Göz Kapağı Ameliyatı Öncesi Sonrası

2

Gözler kalbin aynasıdır derler ya, benim gözler uzun zamandır kalbimi tam da yansıtamıyordu. Özellikle göz altımda çıkan ve genetik miras olduğunu düşündüğüm syringoma denilen iyi huylu oluşumlar beni rahatsız ediyordu. Görmemi engellemese de aynaya baktığımda sarı renkli minik bezelere takılıyordum. Aldırmak istediğimde de yeniden çıkabileceğini söyleyip beni hep vazgeçirdiler. Ta ki en son gittiğim cilt hastalıkları doktoru, göz altı torbalarınız çoğalmış, göz kapaklarınız oldukça ağırlaşmış, iyi bir doktor bunları düzeltirken bu oluşumları da alabilir diyene kadar.

Göz kapağımdaki cilt fazlalığı görmemi az da olsa olumsuz etkilemeye başladığından beri göz kapağı ameliyatı olmayı epeydir düşünüyordum.  Yaş, stres, uzun süre ekran karşısında kalma, çok okuma, yer çekimi gibi sebeplerle beraber, genetik yapı da eklenince, bu ameliyatı geciktirmenin bana bir faydası yok diyerek doktor araştırmaya başladım. Gittiğim beş plastik cerrah üç göz doktorundan edindiğim bilgileri size burada anlatmaya kalksam sayfalar yetmez. Bana badem göz yapıp kaşlarımı askıyla kaldırmaktan tutun da kiraz dudak yapımına kadar ne teklifler, ne pembe hayaller, ne göz boyamalar. Nişantaşı’nda çok ünlü bir plastik cerrahın beş yıldızlı otel lobisini andıran bekleme salonunda otururken kendimi uzaylı gibi hissettiğim o an, hayatımın belki de en doğru kararını verdim. Etrafımdaki herkes aynı dudaklara aynı buruna aynı göz rengi ve şekline, aynı elmacık kemiklerine sahipti ve hepsi ifadesiz bir şekilde bana bakıyordu. Ben bir uzaylıydım onlara göre. Peki benim orada ne işim vardı? Nasıl çıktığımı, merdivenlerden nasıl koşarak indiğimi, Nişantaşı sokaklarında kendimi nasıl tuhaf hissettiğimi anlatamam.

Peki göz kapağı ameliyatını bir göz doktoruna mı yaptırmalıydım, estetik cerraha mı?

Gittiğim iki kıymetli göz doktoru ve bir plastik cerrahın ortak görüşü, sadece göz kapağı ameliyatının bende çok etkili olmayacağı, göz altındaki torba ve fazlalıkları da alırlarsa gerçekten çok başarılı sonuç alınacağı ve görmemin bile çok daha olumlu yönde etkileneceği yönündeydi. Üstelik bahsettiğim o iyi huylu oluşumların büyükleri de alınacaktı. Bir taşla üç kuş. Kararımı vermiştim; hem göz altı hem göz kapağı ameliyatı olacaktım. Peki kim yapmalıydı bu ameliyatı?

Göz benim için çok hassas bir konuydu. Üstelik göz altımda ciddi bir operasyon, kesme işlemi olacaktı. Bunun için bir göz doktoruna kendimi teslim etmenin beni daha rahat hissettireceğine karar verdim. Gerek referansları gerek çalışma alanının sadece estetik ve fonksiyonel göz kapağı cerrahisi olması ve ön görüşme sırasında samimi, açık ve güven veren yaklaşımı sebebiyle bu yola Dr. Akın Banaz ile çıkmaya karar verdim. Ameliyat sırasında, sonrasında, şimdi, hep, iyi ki, iyi ki onu seçmişim dediğim bir karar oldu.

Göz kapağı ameliyatı lokal operasyonla ve kısa süren bir ameliyat ama göz altı devreye girince hastane ortamında ve çoğunlukla genel anesteziyle oluyor. Akın Bey bu ameliyatı lokal anestezi ile uyutmadan yapacağını söyleyince içimden güldüm. Daha beni tanımıyor, canımın çok tatlı olduğundan ve ağrı eşiğimin düşüklüğünden haberi yok dedim. Neden lokal operasyon olmam gerektiğini, sadece uyuşturucu iğneyi hissedeceğimi, hiç acı duymayacağımı öyle güzel anlattı ki, doğuma bile sezaryen diye diye giden ben, bir buçuk saat süren ameliyatı güle oynaya bitirdim. Operasyon sırasında yukarı bakın, aşağı bakın, sağa bakın gibi sorularının bugün yüzümde gördüğüm doğallığın başlıca sebebi olduğunu anlıyorum. Akın Bey’in ameliyattan bir gün önce arayıp rahatlatıcı konuşma yapması, ameliyat sırasında verdiği güven, sonrasındaki ilgisi ve ulaşılabilirliği gönlümde taht kurdu diyebilirim. Operasyon sırasında kesme, dikme işlemleri seni psikolojik olarak rahatsız etmedi mi derseniz, hiçbirini hissetmedim.

Gelelim operasyon sonrasına; ameliyat çıkışı ne morluk ne şişlik, ertesi gün normal sayılabilecek morarma, şişme. Üçüncü, dördüncü gün beklenen morluk ve şişler devam. Beşinci günden itibaren morarma ve şişliklerde azalma. Yedinci gün dikişlerim alındı. Açıkçası dikiş aldırmaya giderken tedirgindim, bu sefer kesin acıyacak diye gittim. Yine en ufak biz sızı bile duymadım. On beşinci gün canlı yayınlarıma başlamıştım bile. Bugün üçüncü haftam, doktorum gözün tam halini alması üç ayı bulur dese de bugün ameliyatımdan habersiz olan herkes “sende bir değişiklik var yüzün çok aydınlık gözüküyor” diyor. Bense aynaya baktığımda çok daha güzel gören gözlerle karşı karşıyayım.

Ameliyat sonrası üç gün sürekli buz tedavisi ve bir hafta da damla, merhem tedavisi uyguladım. Hepsi bu. Oldum, olacağım, doğru zaman derken iyileştim bile. Doğru zaman demişken bu operasyonu bahar sonu ve yaz mevsimine bırakmamak gerek çünkü güneşten korumak epey zor oluyor. Kışın yaptırınca yaza kadar altı ay gibi bir sürede tamamen iyileşiyorsunuz ve rahat rahat güneşe çıkabiliyorsunuz.

Dünyaya aydınlık, güzel, renkli bakan bir insandım şimdi daha aydınlık, daha güzel ve daha renkli görüyorum.

Foto: Elif Baltalı

2 YORUMLAR

  1. Her zaman aydınlık bakıyorsun bundan eminim, bundan sonraki daha ışıltılı olsun. Geçmiş olsun, çok güzel olmuş, gerçekten aydınlanmış yüzün, gözlerine ve sana kocaman sevgiler yolluyorum…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz