İstanbul’da ama bir o kadar İstanbul’dan uzak, The Grand Tarabya Oteli

0

Nefes almak istiyorsunuz, stresten uzaklaşmak, farklı bir ortamda vakit geçirmek, denizin kenarında uçsuz bucaksız maviye dalıp huzur bulmak tek istediğiniz. Tüm bunları isterken İstanbul’dan uzaklaşacak zamanınız da yok. Uzun yola da çıkamazsınız. Işınlanmak bir süre için İstanbul’dan kaçmak ama çok uzağa gitmek istemiyorsunuz. Tüm bunları gerçekleştirecek, 24 saat içinde kendinizi yeniden doğmuş gibi hissettirecek ve sanki Ege kıyısında bir kaçamak yapmışsınız hissi verecek bir yerden bahsetmek istiyorum size. Eski türk filmlerinde çok izlemişizdir, yazlık mekan, boğaz, otel deyince ilk akla gelen orasıydı. Havuz başında geniş bol paçalı pantolonlarıyla şık bayanlar, favorileri uzamış Yeşilçam jönlerle bakışırdı. İşte tam da düşündüğünüz gibi, Büyük Tarabya Oteli’ydi eskiden burası. Şimdi ise muhteşem deniz manzarasının asla önüne geçmeyen zarif tasarımıyla, sakinleştirici tonlardaki renkleriyle, huzur veren sessizliğiyle ve kusursuz hizmet kalitesiyle The Grand Tarabya Otel.

İstanbul’da yaşarken çoğu zaman İstanbul’u yaşayamayız. Oysa ki bir başka ülkeye ya da şehre gidince oranın zevkini son dakikaya kadar süreriz. Yaşadığım şehirde bir gece bile olsa bir otelde kalma fikri bana hep saçma gelmiştir bugüne kadar. Hadi gidip çay içer, yemek yer, barında iki arkadaşımla sohbet ederim de evim varken niye kalayım? Bugün bu fikrim tamamen değişti hatta artık belirli aralıklarla eşimle, kızımla, arkadaşlarımla bir gece mutlaka konaklamalı bir kaçamak yapacağım.

Anlayacağınız gibi çok yakın bir arkadaşımla, The Grand Tarabya Oteli’nde bir öğleden sonra ile başlayan, akşam yemeği ile devam eden ve pijama partisi ile devam edip harika bir kahvaltı ile sona eren güzel saatler geçirdik.

Öncelikle arabanızı park ettiğiniz otoparktaki güvenlik görevlisinden, giriş işlemlerinizi yapan resepsiyoniste, odanızdaki her türlü sistemi anlatan kat görevlisinden, barmene kadar hepsi aynı kalitede hizmet veren harika bir ekibi var otelin. Dolayısıyla girer girmez kendinizi önemli ve özel hissediyorsunuz. Öğle yemeğimizi yediğimiz Café R.E.A.D, tam anlamıyla bir huzur mekanı. Kütüphaneleri, ferah aydınlatması, yiyecekleri ve genişliği ile oturup hiç kalkmak istemeyeceğiniz bir mekan olmuş. Hafta içi bilgisayarınızı alıp çalışmanız için de harika bir mekan. Kafanızı kaldırdığınızda karşınızda deniz, sağınız solunuzda nefis yiyecekler, raflarda çeşit çeşit kitaplar, masada taze çiçekler…Emin olun proje üzerine proje yaratır insan burada.

Oteli biraz keşfe çıktığımızda öyle bir odaya gittik ki, zaman zaman rüyada mıyım diye kendimi çimdiklediğim doğrudur. Özel Spa Süiti denilen bu odada hemen cam kenarında bir jakuzi var ve tahmin edeceğiniz üzere camın altı deniz, boğaz. Denizin üstünde jakuzi keyfi, nasıl okurken bile heyecanlanıyor değil mi insan? İçinde kişisel sauna, çiftlere özel Spa Bakımı ve özel soyunma odalarıyla, kendinizi çok ayrıcalıklı hissedeceğiniz bu mekan özellikle Sevgililer Günü, Evlilik Yıldönümü, Doğum Günü ve diğer özel günlerde çok tercih ediliyormuş. Düşünsenize böyle bir hediye aldığınızı. Ben önümüzdeki aylar için planlarımı yaptım ama sizler de özellikle yaklaşan Sevgililer Günü için düşünebilirsiniz.

Otelin hamam bölümü gerçekten benim gibi hamam düşkünü olan ve bugüne kadar Türkiye’nin önde gelen hamamlarını deneyimlemiş biri için yüz üzerinden yüz puan aldı. Mimarisi, ekipmanı, temizliği, geleneksel Osmanlı Sanatının en ince ayrıntılarını taşıyan çizgileriyle gerçekten muhteşem olmuş. İlk fırsatta benim gibi hamam tutkunu olan kızımı da alıp gideceğim.

Otelin açık ve kapalı havuz suları, arıtılmış deniz suyundan. Özellikle kapalı havuz kısmındaki mimari ve hemen havuzun üstündeki deniz anası şeklindeki aydınlatmalar çok şık. Otelin mimarisine gerçekten hayran oldum. Mimarları Tabanlıoğlu Mimarlık ve Hande Tözün. Hatta Hande Tözün projesiyle European Hotel Awards’da bu yıl Hotel Interior kategorisinde Türkiye’nin en iyisi seçilmiş.

Otelle ilgili olarak en çok duyduğum beş çayı saati gerçekten hakkını veriyor doğrusu. Piyano eşliğinde, güneş ışınlarının tam da denize vurduğu en güzel saatlerde, yanınızda sohbetinden zevk aldığınız bir arkadaşınızla çayınızı yudumlamak ve o muhteşem üç katlı pasta tabağının içindekileri “acaba bu nasıl bir şey, şunun tadı nasıl” gibi heyecanla tatmak, tıpkı çikolata şeker havuzunda yüzen bir çocuğun mutluluğuna benziyor.

Limani Balık Restoran’ı özellikle akşam yemekleri için tercih edilebilir. Özellikle misafirlerinizi ağırlayabileceğiniz geniş bir mekan ve menüsü oldukça zengin. Bizi ağırlayan Mustafa Şef gerçekten işini severek yapıyor ve bizi de yemek seçiminde çok iyi yönlendirdi. Otelde konaklarsınız konaklamazsınız ama bir akşam yemeği ya da hafta sonu günün batışını harika deniz mahsullerini yerken izlemek istersiniz diye ben size kendimce bir seçim yaptım.

İstiridye mantarı zaten başlangıçta mekanın ikramı, yanında kırma zeytin ve sıcacık ekmekle harika oluyor. Deniz mahsulleri kokoreç ara sıcakta çok başarılı. Balık kokoreçten bahsetmiyorum yanlış anlaşılmasın o her yerde var fakat Limani, kalamar,ahtapot, levrek karışımıyla yapıyor bu kokoreci ve gerçekten tadı enfes. Ahtapot ızgara, levrek marin başlangıçlar için süper. Ana yemek için şarap soslu balık ya da kalkan tandır tercih edebilirsiniz ama bir porsiyon birkaç kişi için yeterli olur çünkü başlangıçlar gayet doyurucu. Akide şekeriyle pişirilmiş ayva tatlısı günü ve geceyi  tatlı bitirmek için ideal. Sevgililer Günü için alakart menü hazırlamışlar, aklınızda bulunsun. Bu arada yaz ayları için Mustafa Şef’in önerisi sütlü balık. Özellikle Akdeniz Lagostan yapılan bu tadı denemelisiniz dedi. Bakalım yaz ola hayrola…

Aslında otel demek benim için “iş” demek çoğu zaman. İşim gereği çok değişik otellerde, kurum eğitimleri verdiğim için, tatil için de olsa bir otele gittiğimde hemen eğitim salonlarını gezer, fuayelerini inceler, ekipmanlarını şöyle bir kolaçan ederim. Tabii aynı şeyi burada da yaptım. Her sayı grubuna uygun salonları olduğu gibi özellikle lansman, şirket partileri için de muhteşem mekanları var otelin. Gerek konaklama olarak gerekse eğitim salonları için şirketlerin de gözdesi olacağına eminim The Grand Tarabya Oteli’nin.

Boğazın Karadeniz’e uzanan en güzel köşesinde, Tarabya Koyu’nun harika manzarasına hakim konumda bulunan The Grand Tarabya Oteli konaklamadan tutun hafta sonu kahvaltısına, akşam yemeğinden beş çayına, sabah kahvesinden özel gün kutlamalarına kadar aklınızda mutlaka bulunması gereken mekanlardan olabilir ve şiddetle tavsiye edilir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here