Ne Pişirsek

>PORTAKALI SOYDUM BAŞ UCUMA KOYDUM

06 Şubat 2006

>

Benim eltoş şu portakallı kurabiyeleri yapınca duramadım bu akşam eve gelir gelmez denemeye koyuldum. Onunkiler kadar güzel olmasa da hiç fena olmadı yani. Yapması da çok zevkli tavsiye ederim. Portakallarla oynarken aklıma her yıl yapıp buzdolabında sakladığım ve yazın keklerimde, kurabiyelerimde, sütlaçlarımda kullandığım mis gibi kokulu portakal şekerlemelerim geldi. Hemen kurabiyenin sosu için kullandığım portakalların kabuklarını incecik soyup rondomda parçaladım. Kavanoza bir sıra portakal rendesi bir sıra toz şeker koyarak doldurdum. Bunları buzdolabına koyar saklarım her kış, yazın da elimin altında hazır taze taze portakal rendelerim olur.
Erkan olmadığı için akşam yemeğini de kolay bir pizza ile geçiştirdim ve Duru’yu uyutup çayımı demledim, kurabiyelerimi de aldım. Şimdi sinemada izleyip çok beğendiğim “Gönül Yarası” filmini tekrar TV’de izlemek için geri sayıyorum.

No Comments

Leave a Reply

Berlin in Berlin ödül almış, ödülden çok filmdeki erotik sahne konuşuluyor, Uğur Mumcu öldürülmüş…Nihan’ın iki ülke ve 20 yıllık zaman dilimini kapsayan hikayesinin arka fonunda Türkiye’nin o yıllardaki sosyal ve siyasi panoraması var…

Kitabı okurken Banu Tozluyurt’un tanınmış yazarlara; bir Banu’luk yer açın ben geliyorum diyen ayak sesleri duyuluyor…

Nihan, Kamer ve Seval’i babaları cumartesi günleri halaları Ayla’nın oturduğu Kadıköy’e götürürdü. Belki de balıkçılar çarşısında balık alırken yanlarından geçtiniz. Ya da Üsküdar’dan Nihan’la aynı vapura bindiniz, yanyana oturdunuz… Hikayedeki gerçeklik duygusu o kadar geçiyor ki insana sokakta yürüyen bir genç kıza acaba bu Nihan’mı diye bakabilirsiniz…

Lale Celepoğlu

D & R    /    İdefix    /    Kitap Yurdu    /    Babil.com