Deri Ceket Mevsimi Nihayet Geldi

1

Sizin oralarda nasıl bilmem ama yaşadığım şehir İstanbul’da çok güzel mevsim geçişi yaşanıyor bu yıl. Sonbaharı ilk defa hissediyorum hele de deri ceket giyme fırsatım doğdu ya pek keyifliyim. Uzun yıllardır yaz uzun sürer ve ara geçiş olmadan kışa geçerdik. Birden soğurdu havalar. Hafif hırkalar, ceketler gardırobumuzda hiç giyilmeden eskirdi. Şimdi sabahları bir serinlik ile uyanıp güne başlıyoruz. Öğlene doğru hava iyice ısınıyor ve sabah giydiğim ceketi bazen çıkarmadan bazen de sırtıma alıp idare ediyorum. Hem şık hem sportif hem de çok rahat ettiğim özelliğinden dolayı deri cekete bir düşkünlüğüm var.  Düşkünlük derken öyle çeşit çeşit yok, malum kadın ceket fiyatları belli ve kadın deri ceket modellerinin de ucu bucağı yok. Yapayını alacak kadar da zengin değilim. Yanlış okumadınız, yapay deri alacak kadar zengin değilim ama kanserojen madde içerdiğini bilmeyen yoktur sanırım.

Yapay deri ayakkabı, terlik ve botların da aynı şekilde ayakta terleme, bakteri, mantar yaptığını bizzat yaşayanlardanım. Özellikle yazın tiroit  hastalığımın da etkisiyle el ve ayaklarım çok terler. Giydiğim ayakkabı ve terlikler ter yüzünden ayağımdan çıkar hatta burkulmaya kadar varır işin ucu. Ne zaman deri ayakkabı ya da terlik giysem ayağım terlese bile asla kaymaz.

Mevsim Geçişlerinde Deri Ceket

Yazıya başlarken mevsim geçişlerinden bahsetmiştim ya eskiden hangi mevsim ne zaman başlar, biter bilindiği için yazlık kışlık çıkarma zamanları olurdu. Hatta annem bir hafta öncesinden başlardı plan program yapmaya; hafta sonu kışlıkları kaldıracağım diye. Oysa şimdi ben her şeyi bir arada tutuyorum büyük çoğunlukla. Tişörtlerimi de kazaklarımı da pantolonlarımı da dört mevsimlik alıp her zamana uygun kombinler yaratıyorum. Evdeki hem kadın bot hem erkek bot için de aynı şey geçerli. Elbise altına, şort altına botu çok yakıştırıyorum, aynı şekilde eşim de pantolon ve bot ikilisinden iyi bir kombin yarattı. Anlayacağınız bizde her şey zamansız.

Zaman dedim de eski zamandan bir anı geldi aklıma; teyzemler Almanya’da yaşardı bundan otuz kırk yıl önce. Türkiye’ye her ziyaretlerinde mutlaka bir deri ceket alıp dönerlerdi. Ülkemizde çok daha çeşit ve fiyat avantajı olduğunu söylerlerdi. Bir keresinde beni de götürmüşlerdi alışverişe ve Kapalıçarşı’da o kadar deriyi görünce çok şaşırmış ve oradan alışveriş yapan herkesi Alman zannetmiştim. Çocuk aklı işte.

Deri ceketin bakımının da bana göre çok kolay olması tercih etmemde en büyük etken. Sadece yağmurda giymiyorum çünkü su leke yapabiliyor. Su lekesini de açık havada kurutarak çözebilirsiniz. Siz siz olun sıcak hava tutmak gibi bir hata yapmayın.

Deri cekette benim vazgeçilmezim siyah. Bir kere her renkle uyum sağlıyor, beni daha şık bir o kadar da özenli gösteriyor. Hele de uzun etek ve deri ceket ikilisi en sevdiğim ikili kombin. Sevgili okur, senin tercihin hangi deri ceket?

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here