adalar yani, Thousand of Islands. Gerçi Toronto değil de Ontario eyaletinde gezilip görülecek yerler desem daha doğru, çünkü arabayla Toronto’ya yaklaşık üç saat mesafede. Fakat yol çok güzel ve güvenli, Ontario Highway 401 üzerinde gidip, Kingston şehrini geçince Gananoque tabelasından çıkıyorsunuz.

Bin Adalar, Thousand of Islands hem ABD hem Kanada sınırları içinde, Saint Lawrence nehri üzerinde yaklaşık 2000 adadan oluşan bir zincir. Adalar zinciri. Kanada sınırı içinde kalan adalar Ontario eyaletine, Amerika sınırında olanlar Newyork eyaletine bağlı. Bin Adalar Köprüsünün altından geçerken bir ayağın Amerika’da diğerinin Kanada’da olması insanlara çok ilginç gelirken, bizim Boğaziçi Köprüsünü anmadan geçemedim.

Bin Adalar’a gitmek için Gananoque kasabasına gelip hemen sahildeki gişeden bilet alıyorsunuz. Farklı turlar var, 1 saatlik, 2.5 saatlik, 5 saatlik. Biz 2,5 saatlik olanı seçtik çok da memnun kaldık. Gidiş dönüş süresini düşünürseniz 1 saatlik az gelir, çocukların sıkılacağını düşünürsek 5 saat de bizim için fazlaydı. 2.5 saat boyunca zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz, çünkü manzara, evler, doğa harika.

Sayıları bin sekiz yüz küsur olan adaların sayılarının belirlenmesi için adanın yılın 365 günü su seviyesinin üzerinde kalması gerekiyormuş. Yüzölçümünün belli bir miktarın üzerinde olması ve ada üzerinde en azından bir yeşilliğin çalı çırpının olması gerekiyormuş. Bunlar da ne diyebilirsiniz ama sadece bir kuşun konduğu kaya parçasının da ada sayılabildiği bu bölgeyi gezip görmeden yazdıklarım çok anlamlı gelmeyebilir.

Adaların bazılarında muhteşem evler var, özellikle Amerika sınırında kalanlar sanki çok daha ihtişamlı geldi bana. Bu arada minicik sadece bir kaya üzerine oturtulmuş evler de var ve içinde insanlar yaşıyor. Cottage denilen bu evleri kiralayabiliyor, harika bir haftasonu geçirebiliyorsunuz. Kesinlikle yapılacaklar listemize koyup adalar arası gezimize devam ediyoruz.

Tüm ihtişamı ve masallardan fırlamış da gelmiş hissi yaratan bir kaleden geçiyoruz. Boldt Kalesi. Amerika’da oteller zinciri olan ünlü zengin George C. Boldt’un karısı için yaptırdığı bu kale maalesef karısının 1904’de ani ölümü nedeniyle yarım kalmış. Çünkü Boldt bir daha kaleye adım atmamış. Yıllar sonra yapılıp ziyarete açılan bu kaleyi 5 saatlik tur aldıysanız ve Amerika vizeniz varsa ziyaret edebiliyorsunuz. 6 katlı 120 odadan oluşan kale, nehir tarafından bakıldığında Disneyland şatosunu hatırlattı bana ama ben kaleden çok bahçesini gezmek isterdim.

 

Bir yanda masmavi sular, diğer yanda yeşilin her tonu, zaman zaman kızarmış ağaç yaprakları ve gözünüzü gönlünüzü açan o şahane evler…İnsan bir rüyada hissediyor kendini. Tekneler aynı zamanda yemekli turlar da yapıyormuş. Bilgi için; www.ganboatline.com dan bilgi alabilirsiniz.

Sağlık ve güvenlik nedeniyle tekneye evcil hayvan kabul edilmiyor. Kanada’da çok nadir olan hayvan yasaklarından biri bu. Her mağazada, markette, trende, otobüste, kütüphanede her yerde onlarla gezebiliyorsunuz. Teknede bir büfe var ve yiyecek içecek ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. Dışarıdan yiyecek içecek kabul etmiyorlar. Arabanızla geldiğinizde, hemen teknelerin kalktığı yerin karşısında otopark var ve tekne biletinizi alırken bedava otopark fişinizi de alabilirsiniz. Aman aracınızın ön camına koymayı unutmayın fişinizi.

Biz 2,5 saatlik tur için Yetişkin 37.60 $ kızımız için 14.40 $ ödedik. Tabii tax denilen vergi hariç. Değer mi kesinlikle değer. Kanada’nın en etkileyici ve ihtişamlı deneyimlerinden birini yaşayacağınıza emin olun. Balıkçıların, bisikletçilerin, doğa severlerin, tekne aşıklarının tek geçeceği Bin Adalar turundan sonra, Gananoque kasabasını da gezmeyi ihmal etmeyin. 5000 kişinin yaşadığı bu sessiz ve yeşil kasaba, dünyada nerelerde nasıl yaşayan insanlar var dedirten cinsten.

Banu Tozluyurt, Toronto

1 Comment

  • Reply mavianne 19 Eylül 2017 at 12:51

    sayende bu güzellikleri gördük ttalım
    ne güzel evler öyle
    orada adanın ortasında yaşamak nasıl olurdu bilemedim

  • Leave a Reply

    Berlin in Berlin ödül almış, ödülden çok filmdeki erotik sahne konuşuluyor, Uğur Mumcu öldürülmüş…Nihan’ın iki ülke ve 20 yıllık zaman dilimini kapsayan hikayesinin arka fonunda Türkiye’nin o yıllardaki sosyal ve siyasi panoraması var…

    Kitabı okurken Banu Tozluyurt’un tanınmış yazarlara; bir Banu’luk yer açın ben geliyorum diyen ayak sesleri duyuluyor…

    Nihan, Kamer ve Seval’i babaları cumartesi günleri halaları Ayla’nın oturduğu Kadıköy’e götürürdü. Belki de balıkçılar çarşısında balık alırken yanlarından geçtiniz. Ya da Üsküdar’dan Nihan’la aynı vapura bindiniz, yanyana oturdunuz… Hikayedeki gerçeklik duygusu o kadar geçiyor ki insana sokakta yürüyen bir genç kıza acaba bu Nihan’mı diye bakabilirsiniz…

    Lale Celepoğlu

    D & R    /    İdefix    /    Kitap Yurdu    /    Babil.com