Avusturya Ne Pişirsek Yurt Dışı

>Viyana pastaları

04 Haziran 2010

>

Viyana’ya daha önce giden kişiler benden hep onlara “sachertorte” getirmemi istediler. Neymiş bu pasta merak ettim ve yenilecek ilk adres Sacher Otel’e daha Viyana’ya ayak basar basmaz gittik. Tart değil aslında arasında kayısı reçeli olan tam anlamıyla bir çikolatalı pasta. Yanlız çikolata sevenlere bile ağır gelebilir biraz fazlaca ağır tadı. Ben çok sevdim mi, bir daha denemeyi düşünmem ağır çikolatası olduğundan. Ben daha çok beyaz muhallebi kıvamlı kreması olan ve içinde meyva bulunan pastalardan hoşlanırım.Efsaneye göre 1832 yılında Viyanalı asilzade Wenzel Clemens Fürst Metternich soylu konukları için lezzetli bir tatlı yaratılmasını emreder ve ekler: “dass er mir aber keine schand’ macht, heut abend!” (aman sakın beni utandırmasın, bu aksam!). oysa şef aşcı yatağında hasta yatmaktadır o gün ve imdada 16 yaşındaki, iki yıldan beri aşçı çıraklığı yapan Franz Sacher yetişir ve dünyaca ünlü sachertorte’yi yapar.
Yine Viyana’nın ünlü tatları strudeller. Elmalı, üzümlü, mürdüm erikli, böğürtlenli, çilekli ve aklınıza gelen her meyveli strudeli bulabilirsiniz. Biz daha çok çilek ve elmalıyı tercih ettik. Demel Cafe’de gözümüzün önünde incecik ve neredeyse tek kişilik çarşaf büyüklüğünde açılan hamura krema, meyva taneleri koyuldu ve incecik sarılarak pişirildi. Dilimlenmiş halde üstüne pudra şekeri serpilerek ikram ediliyor.
 
Yumaşacık, dilinizde harika tatlar bırakan ve bir pastaya aşk duyacağınız tek şey schwarzwalder kirschtorte yani kara orman pastası . Bu kadar hafif, bu kadar lezzetli bir pasta çok zor yenir herhalde.
Daha yazmakla, anlatmakla bitmez…Ekler, makaronlar, kurabiyeler,kap kekler, çikolatalar…Aklınıza gelen her türlü zararlı yiyecek bu şehirde, gitmeden birkaç hafta rejime girmekte fayda var.

No Comments

Leave a Reply

Berlin in Berlin ödül almış, ödülden çok filmdeki erotik sahne konuşuluyor, Uğur Mumcu öldürülmüş…Nihan’ın iki ülke ve 20 yıllık zaman dilimini kapsayan hikayesinin arka fonunda Türkiye’nin o yıllardaki sosyal ve siyasi panoraması var…

Kitabı okurken Banu Tozluyurt’un tanınmış yazarlara; bir Banu’luk yer açın ben geliyorum diyen ayak sesleri duyuluyor…

Nihan, Kamer ve Seval’i babaları cumartesi günleri halaları Ayla’nın oturduğu Kadıköy’e götürürdü. Belki de balıkçılar çarşısında balık alırken yanlarından geçtiniz. Ya da Üsküdar’dan Nihan’la aynı vapura bindiniz, yanyana oturdunuz… Hikayedeki gerçeklik duygusu o kadar geçiyor ki insana sokakta yürüyen bir genç kıza acaba bu Nihan’mı diye bakabilirsiniz…

Lale Celepoğlu

D & R    /    İdefix    /    Kitap Yurdu    /    Babil.com