Banu'ca

Saç Bakım Yöntemleri

28 Nisan 2017

Saçıyla başı dertte olanlardan mısınız ya da saç bakım yöntemleri  konusunda zorlanıyor musunuz?  O zaman bu yazı tam size göre. İşe giderken, spora giderken, yürüyüş yaparken, tatile çıkarken, duş alırken hep ilk düşündüğüm şey saçım olmuştur. Niye mi? Ne düz ne de dalgalı bir saça sahipseniz benimle çok rahat empati kurabileceksiniz hatta daha da ileri gidip sempati yapacaksınız.

Kendime biraz daha fazla özen göstermeye başladığım üniversite yıllarında harçlığımı öğrencilere ders vererek çıkarırdım. Bu paranın çok büyük bir kısmını da föne harcardım ki, o dönemlerde gittiğim kuaförün binaya çıktığı ek katlarda hissem olduğunu iddia edebilirim. Yıllar sonra beni denizden çıkmış bir halde gören üniversite arkadaşım “aa senin saçların dalgalanmış” dediğinde “ben hep fönlü gelirdim okula” diyemememin nedeni ise hala bende gizli. Neyse ki saçıma çekilen fön uzun süre dayanıyordu o zamanlar. Şimdi yaş gereği mi, yaşla beraber saç tellerinin artık incelmesinden dolayı mı bilmem fön de dayanmıyor.

Saçların bakımlı olması demek sadece yıkanmış ve temiz olması demek değil malum. Üstelik dış görünümün ilk beş saniye için önemini düşünürsek hiç kimse karşısında saçı başı birbirine girmiş, tiftik tiftik ya da boyası gelmiş bir danışmanı çok da kolay kabul etmeyecektir.

Aslında günümüzde saç ile ilgili çok fazla seçenek/model varken bir o kadar da saç bakımı için alternatifler var. Ben henüz boyamı kendim yapamıyorum ama çevremde pek çok kadın saçını kendi boyuyor. İster organik ister marjinal bir renk olsun her bütçeye göre farklı alternatifler bulunabiliyor, yani boya için mutlaka kuaföre gitmek gerekmiyor artık. İstediğiniz saç boyası bir TIK kadar yakınınızda.

Dediğim gibi benim saçım biraz zor şekil aldığı için ve sürekli sunum yapan biri olduğumdan uzun süre kuaförde sıra beklemekten asla kurtulamayacağım sanıyordum. Bir de kendimle ilgili önyargılarım var tabii; asla saçıma fön çekmeyi beceremem, hayatta saçımı saramam, mümkün değil maşa kullanamam gibi kalıplar öyle yer etmiş ki beynime. İlk olarak bunları çürütmekle işe başladım ki, şekil almayan saç yok, yanlış şampuan ve saç kremi var sözü bana ışık oldu. Gerçekten de özellikle doğru saç kremini bulduktan sonra, saçımın daha kolay taranması ve ne çok kaygan ne çok sert kıvama gelmesi ilk olarak moralimi düzeltti. Artık saçıma kuafördeki gibi, yıkandıktan hemen sonra el yordamıyla bile şekil veriyordum. Fakat bunun için yine doğru bir fön makinası şarttı. Saçı kurutmayan, farklı sıcaklık ayarı olan ve motor gücü yüksek bir saç kurutma makinası-fön aleti almanızı öneririm. Ben bu konuda biraz kandırıldım zamanında. Şöyle ki modeli diye kocaman yazdıkları rakamı, motor gücü sandığımdan yanlış alet almışlığım var, aman siz dikkat edin derim. Neyse ki fotoğraftaki gibi eski modellerden alıp gelmedim.

Bir de mikrodalga fırın, setüstü ocak filan alınca yanında hediye diye verilen fön makinalarından uzak durun aman. Başta cazip geliyor ama inanın hem saçınıza hem vücudunuza yazık ediyorsunuz. Bu konuda doğru bilgiler için TIK TIK.

Saçımı yapmak sorun olduğundan spora gitmek, sabah yürüyüşe çıkmak, akşam kızartma yapmak da sorundu tabii bir dönem. Niye mi, çok basit yanıtı. Spora gidince terliyorum fönüm bozuluyor, kızartma yapınca saçım yağ kokuyor ertesi gün eğitim var, sabah yürüyüşe çıkıyorum rüzgardan saç baş birbirine giriyor. E her gün spor yapmaktan mı vazgeçeceğim, kızartmadan vazgeçtik de. İşte uzun araştırmalardan sonra edindiğim iki alet hayatımda asla vazgeçemediklerimden oldu. Saç düzleştirici ve saç maşası. Bence son yılların en faydalı icatlarından ikisi.

Saçların daha sağlıklı ve güzel görünmesini sağlayan bu iki aletin doğru seçimi ve kullanımı çok önemli tabii. Özellikle ısı ayarı ve ana malzemesinin ne olduğuna dikkat etmek gerekiyor.

Saç Düzleştiricinin Zararı Var mı

Saçımı düzleştirici ile yaptığımı duyan çoğu kişi “saç düzleştirici kullanmanın zararları neler” diye bana soruyor. Bunlar tabii ki elektronik alet çok masum değiller, fakat ben her gün kullanmıyorum. Haftada en fazla üç kere kullanıyorum, saç köklerimle temas ettirmiyorum ve yüksek ısıda kullanmıyorum. Bir de güvenilir bir marka tercih ediyorum. Güvenilirden kastım, müşteri odaklı ve müşteri haklarına saygılı. Minik de bir ipucu size; saçınız çok elektrikleniyorsa kesinlikle saç düzleştirici bunu gideriyor.

Aynı şekilde saç maşası da özellikle seyahatlerimde bavuluma ilk koyduklarımdan. Dalgalı ve kıvırcık saça sahip olmanın en kolay ve çabuk şekli. Özellikle şu anki saç kesimim, dalgalı saç için çok ideal. Sabah uykumdan fedakarlık edip kuaföre gideceğime, daha çok uyuyup banyoda geçireceğim en fazla on dakika ile hem zamandan hem paramdan tasarruf edip güne çok daha mutlu başlayabiliyorum.

Piyasada özellikle saç ile ilgili elektronik aletler konusunda çok fazla seçenek var. Bütçenize, saçınıza ve yapmak istediğiniz modellere göre mutlaka birini seçersiniz fakat alıp da sonra niye ben bunu görmedim ya da niye ben bu fiyattan aldım dememek için, ürün fiyat karşılaştırması yapan www.alve.com a da bir göz atmanızı tavsiye ederim.

Tavsiye benden, uygulayıp uygulamamak sizden.

 

1 Comment

  • Reply mavianne 28 Nisan 2017 at 11:31

    şahaneymiş alıp denemek lazım o zaman
    sevgiler

  • Leave a Reply

    Berlin in Berlin ödül almış, ödülden çok filmdeki erotik sahne konuşuluyor, Uğur Mumcu öldürülmüş…Nihan’ın iki ülke ve 20 yıllık zaman dilimini kapsayan hikayesinin arka fonunda Türkiye’nin o yıllardaki sosyal ve siyasi panoraması var…

    Kitabı okurken Banu Tozluyurt’un tanınmış yazarlara; bir Banu’luk yer açın ben geliyorum diyen ayak sesleri duyuluyor…

    Nihan, Kamer ve Seval’i babaları cumartesi günleri halaları Ayla’nın oturduğu Kadıköy’e götürürdü. Belki de balıkçılar çarşısında balık alırken yanlarından geçtiniz. Ya da Üsküdar’dan Nihan’la aynı vapura bindiniz, yanyana oturdunuz… Hikayedeki gerçeklik duygusu o kadar geçiyor ki insana sokakta yürüyen bir genç kıza acaba bu Nihan’mı diye bakabilirsiniz…

    Lale Celepoğlu

    D & R    /    İdefix    /    Kitap Yurdu    /    Babil.com