Kanada

Royal Ontario Müzesi

02 Şubat 2017

Toronto gezimizin sonuna yaklaşırken bu defa Royal Ontario Müzesi oldu durağımız. Özellikle kışın Toronto’da çocukla gezilecek yerler deyince yerli yabancı herkesin aklına ilk gelen isimdir herhalde burası. Daha binanın girişinden farklı bir yer olduğunu anlıyorsunuz. Queens Park Caddesi üzerine bırakılmış dev bir kristal gibi duran bina, müzelerle hiç ilgisi olmayan birini bile önünden geçerken cezbedebilir. Ki kızım gelmeye çok istekli değilken binayı görünce bir keyiflendi ki ben bile şaşırdım.

Mimar Daniel Libeskind tarafından yapılan bina 1914 yılında ziyaretçilerine açılmış.İçinde arkeoloji, paleontoloji, mineraloji, zooloji ve jeoloji müzelerini barındıran bina tam bir doğa tarihi ve sanat şaheseri.  Özellikle dinazorların bulunduğu kat ile 7’den 70’e herkesin ilgisini çekiyor. Şöyle ki her bir parçanın önünde bir grup eğitmenleri tarafından verilen bilgileri dinliyor. Bazen bir anaokulu grubu bazen de üniversite öğrencileri. Bilgiyi görerek öğrenmek kadar sağlıklı bir şey olabilir mi?

Afrika sanatı, Avrupa ve Kanada tarihine ait parçaların da bulunduğu müzede özellikle çok sayıda fosil görüyorsunuz. Müzenin en sevdiğimiz bölümlerinden biri de sergilenen hayvanların kürklerinin bir örneğine elimizle dokunup hissetmemiz oldu.

Kanada’da çıkan taşların rengi de taş koleksiyonu olan Duru’yu büyüledi.

Kuzey Amerika’nın en büyük müzelerinden olan Royal Ontario Müzesinde çok rahat iki saatiniz geçiyor. Özellikle Ocak ayında eksilerde olan havada yapılacak güzel bir aktivite olacaktır.




No Comments

Leave a Reply

Berlin in Berlin ödül almış, ödülden çok filmdeki erotik sahne konuşuluyor, Uğur Mumcu öldürülmüş…Nihan’ın iki ülke ve 20 yıllık zaman dilimini kapsayan hikayesinin arka fonunda Türkiye’nin o yıllardaki sosyal ve siyasi panoraması var…

Kitabı okurken Banu Tozluyurt’un tanınmış yazarlara; bir Banu’luk yer açın ben geliyorum diyen ayak sesleri duyuluyor…

Nihan, Kamer ve Seval’i babaları cumartesi günleri halaları Ayla’nın oturduğu Kadıköy’e götürürdü. Belki de balıkçılar çarşısında balık alırken yanlarından geçtiniz. Ya da Üsküdar’dan Nihan’la aynı vapura bindiniz, yanyana oturdunuz… Hikayedeki gerçeklik duygusu o kadar geçiyor ki insana sokakta yürüyen bir genç kıza acaba bu Nihan’mı diye bakabilirsiniz…

Lale Celepoğlu

D & R    /    İdefix    /    Kitap Yurdu    /    Babil.com