Ne İçsek / Ne Yesek Tanzanya Yurt Dışı

Zanzibar -1

01 Aralık 2013

Aralık ayının bu soğuk ilk gününde sıcacık bir yazıya hazır mısın sevgili okur?

Bundan dört yıl önce Maldivler’e gittiğimde yaşamıştım aynı duyguyu… Hani işe kaptırmışken kendinizi bir mail gelir, bembeyaz kum, palmiyeler, salaş bir balıkçı teknesi ve tropik bir ortam ve siz “ah şimdi böyle bir yerde olmak vardı” derseniz ya işte tam öyle bir yer burası.

Kenya Nairobi’den bir buçuk saat süren yolculuk sonunda indiğimiz Zanzibar Havaalanı’nda öyle çok güler yüzlü karşılanmadık, temizliği bırakın hiç de hijyenik olmayan bir ortama indik, pasaportlarımız karıştığı için vizemizde sorun yaşadık ama neyse ki otelimize gelince tüm olumsuz duygularımız geride kaldı ve biz harika bir tatile odaklandık. Maldivler’de asla temizlik sorunu yaşamıyorsunuz ama belli ki Zanzibar bize aynı konforu sunmayacak. Kenya’dan alışkın olsak da, Zanzibar bir ada olduğundan burada çok daha fazla sinek sorunu var. Zaten Kenya’da hiç sorulmayan aşı kartlarımız, Zanzibar’a iner inmez havaalanında görevliler tarafından kontrol edildi. Yani sarı humma aşısı olmadan Zanzibar’a girmeniz mümkün değil.

Zanzibar, Tanzanya’ya bağlı özerk bir ada, nüfusu 1,5 milyon civarında. Evet oldukça büyük bir ada, bu kadar olacağını tahmin etmiyordum. Nüfusun %95’i Müslüman hem de koyu cinsinden. Gelmeden önce yaptığım araştırmalarda Zanzibar’da şeriat geçerli diye duymuştum ama şoförümüz öyle olmadığını söylüyor. Otele giderken neredeyse başı açık bir kadına rastlamadım. Fakirlik burada da çok fazla. Neredeyse ayağında ayakkabısı olmayan taşıyıcılar taşıdı bavullarımızı araca, havalimanında. Üstlerindeki kıyafetler hem çok eski hem neredeyse yok gibi.

Havalimanından yaklaşık 1 saat mesafede bulunan otelimize geldiğimizde karşılaştığımız deniz manzarası bize kısa süreli bir şok yaşattı. Kıyıdan denize kadar yaklaşık 100-150 metre kadar mesafede taşlar, kuru yosunlar her yanı sarmış haldeydi ve neredeyse deniz yüksekliği boyunuzu hiç geçmiyor hatta dizinizden yukarı çıkmıyordu. “Hayalini kurduğumuz deniz bu muydu” hepimizin içinden geçenmiş meğer, sonradan itiraf ettik. Daha sonra burada gün içinde çok uzun süreli gel-git yaşandığını öğrendik. Öğleden sonra normale döner dediler ve gerçekten de bir anda deniz bir akvaryuma döndü. Hayatımda bu kadar bariz gel-git hiç yaşamamıştım, her gün bu doğa olayına şahit olduk Zanzibar’da.

Palmiyelerin altında, salaş balıkçı teknelerinin o insanın içini ısıtan görüntüsü eşliğinde, bembeyaz kumsallar ve sadece siz… İnsan zaman zaman durup “acaba cennette miyim” diye soruyor kendine.

Kenya’da çok sık karşılaştığımız Masailer burada da var. Özellikle otelde çok fazla sayıda var çünkü güvenliği onlar sağlıyor. Sahiller herkese açık ve sahilde bir yürüyüş yapıp kafa dinleyim deme şansınız yok. Mutlaka bir yerli yanınıza geliyor ve size ya bir tekne turu, ya dalış dersi satmaya çalışıyor  ya da hediyelik eşya dükkanına uğramanız için dil döküyor. Jambo! Diye geliyorlar ve asla peşinizi bırakmıyorlar. İşte Masailer sizi onlardan uzaklaştırmaya yardımcı oluyor. Ben şahsen yanıt vermemeyi ve İngilizce bilmiyorum mesajı vermeyi uygun buldum, böylece kendimi kurtardım.

Blue Bay Beach Resort Otel, gerçekten konumu gereği oldukça iyi bir mevkide. Otelin spa hizmeti, çocuk kulübü, personelin güler yüzlülüğü dışında her akşam farklı bir aktiviteye ev sahipliği yapması da ayrıca bize hoş anlar yaşattı. Gittiğimiz ilk akşam yapılan Hoş Geldin Partisi, sonrasında Zanzibar yemekleri gecesi, bir akşam yeşil alana kurulan masalar, diğerinde havuz başı sofraları hepsi tek kelimeyle mükemmeldi. Üstelik yapılan tüm süslemeler, bahçenin çiçekleriyle, yeşilliğiyle oluyor yani her şey doğal ve el yapımı.

Her gün sabah kahvesi niyetine dalından koparılan hindistan cevizi suyunu içmek ve meyvesini kemirmek işin en lüks tarafı oldu. Zübeyir adlı otel personeli, her sabah etrafımızda geziniyor ve bizden bir işaret bekliyordu. Sonra o upuzun ağaçlara tırmanıp en güzelini koparıp servis ediyordu. Otelde yemekler açık büfeydi ama öyle çok leziz olduğunu söyleyemeyeceğim. Aç kalmadık ama “ille de vatanım” dedirten cinstendi doğrusu. Allahtan akşam yemeklerinde çocuklar için ayrıca çocuk menüsü vardı da, hamburgerle idare etti bizimki.

Akşamları ne kadar vücudunuza ilaç sıkarsanız sıkın, kolunuza sinek kovucu bilezik takın, kaçışınız yok o sivrilerden. Odanızda rahatsınız çünkü her akşam bir görevli gelip odayı ilaçlıyor, yatağınızın cibinliğini açıyor ve siz mışıl mışıl uyuyorsunuz.

Zanzibar’da tatil planlıyorsanız hijyeni unutacaksınız, banyonun fayansına, havlunuzun temizliğine bakmayacaksınız, yemeklerde aşırı lezzet beklemeyeceksiniz ama emin olun yaşayacağınız en egzotik, en tropik, en unutulmaz tatil olacak. Çünkü deniz, kum, ortam, meyveler, palmiyeler, kültür, görülecek yerler açısından muhteşem anılar sizi bekliyor Zanzibar’da. Baharat plantasyonu, Crescent Island, Stone Town ve Zanzibar şehir turu bir diğer yazıların konusu sevgili okur.

Günün videosu Zanzibar yerel yerel dans

5 Comments

  • Reply zeynep goktaş 02 Aralık 2013 at 10:39

    Hem içeriği, hem de görseli bakımından harika bir yazı olmuş. Tebrikler

    • Reply Banut 03 Aralık 2013 at 07:59

      Teşekkürler Zeynep’im

  • Reply mavianne 03 Aralık 2013 at 12:04

    BANUCUM,
    GURUR DUYARIM YAYINLARSAN
    ÇOK MUTLU OLURUM AYRICA
    İZNE NE GEREK
    ÖPÜCÜKLER SANA

  • Reply mavianne 03 Aralık 2013 at 12:28

    Fotoğraf kareleri atlas degisini okuyormuşum hissi verdi bana,
    Bir gün oralara gidersek sayende yabancılık çekmeyeceğim,
    Kalemine sağlık :)

  • Reply funda 09 Ocak 2015 at 13:11

    yazıyı okurken yaşadım sanki çok beğendim:) hijyen ve sinek sorunu çocuklar olunca düşünülmeden geçilmiyor. ama resimlere bakınca da gidesi geliyor insanın:)
    sevgilerle..

  • Leave a Reply

    Berlin in Berlin ödül almış, ödülden çok filmdeki erotik sahne konuşuluyor, Uğur Mumcu öldürülmüş…Nihan’ın iki ülke ve 20 yıllık zaman dilimini kapsayan hikayesinin arka fonunda Türkiye’nin o yıllardaki sosyal ve siyasi panoraması var…

    Kitabı okurken Banu Tozluyurt’un tanınmış yazarlara; bir Banu’luk yer açın ben geliyorum diyen ayak sesleri duyuluyor…

    Nihan, Kamer ve Seval’i babaları cumartesi günleri halaları Ayla’nın oturduğu Kadıköy’e götürürdü. Belki de balıkçılar çarşısında balık alırken yanlarından geçtiniz. Ya da Üsküdar’dan Nihan’la aynı vapura bindiniz, yanyana oturdunuz… Hikayedeki gerçeklik duygusu o kadar geçiyor ki insana sokakta yürüyen bir genç kıza acaba bu Nihan’mı diye bakabilirsiniz…

    Lale Celepoğlu

    D & R    /    İdefix    /    Kitap Yurdu    /    Babil.com