Kazdağları’nda Altın Madeni Direnişinden

1

Geçtiğimiz Pazartesi 5 Ağustos’ta biz de kızımla sabah 05:30’da kalkıp düştük yola, istikamet Çanakkale’nin Kirazlı Köyü Balaban Mevki. Kanadalı Alamos Gold şirketinin Kazdağları’ndaki altın madeni projesi nedeniyle katlettiği 195 bin ağaç, zeytin, incir, kuşburnu, sarı çam ve daha pek çok bitki türü için. On beş yaşında, uykuyu seven, araba yolculuğundan nefret eden bir kız ergen için bu davranış belki size tuhaf gelebilir ama kızım Kazdağları’nda büyüdü. Mıhlı çayında yüzüp, Doyuran Köyü’nde gezerek geçti çocukluğu. Her yaz Altınoluk’a gittiğimizde denizden önce dağa çıkmak ister hala. Ormanda yürümek, ağaca sarılmak, zeytini dalında görmek, Sarıkız’ı defalarca dinlemek, Hasan Boğuldu hikayesinde hüzünlenmek hoşuna gider. Bu yüzden de kendini borçlu hissetti, yürüyen on binlerin arasında görmek istedi, DURUN demek istedi. Üstelik Kanada’da yaşamış biri olarak Kanadalıların ağaca, doğaya, yaşama ne kadar saygılı ve duyarlı olduklarını bildiğinden birilerinin çıkıp onunla birlikte DUR diyeceğine inandı.

Size, ne kadar kalabalıktık, şöyle manzara vardı, ağaçlar böyle kesilmişti diye uzun uzun yazmak istemiyorum, zaten her yerde yazılıyor, çiziliyor, biraz vicdanı olan biri bu haberleri es geçemez, yok sayamaz, paylaşım yapmadan duramaz. Ben orada yürürken hissettiklerimi, aklımdan geçenleri yazmak istiyorum. Bizler değil miyiz aslında bu kadar ağacın kesilmesine sebep olan? Altını kim kullanıyor? Özel günlerde her yerde en son model değerli taşlar için kimler bağırıyor, kolumuzda, boynumuzda en kıymetli! madeni kimler taşıyor? Biz almasak, biz takmasak, biz kullanmasak, biz tüketmesek, biz zenginlik gösterişinde olmasak… Evet ben de bu sistemin içerisindeyim, orada içi acıyarak yürüyen kızım da, kadın dernekleri adına gelen Fatma Teyze de, belediye başkanı amca da, Kanadalı şirkete, Türk hükümetine söylenen de, yürüyüşe gelmeyip evinde ahkam kesen de, Kanada’dan Türkiye’yi eleştiren de, Türkiye’den Kanada hakkında yorum yapan da. Hepimiz sistemin bir parçasıyız da böyle gitmez sevgili okur, ucundan tutmazsak, kendimiz ilkelerimizi koyup bu konuda direnmezsek, almaya, çalmaya, tüketmeye, yok etmeye devam edersek, kendimizi değil de sadece sistemi, şirketi, hükümeti, Ayşe’yi, David’i suçlamaya devam edersek…

Olan olmuş artık çok geç, bundan sonra yapılacak bir şey yok demeyin, bir ucundan siz de tutun. Ülkemiz sağ olsun, güzellikleri zorlayarak, çabalayarak, mücadele ederek, protesto ederek, yürüyerek, gaz yiyerek elde etmeye alıştığımızdan elbet bunun da altından kalkacağız, biz alışkınız ama biraz da çuvaldızı kendimize batırma zamanı diye düşündüm hep. Ben batırmaktan delik deşik olsam da.

Bir de Kazdağlarındaki yürüyüş sırasında şunu düşündüm. Normal bir ülkede insanın okul arkadaşları, iş arkadaşları, yurt arkadaşları, takım arkadaşları olur. Hangi ülkenin insanının direniş arkadaşları vardır? Bizim var.  Gezi’de tanıştığım ve şu an en iyi dostum olanlar gibi. Su ve Vicdan Yürüyüşü de bana bir arkadaş kazandırdı, Şermin Terzi. Geçmişte gazete yazılarını zevkle okuduğum, yüzyüze hiç tanışmadığım, sosyal medyanın bana kazandırdığı Şermin’i Kazdağları eteklerinden aldığımda nasıl bir yolun bizi beklediğini üçümüz de bilmiyorduk. Hani insanı seyahatte tanırsın derler ya, bir buçuk saatlik, telefonun çekmediği, arada yolun bittiği, tek bir hareket eden canlı türüne rastlamadığımız yolculuk boyunca sanki kırk yıllık dost gibi kıkırdadık, heyecanlandık, tedirgin olduk ama sonunda tepkimizi dile getirenlerden olduğumuz için huzurluyduk. Her şeyi zorla kazanmaya çalışırken, kazandığımız dostlar da bu bedelin bir ödülü. Ben Kazdağları’na altın direnişine gittim bir altın buldum.

Şermin, Balaban mevkine ulaşmaya çalışırken benzin ışığımız yanmıştı bu arada, artık itiraf edebilirim.

18.08. 2019’da Fazıl Say Kirazlı Balaban’da saat 11:00’de insanın doğaya olan özrünü müziğin sesiyle duyurmak için konser verecek. Vicdanının sesini dinlemek isteyen herkese ben de buradan duyurayım. Kirazlı Köyü Balaban Mevkiine nasıl ulaşılır derseniz, ben Edremit Küçükkuyu Ayvacık ve sonrasında Bayramiç yolunu kullandım ama çok tavsiye etmem, bir yerden sonra yol bozuluyor. Çanakkale üzerinden gitmek en mantıklısı, Balaban Mevkii diye yazınca yol uygulamaları sizi götürüyor.

Kazdağları yazılarımız için 2 Kadın Anadolu’da sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

1 YORUM

  1. Altınoluk’ta yazlığı olan biri olarak protestolara gelemediğim için kendimden utanıyorum. Size kendi adıma teşekkür ederim. Kızınızı da tebrik ederim. Üzerine düşen görevi yapmış, o topraklara olan vefa borcunu ödemiş. Umarım en kısa sürede bu yanlıştan dönülür.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here