Ne İzlesek

Nihayet Bitti, Teröre İnat İnadına Sanat

14 Ocak 2016

Zor günlerden geçiyoruz ülke olarak; gülmekten, nefes almaktan, eğlenmekten hatta birileri ölürken yaşıyor olmaktan utandığımız günler. Belki de hepsi önceden kurgulanmış bir oyundur, böyle yaşamamız hep borçlu, suçlu hissetmemiz için, kim bilir. Bazen inadına daha çok çalışmak, inadına yaşama bağlanmak, inadına günlük hayata devam etmek isterken bazen de dibe çöküp küsmek, kendimi kapamak istiyorum. İşte bu iki duygu arasında gidip geldiğim bir gündü o gün. Sabah ülkemizin en kalabalık, en çok turist çeken yerlerinden Sultanahmet’te yine bir canlı bomba faciası yaşadık. Oturduğum semtin çok yakınında korkunç bir yangın çıktı ve insanlar binada mahsur kaldı. Domuz gribinden ölenler, dayak yiyen kadınlar, şehit haberleri. Her an bir dramla karşı karşıya olduğumuz ülkede, bahsettiğim böyle bir günde insan akşam bir tiyatro oyununa gider mi, giderse içi rahat eder mi?

Gittik. Eşimle. İyi ki gittik. Gelenler bizdendi, sakin, sessiz, üzgün ama inadına yaşamaya çalışan.Gelmeyenler için üzüldük. Teröre inat, inadına sanat dedik. Bizim için ama bize sormadan yazılmış oyunun bir parçası olmadık. Yaratılmak istenen düşünmeyen, sorgulamayan, öğrenmeyen, biat eden insan modeli olmayıp, bir tiyatro oyunuyla kendimize geldik, çıkışta daha bir umutla eve döndük.

Emre Kınay’ın solo performansı ile sahnelenen tek kişilik oyunu “Nihayet Bitti” aslında sezonu açmış ama ülkedeki terör olaylarından bir türlü Emre de içine sindiremiyordu gala yapmayı. O gün de sabah yine ülke karışmış ama bu kez “Teröre İnat, İnadına Sanat”dedi ekip ve çok sayıda konukla perdelerini açtı.

Peter Turrini’nin yazdığı, Ayşegül Hardern’in çevirisini yaptığı, Duru Tiyatro’nun yeni oyunu “Nihayet Bitti” Emre Kınay ve Başak Akan tarafından yönetiliyor. “Bine kadar sayacağım ve beynimi uçuracağım” Emre Kınay’ın bu sözleri ile oyun başlıyor ve sonra hep birlikte saymaya başlıyoruz. 1…2…3… bine kadar hep birlikte sayıyoruz, bazen gülerek, bazen ağlayarak…Hayatta her istediğini elde etmiş ancak hayatın gerçekleriyle yeterince yüzleşememiş bir araştırmacı gazetecinin intiharına dakikalar kala son yaşadıklarına tanık oluyoruz.

Bugünlerde sayarak ya da sabır çekerek geçirdiğimiz günlerde GERÇEKleri tekrar görmek için “Nihayet Bitti” oyununu tavsiye ederim.

1 Comment

  • Reply Hafize Süalp 14 Ocak 2016 at 11:46

    “Teröre inat, inadına sanat” yaklaşımını ve Emre Kınay’ı destekliyorum ve tebrik ediyorum…
    Ülkede sahnelenen oyunun zorunlu figüranı olmaktansa, sanatın sergilendiği sahnelerin gönüllü izleyicisi olmayı tercih ediyorum bende.
    Dilerim en kısa zamanda Ankara’da da sahnelenir…
    Sevgilerimi gönderiyorum…

  • Leave a Reply

    Berlin in Berlin ödül almış, ödülden çok filmdeki erotik sahne konuşuluyor, Uğur Mumcu öldürülmüş…Nihan’ın iki ülke ve 20 yıllık zaman dilimini kapsayan hikayesinin arka fonunda Türkiye’nin o yıllardaki sosyal ve siyasi panoraması var…

    Kitabı okurken Banu Tozluyurt’un tanınmış yazarlara; bir Banu’luk yer açın ben geliyorum diyen ayak sesleri duyuluyor…

    Nihan, Kamer ve Seval’i babaları cumartesi günleri halaları Ayla’nın oturduğu Kadıköy’e götürürdü. Belki de balıkçılar çarşısında balık alırken yanlarından geçtiniz. Ya da Üsküdar’dan Nihan’la aynı vapura bindiniz, yanyana oturdunuz… Hikayedeki gerçeklik duygusu o kadar geçiyor ki insana sokakta yürüyen bir genç kıza acaba bu Nihan’mı diye bakabilirsiniz…

    Lale Celepoğlu

    D & R    /    İdefix    /    Kitap Yurdu    /    Babil.com