Maldivler

2

 

Rüya gibi bir yere gittiğimizi biliyorduk ama , bu kadar mı güzel olabilir bir yer, bir deniz bu kadar mı berrak olabilir ve bir manzara bu kadar mı etkiler insanı. Yolun uzunluğuna, maceralı oluşuna rağmen her şeye değer Maldivler. İstanbul’dan Dubai’ye, Dubai’den Male’ye, oradan deniz uçağıyla kalacağımız adaya ve uçak okyanusa indiğinden bizi otelimize götüren tekneye kadar neredeyse 15 saat süren bir yolculuktan sonra bir cennete geldik adeta. Hint Okyanusunun ortasında sadece palmiyeler, tropik bitkiler, begonviller, hindistan cevizleri ve masmavi sulardan oluşan Sun Island, Maldivlerdeki küçüklü büyüklü 1200 adadan sadece biri, ama büyüklerinden. Her ne kadar en hareketli ve aktiviteli adalardan olsa da, bizim tatil köylerine bakınca ıssız kalıyor doğrusu.

Odamız hemen deniz kıyısında, tarantula ve bukalemunların cirit attığı adada odanızdan dışarı çıktığınız anda bunlardan korkmaya başlarsanız, işiniz çok zor. Zira her yer yeşil olduğundan bunlar çok fazla ürkütmüyor sizi. Odamızın en güzel yanı, bahçemizde duş olması. Etrafı tamamen duvarla örtülü olduğundan çok rahat ağaçların ve yeşilliğin içinde, kuş sesleri arasında duşunuzu alabiliyorsunuz, hatta hiç sudan çıkmak istemiyorsunuz.

Maldivlerde deniz ise anlatılacak gibi değil, rengarenk balıklarla yüzüyorsunuz bir kere. Turkuvaz rengi denir ya hani, yeşille mavi arası, işte öyle bir deniz ve bembeyaz kum. Üçümüz de şnorkellerimizi takıp denize daldığımızda hem çevremizdeki balıkları hem de birbirimizi görüyorduk, adeta dev bir akvaryumda yüzer gibi. Yavru köpek balıkları yanınızdan geçiyor yüzerken ve siz bunu o kadar doğal karşılıyorsunuz ki, bir an kendinizi balıkadam gibi hissediyorsunuz.
Hint Okyanusunda ve Sri Lanka’nın güneyinde yer alıyor Maldiv Cumhuriyet. ve tamamen bağımsız bir ülke. Başkenti Male ve aynı zamanda en büyük kenti de. Uçak zaten Male’ye iniyor ve neredeyse bizim Kadıköy kadar bile yok. 1200 kadar küçük adadan oluşan Maldiv’de sadece 201 adada yerleşim var. Biz de Dhigurashu adlı adaya bir gezi yaptık ki, sadece 650 kişilik nüfusu vardı. Maldivliler Müslüman ve oteller hariç, içki satışı ve kullanımı kesinlikle yasak. Halkı ise son derece güleryüzlü, ya da oteldeki personel öyleydi.
Maldivlere giderken gece hayatı, eğlence gibi beklentiniz varsa sonunuz hüsran olur. Deniz, güneş ve kum haricinde bir hareket yok adalarda. Bizim adamız ki, en hareketli olandı, yine de birkaç müzik, disko, internet cafe, spa dışında çok fazla bir aktivite yoktu. Ama zaten bunların hiçbirini aramıyorsunuz, doğa ve deniz sizi öyle büyülüyor ki, sanki başka bir şeyle meşgul olursanız bunları kaçıracakmışsınız gibi geliyor.
Adada her yere bisikletle ulaşabiliyorsunuz ki, yıllarca bisiklet kullanmasını öğrenemeyen ben, orada yarım saat içinde çok da iyi bir kullanıcı oldum. Duru ve Erkan birinde, ben diğerinde begonvil ve hindistan cevizi ağaçları arasında yaptığımız ada turları hayatımda unutamayacağım anlardan oldu. Hele bir akşam , balık beslemeye giderken muson yağmurlarına yakalanıp sırılsıklam bir halde üçümüzün orman içinde bisikletle gitmesi vardı ki , istesek planlasak bunu asla gerçekleştiremezdik. Mutluluğun bir resmiydi o an sanki.

 

Adanın her köşesinde ayrı bir manzara var, bir yandan tropikal kokteyllerinizi yudumlarken uçsuz bucaksız okyanusu seyredebiliyor ya da, bungalovların önünden yürüyerek bir Tai restoranında köpek balıklarını izleyebiliyorsunuz.

Cennetten bir köşe olan Maldivler her ne kadar balayı cenneti diye akıllarda yer ettiyse de, deniz seven bir çocuğunuz varsa ve siz onunla seyahat edebiliyorsanız, mutlaka gidilmesi gereken bir yer. Hele 100 yıl içinde sular altında kalacağı da söyleniyor, vakit ve nakit bir arada uygun olduğunda Maldivleri görün, bir kez daha gitmeyi isteyeceksiniz.

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here