Toskana

0

Bazı seyahatler bana yeni şeyler öğretirken Toskana gezisi unutmamamız gerekenleri hatırlattı. Geçmişle bağını koparmayan ve modern dünyanın hızına teslim olmamış kasabalar, köklerine bağlı kalarak da gelişmenin en güzel örneklerini sundu. Göğe uzanırken asla gösteriş yapmayan servi ağaçları, yüzyıllardır ayakta duran taş evlerin mütevaziliği, her virajda karşınıza çıkan muhteşem manzaralar…

İtalya’nın neredeyse her bölgesini gezmeme rağmen bir türlü Toskana’ya gidememiştim, kısmet çekirdek aile olarak bugünlereymiş. Bir güzellik coğrafyası diye tanımlayabileceğim Toskana’da üç gece dört günlük seyahatimizde Siena, Val d’ Orcia bölgesi ana üssümüz oldu. Siz de program yapmak isterseniz bu rotayı takip edebilirsiniz.

Biz Bolonya Guglielmo Morcini Havalimanı’na uçtuk ve havalimanından kiraladığımız araç ile turumuza başladık. Sabah erken saatler olduğu için direkt otele gitmek yerine daha önce rezervasyon yaptırdığımız şarap tadımı için yola koyulduk. Büyüleyici tepelerden, göz alabildiğine uzanan yeşilliklerden, saman balyalarından ve devasa servi ağaçlarının arasından Val d’ Orcia bölgesine ulaştık. Tadım yapacağımız yere çok yakın mesafede olan Boccon Di Vino’da öğle yemeğimizi yedik. Burası üst üste her yıl Michelin yıldızı almış minik ama lezzetiyle dev bir restoran. İmkan olsaydı uzun uzun oturup yemeklerin tadına varmayı ve muhteşem manzarayı daha çok yaşamayı isterdim.

Üç gün boyunca her öğlen yapacağımız şarap tadımlarının ilkine Argiano’da başladık. Burası hem şarap mahzenleri hem üretim tesisleri hem de satış ofisi ile göz alıcı bir mekan. Özellikle tarihi binada gezmek büyüleyici.

Şarap tadımından sonra Unesco Dünya Mirası listesinde yer alan ve “ideal Rönesans kenti” olarak kabul edilen Pienza’ya geçtik. Şehir surlarının arasındaki yürüyüş yolları, vadiye dönük konumlanmış şirin kafeleri ile tam kartpostallık bir köy burası.

İlk günün son durağı Montalcino oldu. Burası dünyaca ünlü Brunello di Montalcino şarabının doğduğu yer olmasıyla tanınıyor. Bir tepenin üzerine kurulmuş ve her kasabada olduğu gibi çevresi üzüm bağları, zeytinlik ve servi ağaçları ile çevrili bu kasaba çocukluğumda rüyalarıma giren Ortaçağ döneminde yaşıyor sanki.

2.Gün

Toskana’nın en etkileyici şehirlerinden biri Siena ile güne başladık. Floransa kadar ünlü olmasa da Ortaçağ ruhunu çok iyi korumuş bir şehir. Kabuk şeklindeki meydanı, dünyanın sayılı güzel meydanları arasında ilk sıralardaymış. Siyah beyaz mermerleri, mozaik zemini ve sanat eserleriyle katedrali çok etkileyici. Kemerli geçitleri, sarı-kızıl renkli binaları şehre masalsı bir hava veriyor.

İkinci gün aynı zamanda ikinci şarap tadım durağımız Antinori oldu. Burası Argiano’ya göre daha modern bir tesis. Floransa ile Siena arasında, Bargino bölgesinde bulunuyor ve 600 yıllık bir şarapçılık geleneğine sahip Marchesi Antinori ailesine ait. Sadece şarapları değil, mimarisi de çok ünlü. Tepelerin içine gömülü şekilde tasarlanmış kompleksin  içindeki Ginuccio restoran ise önerebileceğim güzel mekanlardan. Özellikle şarap tadımını yaptıktan sonra İtalyan yemekleri ile devam edebileceğiniz şaraplar ve göz alıcı bağ manzarası insana mutluluk veriyor.

Bir sonraki durağımız San Gimignano. Toskana’nın büyüleyici Ortaçağ kasabalarından biri. Unesco Dünya Mirası listesinde yer alan kasabada yürürken insan kendini birkaç yüzyıl öncesine gitmiş gibi hissediyor. Zaman burada ilerlememiş de geçmişle birlikte yürüyor gibi. Biz yine de yürüyüşümüze ara verip güncel hayata döndük ve günümüzü The Mall Outlet’te bitirdik.

3.Gün

Kaldığımız otele 15 dakika, Siena’ya 20 km. uzaklıkta bulunan Monteriggioni  13.yy.dan kalma surları ve tam 14 kulesi ile hayli etkileyici bir köy. Ünlü İtalyan şair Dante İlahi Komedya adlı eserinde bu 14 kuleden bahsediyormuş, ben okumadım. Taş döşeli dar sokakları, küçücük meydanı, etrafındaki servi ağaçları ile değişen dünyanın içinde kaybolmamış bir köy. Toskana bölgesine gelirseniz uğramanızı öneririm.

Üçüncü gün üçüncü şarap tadım durağımız gerçekten de tam son noktayı koyduran cinsten. Poggio Torselli şarapları ve muhteşem villa. Floransa ile Siena arasında Chianti Classico bölgesinin tepelerinde yer alan villanın ve şaraphanenin tarihi 1427 yılına uzanıyor. Yüzyıllar boyunca Machiavelli, Strozzi ve Antinori gibi önemli ailelerin mülkiyetinde kalmış. Uzun servi ağaçları ile çevrili giriş yolu, limon bahçesi, Floransa manzarası ve şarap tadım odaları filmden bir sahne gibi.

Floransa ile devam eden ve dördüncü günü de yine Floransa ile bitirdiğimiz Toskana gezimizin sonuna geldik sevgili okur. Floransa ayrı bir yazı konusunu hak ediyor. Okumak isterseniz takipte kalabilirsiniz.

Toskana gezisi ile ilgili yorumlarınız ya da sizin de deneyimleriniz varsa buraya ya da instagram @banutozluyurt paylaşımımın altına yazabilirsiniz.

Toskana’da nerede kalalım derseniz bizim konakladığımız otel: Borgo Il Poggiaccio

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yeni Kitabım Satışta!

Satın almak için tıklayın