Çocuk - Ergen

Ortaokula Hazır Değilmişim

18 Eylül 2014

Bundan tam yedi yıl önce başladı okul serüvenimiz. Kızım üç yaşındayken “eve en yakın okul en iyi okul” mantığıyla yarım gün olarak başladı anaokuluna. Sabah kahvaltıyı evde yapıyor, sonra okula gidip faaliyetlere katılıyor, öğlen yemeğini de orada yiyip, uyku zamanı eve dönüyordu. Hiç sorun yaşamadık okul öncesi dönemde. Sonra ilkokula başladı. Şanslıydık; çünkü gittiği anaokulunun ilkokuluna devam etti. Şanslıydık; çünkü hem deneyimli hem şefkatli hem disiplinli hem tatlı sert hem anne gibi hem arkadaş gibi hem güzel hem havalı (kızım için bu bir kriterdi yalan yok) bir öğretmenimiz oldu dört yıl boyunca. Biz beş yıl aynı öğretmenle devam ederiz, kızımız mezun olur diye düşünürken  4+4+4 sistemi çıktı ve geçen yıl ilkokuldan mezun bir kızımız oldu. Bu yıl okula ortaokullu bir öğrenci ve veli olarak döndük. İlk günün akşamı merakla kızımı bekledim. Acaba ilk gün nasıl geçti, eski arkadaşlarından aynı sınıfta oldukları var mıydı, hangi öğretmenler derslerine geliyordu, yeni yabancı dil için öğretmen gelmiş miydi… gibi pek çok soru vardı kafamda.

Kızım geldi, çok mutluydu, mutluktan havalara uçuyordu. İlk gün için bu kadar mesut bir ergen beklemiyordum doğrusu. Aylardır yan gelip yatmalar, ıpad ile yapışık yaşam, karışan yok görüşen yok uyku saatlerinin ardından bu sevinç niyeydi? Artık saçları toplamak gerekmiyormuş, çorapsız okula gidebilirmiş, bilekliklerini çıkarmasına gerek yokmuş, ödevleri bitince az da olsa ıpad ile oynayabilirmiş… Belki çok klasik bir anne olarak yargılayabilirsiniz ama biraz disiplinden yanayım ben okullarda. Bizim evde uygulayamadığımız otoriteyi dört yıl boyunca sevgiyle, saygıyla yöneten ilkokul öğretmenimizi çok arayacak mıyız ne? Gerçi kızım çok mutlu, işin bu yanını da göz ardı edemem.  Yalnız son bombayı da söylemeliyim yeri gelmişken; öğlen ne yediniz dediğimde (ilk gün olduğundan yemek listesi henüz elime ulaşmadı) “kantinde tost” yanıtı karşısındaki beden dilimi burada anlatmam çok zor. “Nasıl yani, sana para vermedim ki” dediğimde, “arkadaşımdan borç aldım” dedi. “İyi de kantine nasıl gittiniz yasak değil mi” diye sorduğumda, “biz artık ortaokulluyuz bize serbest” demez mi?

Katkısız Sevgi sitesinde gezerken Okula Dönüş başlığı adlı yazıyı görünce yazmadan edemedim.  Bu yıl okula dönüş benim için hiç kolay olmadı. Tek avuntum kızım çok mutlu fakat bir şekilde ona yemekhanede öğle yemeği yemesini, saçlarını toplarsa daha rahat edebileceğini, çorapsız çok hoş görünmediğini anlatmam gerek. Ya da benim düşünsel modellerimi yeniden sorgulamam gerek! Okula dönüş zor oldu zor, ortaokula daha hazır değilmişim…

1 Comment

  • Reply Serpil Şengör 18 Eylül 2014 at 11:39

    Biz hiç bir zaman onların bu yeni dönemlerine hazır olamayacağız galiba. Klasik anneler olarak bu şekilde onlara öğretemeden biz öğreneceğiz yeri geldiğinde. Bu süreçte sabır ve onlara açıklamalarla yaklaşmak en önemlisi

  • Leave a Reply

    Berlin in Berlin ödül almış, ödülden çok filmdeki erotik sahne konuşuluyor, Uğur Mumcu öldürülmüş…Nihan’ın iki ülke ve 20 yıllık zaman dilimini kapsayan hikayesinin arka fonunda Türkiye’nin o yıllardaki sosyal ve siyasi panoraması var…

    Kitabı okurken Banu Tozluyurt’un tanınmış yazarlara; bir Banu’luk yer açın ben geliyorum diyen ayak sesleri duyuluyor…

    Nihan, Kamer ve Seval’i babaları cumartesi günleri halaları Ayla’nın oturduğu Kadıköy’e götürürdü. Belki de balıkçılar çarşısında balık alırken yanlarından geçtiniz. Ya da Üsküdar’dan Nihan’la aynı vapura bindiniz, yanyana oturdunuz… Hikayedeki gerçeklik duygusu o kadar geçiyor ki insana sokakta yürüyen bir genç kıza acaba bu Nihan’mı diye bakabilirsiniz…

    Lale Celepoğlu

    D & R    /    İdefix    /    Kitap Yurdu    /    Babil.com