Küba Yurt Dışı

Santa Clara

15 Ekim 2008

>

Küba’nın devrimci halk kahramanı Che Guevera’nın mezarının olduğu yer olması nedeniyle daha da bir dikkat çeken bu şehir malesef benim hafızamda karanlık, kirli, yağmurlu ve kalabalık bir şehir olarak kaldı. Belki sanayi şehri olmasından belki üniversite şehri olmasından belki şehrin meydanında bıçaklı bir eylemin ortasında kaldığımızdan belki hala üstünde mücadele zamanından kalan kurşun izleri olan yıkık dökük Libre Otel’in görüntüsünden dolayı çok da hoşuma gitmedi Santa Clara.
 
Santa Clara şehrine ilk girişte, Che ve yoldaşları tarafından pusuya düşürülen Havana’dan Santiago’ya doğru giden bir zırhlı birlikin vagonlarını ziyaret ettik. Bu vagonlarda Che ve arkadaşlarının kullandığı eşyalar, fotoğraflar sergilenmekte. Beni en çok etkileyen ise Fidel Castro’nun Che Guevera’ya yazdığı mektup oldu.

 

Buradan Anıtkabir’in bizim için önemi ne ise Kübalılar için de aynı önemi taşıyan Che’nin anıtmezarına gittik. 1967’de Bolivya’da çarpışırken öldürülen Che ve yoldaşlarının 1997’de defnedildiği anıtmezar gerçekten de çok etkileyici idi. İçinde defnedildikleri günden bugüne hiç sönmeyen ve 24 saat sürekli yanan bir de meşale var. Anıtmezarın içinde ve çıkışındaki müzede fotoğraf çekmek yasak olduğu için bu hakkımızı hemen çıkıştaki Che heykelinin altında kullandık.
Che’nin mozolesi dışında benim için Santa Clara, Küba’da en beğenmediğin şehir diye sorduklarında vereceğim yanıt olur. Bununla beraber mozoleye giderken öğrendiğim Küba bayrağının renk ve şekli hakkındaki açıklama hafızamda yer etti. Mavi renk gökyüzünü, beyaz renk kübalıların masumiyetini, kırmızı dökülen kanları, tek yıldız özgür ve kimseye bağlı olmadıklarını, enine bölünen beş parça da devrim sırasında 5 bölgeden oluştuklarını ifade etmekteymiş.

1 Comment

  • Reply Élias 14 Mayıs 2012 at 16:20

    thanks a lot for enjoying this beauty article with me. i am appreciating it very much!http://www.listasegmentada.com

  • Leave a Reply

    Berlin in Berlin ödül almış, ödülden çok filmdeki erotik sahne konuşuluyor, Uğur Mumcu öldürülmüş…Nihan’ın iki ülke ve 20 yıllık zaman dilimini kapsayan hikayesinin arka fonunda Türkiye’nin o yıllardaki sosyal ve siyasi panoraması var…

    Kitabı okurken Banu Tozluyurt’un tanınmış yazarlara; bir Banu’luk yer açın ben geliyorum diyen ayak sesleri duyuluyor…

    Nihan, Kamer ve Seval’i babaları cumartesi günleri halaları Ayla’nın oturduğu Kadıköy’e götürürdü. Belki de balıkçılar çarşısında balık alırken yanlarından geçtiniz. Ya da Üsküdar’dan Nihan’la aynı vapura bindiniz, yanyana oturdunuz… Hikayedeki gerçeklik duygusu o kadar geçiyor ki insana sokakta yürüyen bir genç kıza acaba bu Nihan’mı diye bakabilirsiniz…

    Lale Celepoğlu

    D & R    /    İdefix    /    Kitap Yurdu    /    Babil.com