Basın'da

Sosyal Medya Mahallesi

28 Temmuz 2013

“Mahallenin delisi misiniz?” diye başladılar yayına…Benim gibi deliye sorulacak soru mu bu! Deliyim ama sosyal medya mahallesinde biraz frenliyorum kendimi aslında. İşim gereği biraz ağır takılmam gerek.!!! Yönetim danışmanıyım ya, şirketlere gidip hele ki o şirketlerin üst düzey yöneticileriyle toplantılar yapıp onlara eğitim verince şöyle bir düşünsel model var: Ağır olmalısın, mesafeli ve biraz da kibirli olmalısın, öyle facebook, twitter gibi mecralarda  basit yazılar, fotolar paylaşmamalısın, siyasi, dini rengini belli etmemelisin falan filan. Müşterilerini asla kişisel sayfalarına kabul etmemelisin…Bana göre mi çok değil ama yine de biraz dikkat etmeye çalışıyorum. Günlük hayatta daha çok gaf yaparken ya da daha esprili olurken sosyal medyada çok uç paylaşımlar yapmamaya gayret ediyorum. Yazıp yazıp sildiğim çok oluyor mesela.

Ne yazacaktım konu nereye geldi. Geçenlerde Bea  Televizyonu’nda Sosyal Medya Mahallesi adlı bir programa konuktum. Bu kez İmza Karın ya da İmza Kızın için değil, tabii onları da konuştuk ama asıl konu sosyal medya idi. Ne kadar önemli hayatımızda, olumlu olumsuz etkileri, dünya nereye gidiyor vs. Sosyal medyayı iyi kullanan biri olarak davet edilmek pek hoşuma gitti doğrusu. Program yapımcısı ve sunucusu sevgili Yaprak Yapsan da öyle güzel anlattı ki beni ve diğer konukları, hiç bitmesin istedik yayın. Neler konuştuğumuzu BURADAN izleyebilirsiniz ama şu var ki, sosyal medyayı kabullenmemek, faydalarını görmemek ve hala “vaktim yok benim bunlara “demek – bana en çok söylenen bu – değişime dirençten başka bir şey değil. Ha dozuna siz karar vereceksiniz tabii, benim gibi sabah gözünüzü açar açmaz sol elle komidinin üzerindeki telefona uzanıp twitter açın illaki demiyorum. Bu yazıyı okuyup bu sayfada geziniyorsan zaten bendensin.

No Comments

Leave a Reply

Berlin in Berlin ödül almış, ödülden çok filmdeki erotik sahne konuşuluyor, Uğur Mumcu öldürülmüş…Nihan’ın iki ülke ve 20 yıllık zaman dilimini kapsayan hikayesinin arka fonunda Türkiye’nin o yıllardaki sosyal ve siyasi panoraması var…

Kitabı okurken Banu Tozluyurt’un tanınmış yazarlara; bir Banu’luk yer açın ben geliyorum diyen ayak sesleri duyuluyor…

Nihan, Kamer ve Seval’i babaları cumartesi günleri halaları Ayla’nın oturduğu Kadıköy’e götürürdü. Belki de balıkçılar çarşısında balık alırken yanlarından geçtiniz. Ya da Üsküdar’dan Nihan’la aynı vapura bindiniz, yanyana oturdunuz… Hikayedeki gerçeklik duygusu o kadar geçiyor ki insana sokakta yürüyen bir genç kıza acaba bu Nihan’mı diye bakabilirsiniz…

Lale Celepoğlu

D & R    /    İdefix    /    Kitap Yurdu    /    Babil.com