İç Anadolu Yurt İçi

Tayfun Talipoğlu Daktilo Müzesi

07 Ekim 2016

Çocukluğuma dair hatırladığım en özel seslerdendir daktilo sesi, tak tak tak… Annem yazılı sorularını, taktığı sarı teksir kağıtlarına yazardı daktiloda. Satır sonuna geldiğinde o kolu attırıp yeniden satır başına geçme hareketi pek havalı gelirdi bana. Bir an önce annem kalksın da ben yazayım isterdim. O günlerden bugüne teknoloji çok çok ilerlese de hala daktilo ile yazı yazma isteğim aynı coşku ve heyecan ile devam etmekte.

img_8999

İki Kadın Anadolu projemiz için Armağan’la Eskişehir’e gittiğimizde yeni açılan daktilo müzesini gördük tesadüf. Türkiye’nin ilk daktilo müzesinin Tayfun Talipoğlu Daktilo Müzesi olduğunu biliyor muydunuz? Ben duymamıştım doğrusu, zaten açılalı beş ay olmuş. Müzeler şehri Eskişehir’e yolunuz düşerse Odunpazarı Dede Mahallesinde tarihi eser Şamlıoğlu Konağı’nın ev sahipliği yaptığı bu müzeye uğrayın derim.

img_9001

Müze koleksiyonunun büyük çoğunluğu Tayfun Talipoğlu tarafından bağışlanmış.  Basın çalışanlarının ve vatandaşların bağışladığı daktilolar da mevcut olmakla beraber Bülent Ecevit’in daktilosu ve balmumu heykeli oldukça ilgi çekici.

img_8990

İsteyenlerin yazı yazması için hazırlanmış bir de köşe yapmışlar müzede. Daktilo deneyimini özleyenler ya da hayatında hiç daktilo görmemiş ya da kullanmamış yeni nesil için güzel bir olanak. Tabii ki oturup yazdım.

Yıllar içinde daktilonun da ne kadar geliştiğini gösteren çeşit çeşit örnekler, zamanında yazılmış önemli telgraflar hepsi müzede sergileniyor.

img_9004

img_9006Müze pazartesi günleri kapalı. Onun dışındaki günler 10:00 – 17:00 arası gezilebilir. Öğrenci ve kadınlar için 1 TL, erkekler 2 TL. Pozitif ayrımcılık güzel olmuş bence.

Dedemah. Şamlılar sok. No:1 Odunpazarı /Eskişehir

1 Comment

  • Reply Fulya 07 Ekim 2016 at 13:12

    vay be ne yıllar ama o yıllarda yaşamak isterdim

  • Leave a Reply

    Berlin in Berlin ödül almış, ödülden çok filmdeki erotik sahne konuşuluyor, Uğur Mumcu öldürülmüş…Nihan’ın iki ülke ve 20 yıllık zaman dilimini kapsayan hikayesinin arka fonunda Türkiye’nin o yıllardaki sosyal ve siyasi panoraması var…

    Kitabı okurken Banu Tozluyurt’un tanınmış yazarlara; bir Banu’luk yer açın ben geliyorum diyen ayak sesleri duyuluyor…

    Nihan, Kamer ve Seval’i babaları cumartesi günleri halaları Ayla’nın oturduğu Kadıköy’e götürürdü. Belki de balıkçılar çarşısında balık alırken yanlarından geçtiniz. Ya da Üsküdar’dan Nihan’la aynı vapura bindiniz, yanyana oturdunuz… Hikayedeki gerçeklik duygusu o kadar geçiyor ki insana sokakta yürüyen bir genç kıza acaba bu Nihan’mı diye bakabilirsiniz…

    Lale Celepoğlu

    D & R    /    İdefix    /    Kitap Yurdu    /    Babil.com