Marmara Ne İçsek / Ne Yesek Nerede Kalsak Seyahat

Şarköy Rotası

28 Eylül 2015

Şarköy rotası diye bir rota icat ettik biz. Belki de vardı biz bilmiyorduk ama çizdiğimiz rota o kadar hoşumuza gitti ki kendimizi kah Kaliforniya kıyılarında kah Toskana bağlarında hissettik. Biz bu rotayı tersten çizmiş olabiliriz siz bahsettiğim yerleri sondan başa doğru da gezebilirsiniz ya da bizim gibi İstanbul’dan direkt Şarköy’e gelip sırasıyla köy köy gezip doğanın keyfini çıkarabilirsiniz. Marmara Denizi’nin kuzey sahilinde yolculuk yaparken Ganos Dağları arasından geçip karşınızda Marmara, Avşa, Ekinlik Adası manzarasıyla maceraya hazır mısınız?

Şarköy Rotası
İstanbul Bostancı’dan yaklaşık üç buçuk saat kadar süren Şarköy benim gençliğimde en güzel yaz aşklarının yaşandığı bir tatil beldesiydi. Ben yaşadım mı hayır, gidip gördüm mü hayır, sadece diyenlerin yalancısıyım. İlk defa bu yıl Eylül ayında gittiğim Şarköy mevsim itibariyle aşkların hüzün ve ayrılıkla bittiğini hissettirse de zamanında upuzun sahil şeridinde serenadların yapıldığı aşikar.

Şarköy, ülkemizin en uzun sahiline sahip. 60 kilometrelik sahil boyunca sıra sıra dizilmiş köyler Avşa ve Marmara Adaları’na karşı çok güzel bir manzaraya sahip. Üzüm bağları, şarap fabrikaları ile ünlü Şarköy’de özellikle Cheateau Kalpak’ı mutlaka ziyaret etmenizi, Bülent Kalpaklıoğlu’nun dünya şaraphane tasarımlarından feyz alarak yarattığı bu harika mekanı görmenizi, bağları gezmenizi ve şarap tadımı yapmanızı öneririm. Zaten Cheataeu Kalpak hakkında bir yazıyı ilerleyen günlerde yazacağım.

Cheateau Kalpak

Yaklaşık iki saat süren Cheateau Kalpak ziyaretinden sonra yolunuzu “Kokular Diyarı” Mürefte’ye çevirebilirsiniz. Şarköy’den 13 km. uzaklıktadır. Bin bir çiçek anlamına gelen isminin hakkını bir yandan şıra kokusu bir yandan deniz kokusuyla harmanlayan Mürefte, Osmanlılar zamanında bölgenin başkenti imiş. Sahilinde ağaçlarlar altında bir çay bahçesi, meydanı, uzun iskelesi ve üzerinde balıkçılarıyla şirin bir sahil beldesi olan Mürefte beyaz şarabıyla ünlü. Hatta Türkiye’deki ilk şarap müzesi de Mürefte’de bulunuyor. Müzede şarabın tarihsel öyküsüne şahit olabilir, şaraba ait her türlü malzemeyi görebilirsiniz.

Biz Şarköy, Mürefte ve İğdebağları’nı seyahatimizin ilk gününe ayırdık. İğdebağları ya da eski adıyla Araplı aynı zamanda konakladığımız Ganohora Butik Otel’in de bulunduğu köy. Özellikle zeytini ve üzümü ile ünlü olan köy Rumlar tarafından kurulmuş. Tepeye kurulmuş bu köye doğru çıkarken arkanızda bıraktığınız deniz, yukarılara çıktıkça çok daha güzel görünüyor.

İğdebağları KÖyüKöyün neredeyse her evinden deniz görülmekle beraber taş evlerin bakımsızlığı, ahşap evlerin virane halleri gerçekten üzücü. Köy halkı evlerine bu kadar değer vermezken İstanbul’dan gelip Ganohora Butik Otel’i kuran öğretmen karı koca Sevda- Mesut çifti zeytin ağaçları arasında bir cennet yaratmaya çalışıyor. Ganohora ışığın merkezi demekmiş. Açık ve güneşli havada günün her saati değişik ışık oyunlarını görebilirsiniz diyor Mesut Bey.

Ganohora Butik OtelZeytin ağaçlarının yeşili ile deniz manzarasının mavisi buluşmuş bir de karı kocanın güler yüzü ve misafirperverliği birleşmiş kendi deyimleriyle “Kente Kokular İçinde Açılan Bir Pencere” olmuş. Yine aynı isimle hizmet veren Ganohora Restoran civardaki en lezzetli yemekleri ve muhteşem manzarası olan mekan. Özellikle satır köftesini mutlaka denemenizi öneririm. Et yemiyorsanız gözlemeleri, çiğ böreği ve mezeleri de mevcut. Mesut Bey’in ısrarıyla içtiğimiz ve sadece bölgeye yönelik satışı olan Mursallı Köyü’nde üretilen üzüm suyu o kadar lezzetli ki evinize dönerken almanızı özellikle hatırlatırım. Ganohora Butik Otel’de konaklayarak çeşitli etkinliklere de katılabilirsiniz. Bağbozumu gezileri, Mayıs ayında Hıdrellez şenliği, felsefe toplantıları bunlardan bazıları. Bunun için otelin web sayfasından ya da telefonla bilgi alabilirsiniz.

Ganohora Butik OTel

Emek verilen, üzerinde kafa yorulan ve işini severek yapıldığı yerler o kadar belli oluyor ki buralarda gözünüze çarpan eksiklikleri bile görmüyorsunuz size hiç batmıyor. İşte Ganohora Otel ve Ganohora Restoran böyle yerlerden. İnsana insan gibi değer verilen, sonuna kadar bildiğini paylaşan, geleni memnun etmek için hiçbir şeyden kaçınılmayan kendinizi bir akrabanızın evine gelmiş gibi hissedeceğiniz mekan Şarköy’e yaz kış geldiğinizde konaklayacağınız ya da yemek yiyebileceğiniz en doğru adres bana göre.

HOŞKÖY

Şarköy’de nereleri gezelim diye beklediğinizi biliyorum ve hemen konuya devam ediyorum. Ganohora Otel’in sahipleri Mesut Bey ve Sevda Hanım’ın rehberliği eşliğinde Şarköy rotamızın ilk durağı HOŞKÖY. Denizcilerin dostu “Hora Feneri” bölgenin en eski ikinci büyük feneri. Tamamı demir bir yapıya sahip fenerin yapımında kaynak kullanılmamış ve tüm bağlantıları vida ile birleştirilmiş. Fenere çıkan yol eskiden oldukça bozukmuş, şimdi daha iyi olmasına karşın patika yol ve çok fazla çalılık. Çıkarken aracınıza göre karar vermenizde fayda var. Fakat çıktığınızda karşılaştığınız manzara o kadar etkileyici ki göze almaya değer. Sahil şeridindeki yazlık evler ve rengarenk çiçekleri, denizin dalgalarla dansı, fenerin çevresindeki incir ağaçları ve üzeri balları akan meyveleri, doğa bize her türlü zenginliği sunuyor ama biz insanoğlu Hora Feneri’nin bakımsızlığını görünce düşünmeden edemiyoruz. Biz ne yapıyoruz diye…

Hora FEneri

GÜZELKÖY (Melen)

Hoşköy’den sonra ikinci durağımız. Yine denizden yüksekte olan köyü daha giderken, yoldan görünen manzarasıyla izlemek bile insanın içine huzur veriyor. Köye giderken solda kalan ve Melen Şarapları’nın arazisi içinde yer alan eski manastır kalıntıları oldukça etkileyiciymiş fakat biz geçerken kapalı olduğu için içeri giremedik. Her yıl 20 Ağustos’ta başlayan ve 20 Ekim’e kadar devam eden bağbozumu sırasında burayı görebilirsiniz.

GüzelköyGüzelköy zamanında kırk bin kişinin yaşadığı söylenen ve kırk kadar şarap mağazasının (esi zamanlarda şarap üretim yerine şarap mağazası denirmiş) olduğu ve Rumlarla Türklerin bir arada yaşadığı köymüş. Bugün altmış hanenin ve yaklaşık iki yüz kadar kişinin yaşadığı köy pek çok tarihi esere ev sahipliği yapıyor. Türk Mahallesi ve Rum Mahallesi olarak ikiye ayrılan köyün bugün merkezi, eskinin Rum Mahallesi. Rumlardan kalan kilise camii olarak hizmet vermekte ve dev bir çınarın altında bulunan muhtarlık çok güzel bir manzaraya sahip.

GüzelköyKöyün eskilerinden Alaattin Bey köyü gezdirirken bir yandan da büyüdüğü sokakları bahçeleri özlemle anlatıyor. Türk mahallesine doğru ilerlerken Cenevizlerden kaldığı tahmin edilen köprüden geçiyoruz önce. Sırasıyla bugün kullanılmayan taş camii, hamam ve Melen Çayı’nın küçük kollarını geçerek hünnap, incir ağaçları eşliğinde geziyoruz. Bölge zamanında kiremit üretim merkeziymiş ve yolda yürürken gördüğümüz bazı kiremit parçalarında Ganohora Kiremit yazılarını okuyoruz. Rivayete göre Vatikan’ın kiremitleri bu bölgeden temin edilmiş. Alaattin Bey’in bahçesinden hünnap, incir, domates, salatalık yiyerek karnımızı doyurup Uçmakdere’ye doğru yola çıkıyoruz.

Güzelköy köprüsü
UÇMAKDERE

Denizden yaklaşık iki kilometre vadi içinde bulunan bu köy tahta evleri, dev çınar ağaçları ve güler yüzlü köylüsüyle sizi adeta başka bir dünyaya uçuruyor. Zamanında korsanlardan korunmak için iyi bir konumda olan köy bugün gürültüden uzaklaşıp doğayı hissetmek için de ideal. Korsanlardan nasıl korunurmuş şöyle ki denizden köy görünmemekle beraber köyden deniz çok net görünüyor. Dolayısıyla halk için çok iyi bir korunma noktasında. Ağaçlık bir köy olan Uçmakdere Ganos Dağları’nın eteklerine kurulmuş. Köye giderken denizden bir hayli yükseğe çıkıyorsunuz ve harika bir manzara eşliğinde yolculuk ediyorsunuz. Sağlı sollu üzüm bağları, zeytin ağaçları, okyanus görünümünde Marmara Denizi derken köye geldiğinizde şirin köy kahvesinde mutlaka bir çay molası verin.

Uçmakdere

Uçmakdere semalarında süzülmek isterseniz yamaç paraşütü yapma şansınız da var. Bunun için 625 metre yükseklikteki Nişantepe’ye çıkmanız gerekiyor. Doğa yürüyüşü, yamaç paraşütü, yüzmek hepsini bir arada yapmak için bundan daha güzel bir fırsat olamaz.

IMG_0059

UçmakdereGAZİKÖY

Uçmakdere ile Güzelköy arasında kalan Gaziköy’e biz uğramadık. Güzel plajları olan köy, tarihi kalıntıları araştırmak için sit alanı ilan edilmiş. Kısacası Şarköy sahil şeridi boyunca, İğdebağları, Eriklice, Aşağı Kalamış, Hoşköy, Güzelköy, Gaziköy ve Uçmakdere boyunca ilerlerken mevsim durumuna göre denize girebilir, yamaç paraşütü yapabilir, doğanın renkleriyle yürüyebilir, şarabınızı içip zeytininizi tadabilir, balık yiyip hayatınıza güzel anlar ekleyebilirsiniz. Tüm bunlar için çok fazla bütçe ayırmanıza da gerek yok. Gerek kalacağınız yerler gerekse yemek yiyeceğiniz mekanlar ortalama fiyatlara sahip. Bu arada Tekirdağ üzerinden gelirken ya da dönerken köfte yemenizi de tavsiye ederim.

Fotoğraflar: Erkan Tozluyurt

Bu harika gezi sırasında bize rehberlik eden Sevda-Mesut Mahmutoğulları çiftine  çok teşekkür ederiz.

Konaklama
Ganohora Otel, İğdebağları 0534.578.17.11
Coşkun Otel, Şarköy 0282.518.43.24
Yeme – İçme
Ganohora Restoran, İğdebağları 0282.518.49.74 – 0534.578.17.11
İskele Balık, Mürefte 0282.528.93.83
Deniz Restoran, Şarköy 0536. 372.63.88
Kafe Kalpak (Randevu gereklidir) 0553.222.77.99

5 Comments

  • Reply Burçay 28 Eylül 2015 at 16:04

    Vallahi memleketimiz bir cennet. Çok merak ettiğim yerleri yazmışsın Banu’cum. Gidersek senden detaylı destek isteyeceğim…

  • Reply ULUDAĞ OTEL 30 Eylül 2015 at 14:10

    Türkiye’nin kayak merkezi Uludağ’da onlarca otel bulunmaktadır. 1. Ve 2. Oteller bölgesi olarak adlandırılan turizm yörelerinde, zirveye yakın yerde konumlanan tesislerin çoğunda farklı mesafelerde pistler de mevcuttur. http://www.uludagoteller.com.tr/uludag-otelleri/ #uludağ #oteller #uludağoteller

    • Reply Banut 06 Ekim 2015 at 17:10

      Tamamdır, tavsiye için çok teşekkürler

  • Reply Bir Şarap Rotası-Chateau Kalpak - Banu'nun Dünyası 06 Ekim 2015 at 07:01

    […] Ben Şarköy’e Chateau Kalpak’a bilerek daha önce bu şarapları deneyimleyip mi gittim hayır. Adını duymuştum ama hiç içmemiştim. Şatonun muhteşem oluşunu, tadım yapmanın çok keyifli olduğunu ve bağların Fransa’dan bile çok daha başarılı olduğunu duymuştum ve gidip görülecekler listeme almıştım. Bir arkadaşımın sosyal medya hesabında Chateau Kalpak’ın bağlarında gelin damat fotoğraflarını gördüm ve manzaraya hayran oldum. Burası neresi diye sorduğumda Chateau Kalpak yanıtını alınca bayram öncesi birleştirilen iki günlük kafa tatilini fırsat bilip Şarköy ve çevresine bir gezi planı yaparak ilk durağı buraya ayırdım. Bu gezi planının detayları bir önceki yazıda. […]

  • Leave a Reply

    Berlin in Berlin ödül almış, ödülden çok filmdeki erotik sahne konuşuluyor, Uğur Mumcu öldürülmüş…Nihan’ın iki ülke ve 20 yıllık zaman dilimini kapsayan hikayesinin arka fonunda Türkiye’nin o yıllardaki sosyal ve siyasi panoraması var…

    Kitabı okurken Banu Tozluyurt’un tanınmış yazarlara; bir Banu’luk yer açın ben geliyorum diyen ayak sesleri duyuluyor…

    Nihan, Kamer ve Seval’i babaları cumartesi günleri halaları Ayla’nın oturduğu Kadıköy’e götürürdü. Belki de balıkçılar çarşısında balık alırken yanlarından geçtiniz. Ya da Üsküdar’dan Nihan’la aynı vapura bindiniz, yanyana oturdunuz… Hikayedeki gerçeklik duygusu o kadar geçiyor ki insana sokakta yürüyen bir genç kıza acaba bu Nihan’mı diye bakabilirsiniz…

    Lale Celepoğlu

    D & R    /    İdefix    /    Kitap Yurdu    /    Babil.com