Basın'da

İmza Kızın Lansmanı

06 Aralık 2012

Son günlerde yaşadığım heyecan, stres, mutluluk, gurur gibi tüm duygular birbirine karışmış durumda. Her an kalbim küt küt atıyor diyebilirim, her sabah kalktığımda bir hareket, bir olay sürekli gündemimde. Heryerde imza kızın görüyorum, rüyalarımda ya bir konuşma esnasında sesim çıkmıyor ya da kitabımızda bir sürü hatalar çıkıyor herkes bizi ayıplıyor. Yani anlayacağınız bu ara önüm arkam sağım solum imza kızın.

Ben evlenmeden önce hep şunu derdim; sade bir nikah yapacağım. Öyle düğün müğün istemem. Nişan filan asla. İlk olarak yemekli nişan yapıldı, ardından kına gecesi, sonra nikah akşamı düğün yemeği.  Kına gecesinde de bindallı giydim üstüne üstlük. Yani benim ipimle kuyuya inilmez. Kitap çıkmadan önce de lansman, basın toplantısı yapmayız dedik. E nasıl yapacaktık? Kitabın tüm geliri bağışlanacak, bizim de halimiz belli. Buna ayıracak paramız yok. Önce Tüyap Kitap Fuarı’nda okuyucu karşısına çıktık. 3 Aralık Pazartesi günü de kitabın lansmanını yaptık. Boğazda en güzel manzaraya sahip çok şık bir ortamda: PORTAXE. Nasıl mı? Kitabımızın yazarlarından Banu Noyan, organizasyon firması  Banu Noyan Event’in sahibesi. Selgin’le kitabı ona vermeye gittiğimizde, tanıtımsız olmaz dedi ve bizim bir organizasyon yapmamız konusunda  bazı tüyolar verdi. Vermesine veriyordu da bizim bunun için paramız yoktu, bunu açık açık kendisine söylediğimizde bu işi hemen halletti ve Portaxe!ın sahibi Lütfi Bey’i arayarak günü organize etti. Sayelerinde harika bir lansman oldu. Yazarlarımızın çoğu katıldı bu da bizi çok mutlu etti. Herkes kendini tanıttı ve kitaptaki yazı amacını açıkladı. Aman ne duygusal anlar yaşadık bir bilseniz.

O gün gelebilen tek baba kimdi dersiniz? Canım arkadaşım Ayça’nın babası Ersan Erdura. Eh benim de baba yarım gibidir, yıllarımız beraber geçti. Ersan Abi harika bir konuşma yaptı ve o güzel sesiyle tüm babalarının kızlarına “Benim bütün dualarım sizinle ” dedi. Parla Şenol, enerjisi ile günümüze neşe kattı. Ayşe Erbulak yine ağlatmayacağım dese de gözleri sulandırdı. Ferhan Şensoy ve Lal Denizli gençlik nereye gidiyor sorusuna çok güzel bir yanıt oldular. Harika kızlar onlar. Yonca Evcimik kitap imzalamaktan helak oldu ve daha kimler kimler…

Esra, Selgin ve ben öylece kalakaldık. Ağlamamak için dudaklarımızı yedik, ellerimizi sıktık ama sanırım güzel bir işin altından başarıyla kalktık. Ertesi gün kalktığımızda başka bir süpriz bekliyordu bizi. Türkiye’nin en çok okunan gazetelerinden birinde ana sayfada başlık olmuştuk. Gün boyu arayan tanıdıklar, televizyon programına çağıranlar, tebrikler…Allahım bitmesin bu rüya…

 

No Comments

Leave a Reply

Berlin in Berlin ödül almış, ödülden çok filmdeki erotik sahne konuşuluyor, Uğur Mumcu öldürülmüş…Nihan’ın iki ülke ve 20 yıllık zaman dilimini kapsayan hikayesinin arka fonunda Türkiye’nin o yıllardaki sosyal ve siyasi panoraması var…

Kitabı okurken Banu Tozluyurt’un tanınmış yazarlara; bir Banu’luk yer açın ben geliyorum diyen ayak sesleri duyuluyor…

Nihan, Kamer ve Seval’i babaları cumartesi günleri halaları Ayla’nın oturduğu Kadıköy’e götürürdü. Belki de balıkçılar çarşısında balık alırken yanlarından geçtiniz. Ya da Üsküdar’dan Nihan’la aynı vapura bindiniz, yanyana oturdunuz… Hikayedeki gerçeklik duygusu o kadar geçiyor ki insana sokakta yürüyen bir genç kıza acaba bu Nihan’mı diye bakabilirsiniz…

Lale Celepoğlu

D & R    /    İdefix    /    Kitap Yurdu    /    Babil.com