Hindistan’da Ölü Yakma Töreni

1

Hindistan’da ölü yakma töreni yani kremasyon, belki de bu ülkeyi merak etmemdeki en büyük sebeplerdendi. Özellikle Varanasi’de ölü yakma törenlerinin yapıldığı ünlü Manikarnika Ghat’ı benim için unutamayacağım çok özel bir deneyim oldu. Varanasi’de ölmek ve Manikarnika Ghat’ında yakılmak için epey paralı olmak gerek. Yani kim olduğunuz önemli değil, siz paradan haber verin. Bu yüzden zengin ve hasta ya da yaşlı Hindular Varanasi’ye gelip burada otellerde kalıp ölümü bekliyorlar. Parası olmayanları da yerlerde yatarken ya da sizden para dilenirken görüyorsunuz. Aynı zamanda ölmeyi bekleyenler için kalacak uygun fiyatlı yerler de yok değil. Anlayacağınız insanlar Varanasi’ye ölmeye geliyorlar. Sadece şu insanlar ateşin üzerinde Tanrı’ya sunulma kalitesinde sayılmıyorlar ve yakılmıyorlar; cüzzamlılar, lohusalar, hamileler, küçük çocuklar, çiçek hastalığı geçirenler.

Varanasi’de ölülerin yakıldığı iki yer var, biri yukarıda da yazdığım ve 24 saat yakma işleminin sürdüğü Manikarnika, diğeri de daha küçük olan Harischandra Ghat. Her ikisine de gidip, yanan ölülere on metreye kadar yaklaşan biri olarak hiçbir şekilde olumsuz etkilenmediğimi, bu işleme tabii tutulanların artık yaşam döngüsünü tamamladıkları ve huzura erdiklerini düşününce ha mezarlıkta toprağa bırakmak ha ateşte yakmak, hiç farkı yok bana göre.

Hindistan’da ölü yakma süreci

Ölen kişi Hindistan’da tabuta konmuyor. Ölüm gerçekleştikten sonra tüm beden yıkanıp önce beyaz sonra turuncu bir kumaşa sarılıp, bambudan yapılmış merdiven şeklindeki bir sedyenin üzerine yerleştiriliyor. İnsanlar bedeni onurlandırmak için üzerine sarı kadife çiçekleri koyuyorlar ve ölü yıkama ghatına getiriyorlar. Aşağıdaki resimde basamaklar üzerinde yatan, bir cenaze.

Yakılmadan önce
Fotoğraf: Ela Kahraman

Önce cenazenin ayakları Ganj Nehrinde yıkanıyor. Başka şehirlerde herhangi bir suda yapılıyor bu işlem ve yine aldıkları suyu cenazenin ağzına veriyorlar.

Tüm bunlar olurken ailenin başka üyeleri odun satın alıyorlar. Ayrıca cenazenin kolay yanması için başta çam reçinesi olmak üzere çeşitli bitkisel yağlar da alıyorlar. Bir yakma işlemi için 350-400 kg. odun gerekiyormuş.

En makbulü sandal ağacı ile yanmak ama çok pahalı olduğu için en azından en üste bir parça sandal ağacı koyanlar da var. Karışık orman ve mango ağaçları nispeten daha ucuz. Odunlar üst üste diziliyor, cenaze üzerine konuyor. En az 2.5 en fazla 6 saat sürüyor yanmak. Eğer geç yanarsa o bedenin günahlardan çok zor temizlendiğini düşünüyorlar. Küller soğuduktan sonra aile tarafından alınıyor ve Ganj Nehri’ne atılıyor.

Yakılma işlemi yeni bitmiş

24 saat süren yakma işlemleri sonucu koku oluyor mu diye soracak olursanız, hayır hiç koku yok çünkü kullanılan ağaç türleri, reçine ve bitkisel yağlar bunu önlüyor. Son zamanlarda çevreciler bu şekilde yakma sürecine, çok sayıda ağacın kesilerek orman alanlarını yok ettiği için karşılar. Aynı zamanda da insanlar ne olursa olsun odunla yakılmak istedikleri için yeni bir teknik geliştirilmiş. Her tarafı açık metal makine içine sadece ayak ve kafası görünecek şekilde ceset yerleştiriliyor ve içine tek sıra odun diziliyor. Hem odun ile yanmış oluyor hem de makine yardımıyla iki saatte daha az odunla süreç tamamlanıyor. Bacalar yardımıyla çevreye zararı da azalmış oluyor.

Bacalar

Yanma işleminin ayaklara kadar geldiği bir ölüyü yakından izlerken ya da ghat üzerinde yakılmak için bekleyen cesede bakarken içimden geçen tek şey öyle ya da böyle şekli ne olursa olsun yok olacağımızdı. Hani Zincirlikuyu Mezarlığının girişinde bulunan ve her geçişimde uzun uzun düşündüren o yazı, Her Canlı Bir Gün Ölümü Tadacaktır. Düşündüğünüzün aksine yanan ölülerini izleyen yakınları ağlayıp bağırmıyor. Ağıt yakan, feryat eden, kendini yerden yere atan yok, bu dünyadaki döngüsünü tamamlayıp ruhu huzura kavuştuğu ve bu kutsal mekanda yakıldığı için yüksek bir mertebeye ulaştığı yakınını huzur içinde gönderiyorlar.

Ölü yakma törenleri sırasında fotoğraf çekmek ölüye saygısızlık sayıldığı için yasak, fakat yüksek miktar para karşılığı buna izin verenler de yok değil. Biz akşam Manikarnika Ghat’ında bizzat bulunduğumuz için fotoğraf çekmedik ama ertesi sabah tekneden Harischandra Ghat’ını uzaktan da olsa görüntüledim. Ailenin en büyük erkek çocuğu bu töreni organize ediyor. Erkek çocuk yoksa yakın akrabalardan biri bu görevi üstleniyor. Kadınlar töreni uzaktan izliyorlar.

Hindistan gezimin rehberi Dr. Elif Çamlıkaya’nın ölü yakma geleneği (kremasyon) ile ilgili yakında bir kitabı çıkacak. Arkeoloji ve Sanat Yayınları’ndan çıkacak İngilizce kitap bu konuda en doğru ve güncel bilgileri verecek diye umuyorum. İlgilenenlere duyurulur.

Sandal ağacı ile yakılmayı kastetmedi eminim ama Edip Cansever’i anmadan bu yazı bitmez.

 “Sandal ağacı gibi olacaksın, üzerine inen baltayı kokuna boğacaksın”

1 YORUM

  1. Çok ilgimi çeken bir konuyu kaleminizden okumak insani boyuttaki zirvenin ve kutsallığını adeta yaşattınız.Sevgiler❤️❤️❤️👏🏻👏🏻👏🏻

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here