Küba Yurt Dışı

Matanzas bölgesi ve şeker kamışı

09 Ekim 2008

 

Belki de Küba’da geçirdiğimiz günlerin en keyiflisi en canlısı idi şeker kamışı tarlalarındaki gezimiz. Matanzas bölgesine geldiğimizde 100 yıldan daha yaşlı büyük buharlı bir lokomotif bizi beklemekteydi. Ve biz otobüsümüzden iner inmez çiftçiler kıpkırmızı çiçeklerle karşıladılar bizi müzik eşliğinde. Burası aynı zamanda esmer şeker üreten bir fabrika idi ve biz sanki hiç esmer tozşeker görmemişiz gibi pür dikkat şekerin tadına baktık. Hani belki Küba şekeri başkadır …Küba’nın en önemli gelir kaynağı olan şeker kamışı işte bu tarlalardan toplanıyor ve kurumadan toplanır toplanmaz bu trenlerle fabrikalara ulaştırılıyor. Bizi bekleyen tren de 1913 Alman yapmı olan Avustralya adlı trendi. Trene biner binmez başlayan canlı müzik bizim de canlılığımızla iyice coştu. Herkes bulduğu müzik aletini eline almış ortama uymuş, kimisi çılgınlar gibi dans ediyordu. Arada gelen tropik meyveler de ortama başka bir renk katıyordu. Tren ilerlerken tek görebildiğimiz renk, yeşildi ve yeşilin tonları. İlk defa gördüğüm şeker kamışı büyüdüğünde bizim mısır tarlaları gibi uçsuz bucaksız oluyordu. Tren durduğunda karşımızda duran at sanki Erkan ile beni yıllardır bekliyormuş gibiydi. Fırsat bu fırsat Duru varken hayatta baş başa binemeyeceğimiz için atladık atlara. İşte Binbir Gece Küba versiyonu. Şah şehriyar….

Dedim ya en keyifli günlerden biriydi. At faslımız bitince tarlada dans, müzik çoktan başlamış, sevgili Levent ve saz ekibi çiftçilerin yanında yerlerini almışlardı. Bense Bereket Dansı için bir çiftçiye elimi vermiş kolumu kurtaramamıştım. Küba’da olduğumuzun artık gerçekten farkındaydık. Herkes müzik ve dansın etkisiyle coşmuştu.
Efendim bu şeker kamışının suyunun aynı zamanda Viagra etkisi yaptığını duyan beyler çoktan ağaç önünde tek sıra olmuştu. Tabi ilk denettikleri kişi de Sevgili doktorumuz Tamer. Bir insan bu kadar mı neşeli bu kadar mı pozitif olur, dünya tatlısı Tamer onay verdikten sonra siz görecektiniz..Onlar viagradan medet uma dursun, çiftçilerden biri çoktan palmiyenin en tepesine tırmanmıştı bile. Neden mi? Palmiyenin en tepesindeki bitki domuzların beslenmesi için çok faydalı ve herşeyi doğal yoldan yaptıkları için bu bitkileri de toplayıp domuzları besliyorlar. Ayrıca yine en tepede bulunan palmiye yaprağını çatılarını kaplamada kullanıyorlar. Bölgede çok fazla kasırga olduğu için bu şekilde koruyorlar kendilerini. Yani herşeyi son derece verimli kullanıyorlar. Çiftçi ağaca 3 dakikada tırmanırken Viagrayı içmiş bizimkilerin hali de işte bu.
Harika saatlerden sonra öğle yemeği için gittiğimiz Fiesta Campesina ise adeta bir çiftlik havasında idi. Hayvanları, doğası, kaktüsleri ve harika müzik yapan grubu ile Küba’da geçen en güzel anılarda yer aldı.

No Comments

Leave a Reply

Berlin in Berlin ödül almış, ödülden çok filmdeki erotik sahne konuşuluyor, Uğur Mumcu öldürülmüş…Nihan’ın iki ülke ve 20 yıllık zaman dilimini kapsayan hikayesinin arka fonunda Türkiye’nin o yıllardaki sosyal ve siyasi panoraması var…

Kitabı okurken Banu Tozluyurt’un tanınmış yazarlara; bir Banu’luk yer açın ben geliyorum diyen ayak sesleri duyuluyor…

Nihan, Kamer ve Seval’i babaları cumartesi günleri halaları Ayla’nın oturduğu Kadıköy’e götürürdü. Belki de balıkçılar çarşısında balık alırken yanlarından geçtiniz. Ya da Üsküdar’dan Nihan’la aynı vapura bindiniz, yanyana oturdunuz… Hikayedeki gerçeklik duygusu o kadar geçiyor ki insana sokakta yürüyen bir genç kıza acaba bu Nihan’mı diye bakabilirsiniz…

Lale Celepoğlu

D & R    /    İdefix    /    Kitap Yurdu    /    Babil.com