Röportaj

Tuğra Babalık

25 Mayıs 2016

Dustin Hoffman’ın “Yağmur Adam” filmini hatırlarsınız değil mi? Filmde otizmli birinin hayatını canlandırmıştı. Peki o canlandırdığı kişi kimdi biliyor musunuz? Kim Peek, ayaklı kütüphane. Hafızasında on bine yakın kitap barındıran Peek herhangi bir tarihin haftanın hangi gününe denk geldiğini anında bilen biriydi. Bugün başarılarına hayran kaldığımız ünlüler Albert Einstein, Beethoven, Isaac Newton ve dahası… Kimi Asperger,kimi epilepsi, kimi ALS ile yaşayan dâhiler. Güçlü yönleri özenle, sabırla işlendiğinde başarılarıyla tanıdığımız kişiler. Niye mi yazıyorum bunları az sonra okuyacağınız röportajın kahramanı Tuğra Babalık da yakın geleceğin Einstein’ı olabilir fakat destek şart. İşte 10 yaşındaki Tuğra’nın annesi Yasemin Babalık tarafından anlatılan hikayesi.

Tugra Babalık

Yasemin Hanım biraz kendinizi ve ailenizi tanıtır mısınız?

Merhaba ben, Yasemin Aslıhan Babalık. 40 yaşındayım. Biri 10 yaşında diğeri 3 aylık 2 erkek çocuk annesiyim. Doğma büyüme İstanbulluyum, son 5 yıldır eşim ve çocuklarımla beraber Ankara’da yaşıyoruz. Bankacıyım ama şu anda çalışmıyorum.  Büyük oğlumuz Mustafa Tuğra’ya yaklaşık 4 yaşındayken Atipik Otizm teşhisi konuldu ve otizmle beraber hayatımız bambaşka bir boyut kazandı.

Atipik otizm teşhisi nasıl konuldu ve Atipik Otizm belirtileri nelerdir?

Doğumda yaşadığımız birtakım sıkıntılar ve oksijensiz kalması sebebiyle hep tetikte bekledik biz açıkçası. 4 yaşındayken de atipik otizm teşhisi aldık. Şunun altını çizmek isterim, Otizm bir hastalık değil, bir farklılık. Hayat boyu sürekli ve yoğun eğitim gerektiren, pahalı bir farklılık. Atipik olan, diğer otizm türlerine göre biraz daha hafif denilebilir. Genelde çocuğun göz teması olmaması, adıyla seslenildiğinde tepki vermemesi, tekrarlanan bazı hareketler yapması gibi belirtileri olabiliyor. Artık doğan her 68  çocuktan bir otizmli olarak doğuyor maalesef.

Tuğra üçüncü sınıfa gidiyor. Okulda karşılaştığınız sorunlar oluyor mu?

Otizmli daha doğrusu farklı  gelişen bir çocuk olmak bizim ülkemizde maalesef çok zor. Down sendromu, CP ya da otizmli çocuklar eğitimde ‘normal’ kabul edilen yaşıtları ile  ne yazık ki eşit haklara sahip değiller. Hakkınız olanı alabilmek için büyük savaş vermeniz gerekiyor. Öncelikle çocuğunuz  ana okuluna kabul edilmek istenmiyor, sırf bu farklılıklarından dolayı. Okullar biraz  uğraştıran bir çocuğu kabul etmek istemiyorlar. Okul kabul edip alsa diğer veliler zorluk çıkarabiliyor: bunların hepsini yaşadık ne yazık ki. Ama ne mutlu ki bizim çocuklarımızın da eşit eğitim hakkı olduğuna inanan eğitim kurumları da var. Tuğra şu an kaynaştırma öğrencisi olarak bir devlet okulunda 3. Sınıfta okuyor. Yani doğal gelişim gösteren yaşıtı arkadaşları ile birlikte eğitim alıyor. Harika bir öğretmeni ve dünya tatlısı sınıf arkadaşları var. Eğer çocuğunuzu kabullenip, onun eğitim hakkına inanan bir öğretmene denk geldiyseniz bundan daha büyük bir şans olamaz. Çünkü bu maalesef bizim ülkemizde pek mümkün olmayan bir durum. Otizmli çocukların okullara kabul edilmediğine, toplumun dışına itilmeye çalışıldığına dair bir dolu haber duyuyoruz hemen her gün. Biz okul anlamında şanslı taraftaydık, öğretmenimiz çok çabuk kabullenip koruması altına aldı Tuğra’yı. Sınıf arkadaşları da aynı şekilde hepsi birer öğretmen oldu ona. Bu anlamda hepsine ne kadar teşekkür etsem azdır.

Tuğra Babalık

Tuğra’nın özel yeteneği tam olarak nedir ve bu yetenek nasıl keşfedildi?

Tuğra okuma yazmayı çok zor bir süreçte öğrendi. Yaklaşık 2 yıl sürdü öğrenme süremiz. Çünkü otizmin yanında Tuğra’ nın yoğun bir öğrenme güçlüğü sorunu var. Geçtiğimiz Ağustos ayında öğretmeni  Tuğra’ nın matematik alanında birden bire hızlı bir şekilde geliştiğini farketti. Bu geçen süre zarfında her türlü matematik, fizik ve hatta kısmen kimya sorularını çözebildiğini gördük. Kalem kağıt kullanmadan Türkiye’de şimdiye kadar sorulmuş olan tüm ÖSS – ÖYS sorularını, Tubitak olimpiyat sorularını daha soru okunduğu anda yanıtlayabilmekte. Birçok üniversitenin okul bitirme sorularını da çözebilmekte. Hatta Tubitak şifreleme sorularını (algoritma ) çözebilmekte. Bizim erişebildiğimiz her türlü matematik, fizik sorusunu şimdiye kadar çözdü. Bunlarla ilgili videolarını yayınladığımız YouTube da kendi adına- Mustafa Tuğra Babalık- bir sayfamız var. Benim de bugüne kadar Tuğra ile ilgili tüm süreci paylaştığım bir blogum

http://www.piofotizm.blogspot.com

Tuğra’nın diğer çocuklar ile arası nasıl onlardan nasıl tepkiler alıyor?

Arkadaşları zaten Tuğra’yı hep sevip kolluyorlardı okulda. Bir gün bile onu dışlayıp psikolojik olarak ötelemediler. Bu bizim için çok büyük şans.  Bunda öğretmenimizin yönlendirmesi elbette çok önemli. Öğretmen nasıl davranırsa öğrenciler de o şekilde bakıyor farklı arkadaşlarına. Bu matematik yeteneğinin ortaya çıkmasından dolayı hepsi çok şaşırdı önce, hatta sınıfta ona artık ‘ hesap makinesi ‘diyorlar.  Kaç basamaklı olursa olsun çok büyük sayıları toplayıp, çıkarıp, bölüp çarpabildiği için gerçekten de beyni bir hesap makinesi gibi.

Dünyada Tuğra gibi çocuklar var mı hiç araştırdınız mı, onlar nasıl eğitim alıyorlar ?

Bizim araştırdığımız kadarıyla dünyada Tuğra gibi bir örneğe biz rastlamadık. Toplama çıkarma gibi işlem yapanlar çok fazla var ama kağıt kalem kullanmadan karmaşık problemler çözen yok. Zaten bizim de sıkıntımız burada. Önümüzde örne olmayınca yol gösteren de yok bu anlamda.

Dünyaya baktığımızda bu tarz çocuklara çok fazla kıymet verildiğini, el üstünde tutulduğunu görüyoruz. Maalesef bizim için öyle olamadı.

Şu anda en büyük beklentiniz nedir?

Öncelikle mutlu olmasını istiyoruz elbette ailesi olarak. Sonra eğitim hayatı ve bundan sonrası için bir yol çizilmesi. Bizim durumumuz Milli Eğitim Bakanlığı tarafından biliniyor. Defalarca izlediler, rapor tuttular Tuğra ile ilgili. Özel eğitim birimleri, üstün yetenekli çocuklarla ilgili birimler her biri ayrı ayrı inceledi. Ne yazık ki hiçbiri Tuğra için bir öneri, bir çözüm üretemedi. Bizim ülkemizde böyle bir cevheri işleyecek hiç kimse yok demek istemiyoruz, sadece henüz o kişiye, kuruma ulaşamadık diye ummayı seçiyoruz.

Tuğra’yı gören birkaç üniversite,  Tuğra’nın bu bilgi birikimi ile saatler içinde üniversitelerinden mezun olabileceğini söyledi. Bizim arzumuz Tuğra için böyle bir ayrıcalık yapılabilse keşke, mesela bu yaşında üniversite diploması alabilse otizmli bir çocuk olarak. Sonra bir dolu kapının ona açılabileceğine inanıyoruz.

En çok istediğimiz bir üretim tesisinde Tuğra’nın değerlendirilmesi, bir AR-GE biriminin bu yeteneğini üretime yönlendirebilmesi. En nihayetinde de hem kendisi hem ülkesi  hem de tüm dünya için faydalı bir şeyler yapabilmesine imkan verilmesi. Eğer doğru bir yön verilirse bu eşsiz yeteneğinin gerçekten faydaya dönüşeceğine inanıyoruz. Bu anlamda da büyük firmaların bize kucak açmasını bekliyoruz.

Gerçekten dinlerken çok etkilendim. İleride Tuğra’yı yaptığı icatlarla tüm dünyanın tanıması ne büyük gurur olur, düşünsenize.

Tuğra’nın ailesine ulaşmak için; yasbabalik@yahoo.com

11 Comments

  • Reply Hafize Süalp 25 Mayıs 2016 at 09:34

    Çok etkilendim bu çok özel hikayeden… Dilerim sevgili Tuğra için yapılabilecek birşeyler vardır.
    Ellerine sağlık Banucuğum…

  • Reply Sevgiylegeziyorum 25 Mayıs 2016 at 10:49

    Yasemin umudunu kaybetme ne olur. Bence Tuğra için bir el mutlaka uzanacak …

  • Reply mavianne 25 Mayıs 2016 at 11:17

    Müthiş bir röportaj olmuş yüreğinize sağlık
    Tuğra çok ama çok özel bir çocuk mutlaka bir eğitimcinin yardımı lazım
    umarım istedikleri gibi bir yol açılır önlerinde

  • Reply nagehan öge 25 Mayıs 2016 at 12:08

    şansın da, yolun da açik olsun tuğra. cok etkileyici ve gurur veren bir hikaye tuğra’nın ki.
    sevgiler

  • Reply Şenay Şensöz 25 Mayıs 2016 at 13:01

    Bir otizmli çocuğa sahip bir anne olarak çok etkilendim Tuğra’ dan. Umarım en kısa zamanda sizi anlayabilecek ve yol gösterebilecek birine veya bir kuruma ulaşabilirsiniz . İzninizle daha çok kişiye ulaşması için yazınızı paylaşıyorum.
    Sevgiler.

  • Reply sadiye karamanoğlu 25 Mayıs 2016 at 16:22

    Çok etkilendim Tuğranın karşısına çok büyük olanaklar çıksın o çok özel bi çocuk Sevgiler

  • Reply mavianne 25 Mayıs 2016 at 17:22

    http://mavianne.blogspot.com.tr/2016/05/gelecegin-einsteini-destek-bekliyor.html

    daha çok kişiye ulaşması dileğimle….

  • Reply Practical Mama 26 Mayıs 2016 at 06:22

    Yakinlarda su cocuga denk geldim, bunu bir arastirabilirsiniz. 15 yasinda universiteye kabul etirmis, masterini bitirmis, su anda doktorasini yapiyormus. En azindan ailesinin nasil bir yontem izledigi uzerine birseyler bulabilirler.

    https://www.youtube.com/watch?v=Uq-FOOQ1TpE
    http://www.huffingtonpost.com/2013/05/11/jacob-barnett-autistic-14-year-old-nobel-prize_n_3254920.html

  • Reply Ebru 26 Mayıs 2016 at 12:23

    Bizim ulkemizde faydali bilime ilime katki eden kimlere sahip cikilmiski tugra gibi evlatlarimiza sahip cikan olsun.yine umit ediyorum insalalh dyeoum yanilirim bi kurum sahip cikar.

  • Reply Fatma aydıl 28 Mayıs 2016 at 16:50

    Tuğraýı hatırlıyorum çalıştığım kurumun anasınıfına devam ediyordu aferim tuğraya yolu ve şansı açık olsun

  • Reply Dostbahesinden 02 Haziran 2016 at 01:38

    Şansı bol olsun..başarılarla dolu yılları olsun..dilerim gerekli kişiler eğitimi icin gerekli yardım elini uzatacaktir…sevgi ve saygiyla

  • Leave a Reply

    Berlin in Berlin ödül almış, ödülden çok filmdeki erotik sahne konuşuluyor, Uğur Mumcu öldürülmüş…Nihan’ın iki ülke ve 20 yıllık zaman dilimini kapsayan hikayesinin arka fonunda Türkiye’nin o yıllardaki sosyal ve siyasi panoraması var…

    Kitabı okurken Banu Tozluyurt’un tanınmış yazarlara; bir Banu’luk yer açın ben geliyorum diyen ayak sesleri duyuluyor…

    Nihan, Kamer ve Seval’i babaları cumartesi günleri halaları Ayla’nın oturduğu Kadıköy’e götürürdü. Belki de balıkçılar çarşısında balık alırken yanlarından geçtiniz. Ya da Üsküdar’dan Nihan’la aynı vapura bindiniz, yanyana oturdunuz… Hikayedeki gerçeklik duygusu o kadar geçiyor ki insana sokakta yürüyen bir genç kıza acaba bu Nihan’mı diye bakabilirsiniz…

    Lale Celepoğlu

    D & R    /    İdefix    /    Kitap Yurdu    /    Babil.com