Kendini bilmez kimdir?

19

Yazmayım diyorum, bu konu üstünde çok durmayım insanlar değişmez diyorum ama kime söylüyorum? İç sesim beni dinlemiyor. Yargılarız, eleştiririz, bize yapılsın istemeyiz ama biz başkasına çok kolay yapıveririz. Çünkü biz insanoğlunun en kolayına gelen şeydir, başkaları hakkında atıp tutmak, ne yediğinden ne giydiğine, kaç kilodan kaç metre olduğuna kadar herşeyi merak etmek.

Konuya kendimden örnek vererek başlamak istiyorum ama o kadar çok anlatılacak konu var ki, hangi birinden başlasam bilemiyorum. Geç anne baba olmuş çiftin çocuklarına torunlarıymış gibi davranılması, bu şekilde bakılması, hatta ileri gidip “torun mu” denmesi, ilkokula giden bir çocuğa anaokuluna gidecek misin , çocuğu olmayan bir çifte “niye hala çocuk yapmıyorsunuz” diye sorulması, karnesi kötü iken bir çocuğa karnen nasıl denmesi…Hepsi aynı hepsi kötü…

Kızım, bu sene üçüncü sınıfa geçti. Yani sekiz yaşını bitirecek fakat gelin görün ki minyon bir çocuk. Kime çekdiyse:)))Ailede hiç kısa boylu yoktur halbuki, misal anne babası:)) Ya da anneannesi ilkokul dörde giderken bu çocuk çok küçük okula başlatmayın sözlerine maruz kalması gibi, genlerden gelen hiçbir şey yok anlayacağınız. Onu gören kimse üçüncü sınıfa geçtiğini tahmin bile edemez, hatta ana okuluna başlayacak mısın diye soran bile var. Burada ilk sorum acaba üstlerine vazife mi, ikinci sorum belki ben ana okuluna göndermeyeceğim, okutmayacağım niye çocuğuma bir okul baskısı yaparsın ey kendini bilmez! E kişi,kendini bilmez olunca tabi bununla yetinmez , çocuk “ben üçe geçtim” deyince “aaaa hadi canım, niye bu kadar küçüksün, yemeklerini yemiyor musun” diye sorar bu kez. E çocuk tabi kibar yetişiyor “sen yedin de ne oldun” diyemiyor onun yerine ya yemeklerini çok güzel yediği halde “yetersizlik” duygusu yaşıyor, bu yemekler niye bana fayda etmiyor diye ya da anne babasından şüphe duymaya başlıyor “acaba bana doğru bakamıyorlar mı” diye. Bunu hissettiren yine aynı kendini bilmez. Bu kadarla kalır mı kendini bilmez (kısaca bu yazıda ona KB diyelim mi) bu kez anneye saldırıyor: “sen ver bana bu çocuğu bir ay bak ben nasıl büyütüyorum? ” KB şunu demek istiyor aslında sen beceriksiz annenin tekisin, çocuğuna bile bakamıyorsun, kendin de zaten çirozsun kesin evde yemek de yapmıyorsun, çocuk ondan büyümüyor. Sayın KB sen bu yaptığın densizliklerle bilir misin, kendiyle barışık, her haliyle kendini seven bir çocuğun bir bireyin kafasında yarattığın sorunları. Onun boyu,kilosu yerinde olunca sen ne hissedeceksin, seni kaç gün ya da kaç saat ya da kaç dakika mutlu edecek bu olay? İnsanların boyu, kilosu, ten rengi,gözlüğü, lensi, estetiği seni niye ilglendirir? Saçı bir türlü uzamayan bir kız çocuğuna, “sen erkek misin ” yoksa diyen bir kadın olabilir mi sizce? Var var …

Kızımın tam tersi durumda olan arkadaşlarının yaşadıkları da buna benzer, çok uzun olunca da aaa sen niye bu kadar büyüksün, zürafaa gibisin maaşallah, ah yoksa bu çocukta erken ergenlik mi var…Aman biraz dikkat edin annesi, sonra genç kız olunca siz çok çekersiniz gibi laflar. Hareketli bir çocuk görünce “aman bu çocuk hiperaktif olmasın biraz o tipleri andırıyor”gibi yaftalar. Bunlar direkt çocuğa ve çocuğun yanında yapılanlar. Bir de dostunuz gibi görünüp, sizin herşeyinizle yakından ilgilenen o iyilik meleği !!! olanlar var. Sizi görüp kulağınıza eğilip, “ya niye büyümüyor bu çocuk, doktor ne diyor başka doktora götürdün mü”,”bu çocuk çok büyüyor, yaşının üstünde gelişimi doktor ne diyor” gibi içten içe sizi kemirenler. Bunlar aslında sizin üzülmenizi istemiyor da ne yapıyor allah aşkına? Az buçuk sizi, düşünce sisteminizi, çocuğunuza olan ilginizi bilip de hala bunları sorabiliyorsa burada KB durumunu aşıp Şuurusuz İnsan sınıfına giriyor bana göre.

Konu çocuktan açılmışken bir diğer KB ya da Şİ sorusu da, anne babanın yanında çocuğa sorulan “anneni mi babanı mı daha çok seviyorsun? Ama çocuklar o kadar akıllı ki, o koca kafalı KB ‘nin düşünemediğini şak diye yapıştırıyor yüzüne, ikisini de eşit seviyorum diyerek. Ya biraz zamana ayak uydur be KB, o sorular kırk yıl öncede kaldı, aş kendini. Yeni sorular yarat kendin için, toplum için. Ya da üzgünüm ama sen kötü niyetlisin duymak istediğin yanıtı almak için o soruyu soruyorsun.

Çocuk iki yaşına gelir konuşmaz niye konuşmuyor, çocuk çişini söylemez niye söylemiyor, çocuk yemek yemez (yemez yemez kime ne) niye yemiyor, çocuk olur olmaz yerde ağlar, niye ağlıyor, çocuk tüp bebektir KB bunu bilir aaa tabi ondan anne babaya benzemiyor, çocuk minyondur niye kısa, niye cüce, niye dev, niye gözlüklü, niye karnesi kötü, niye o okula verdin, niye yatağında yatmıyor, niye ek dil onu seçtin, niye bu sınava sokmadın, niye tenise vermedin, niye bale yapmıyor, niye o adamla evlendi, niye hemen çocuk doğurdu, niye asi, niye içe kapanık, niye dışa dönük…

Sorma yahu, kendine sakla sorularını… her şeyi bilmek zorunda değiliz, değilsiniz. Sana sorulduğunda mutlu oluyor musun bir bunu düşün. Başkasının ayakkabılarını giyip onlarla yürümeden ne ayak, ne ayakkabı hakkında ahkam kesmeyin, başkasını sözüm ona mutsuz ettiğini sanıp onun mutsuzluğundan mutlu oluyorsan da sen hiç mutlu olma.

19 YORUMLAR

  1. hahah:)) evet “bu çocuk niye ağlıyor? ” sorusundan nefret ediyorum .. SANA NEEEEE!! ağlıyor öyle bu çocuk ağlıyor işte ağlaytarak derdini anlatıyor ben kötü bir anneyim beceremedim ağlamadan isteyenini napıcan kına mı yakıcan .. te allamm :) haklısın arkadaşım sonuna kadar

  2. Banucum çok haklısın; bunları sadece eskiler değil, yeniler bile yapıyor. Malesef tüm o anlattığın sahnelerde hedef çocuk değil anne ve çocuğa neler hissettirildiği düşünülmüyor bile. Bir de neden şeker vermiyorsun, İkinci Dünya Savaşı’nda şekersizlikten askerler uyuz olmuş diyenine rast gelsen…:)))Aah bir de doktor öyle dedi deyince, çok biliyor o doktorlar diyenlere ne diyelim? :)))

  3. Kalemine saglık Banu, kendim yazmış gibi rahatladım … Daha çok babasına benzeyen kizimla birgun benzeyen taraflarımızı bulmaya çalışmıştık, çünkü kızımın yanında sürekli aynı babası sana hiç benzemiyor sürekli ama sürekli diye diye gecti karşıma anne niye sana benzemiyorum, al burdan yak ne zor bir saatti, ellerimizi ayaklarımızı durumu kurtarana kadar :(

  4. Banucum ellerine sağlık ne güzel ifade etmişsin kendini ve bu durumu yaşayan insanların duygularını. 15-20 yaş arası “Neden bu kadar zayıfsın” en çok duyduğum sözlerdi ve o kadar hassaslaşmıştim ki direk beni üzmek için söylendiğini düşünüyordum ve kendimi yetersiz hissediyordum. Bir insandan nefret etmem için bu sözleri duymak yetiyordu. Düşüncelerinde olmayan ve seni rahatsız etmeyen bir durumu gözünün içine soka soka kafana yerleştiriyorlar anlayacağın… Hasasiyetini çok iyi anlıyorum. Allah akıl fikir versin KB lere..

    • benden tüm çocukluğum ve genç kızlığım dönemimde “hirkat garibesi” sözlerine maruz kaldım ve de minare bacak…çok zayıftım ama ne yapabilirdim kilo almıyordum işte

  5. Eline saglık arkadasım, çok güzel yazmışsın. Ben küçükken ” ayy çok sıska bu ayol” diyen aynı KBler piyasaya çıkan her iştah şurubu şişe şişe içirilip kiloları aldığımda da “çok şişman” demeye başladılar. O yüzden Dila için söyledikleri vız gelip tırıs gidiyor bana.

  6. Banu, çok sinirlendirmiş seni bu KB:) Hiiiç takma densizi. Çoğunlukla başkasıyla ilgili bir toplumuz zaten. Kendi yetersizliklerimizi başkalarında gördüğümüz -bize göre- yanlışların altını çizerek örtmeye çalışan.
    Bak bende de bir KB hikayesi var. Kısaca konu şu, kardeşimi çocuğu olmadan çocuk yuvası işlettiği için yetersiz gören kadın imalı imalı “Sizin çocuğunuz var mı?” diye soruyor. Kardeşim de ” Olmuyor çocuğumuz, tedavi görüyoruz.” diyor. Kadın kırdığı pottan alı al moru mor. Ya bi lafının varabileceği yeri düşün de ona göre konuş di mi? Konuşmak için konuşma.Yazı linki şurada: http://kakarakikiri.wordpress.com/2011/09/28/minik-bir-detay-neleri-degistirir/

  7. Adaşım,
    bu Türk insanının önüne geçilmez paparazzi duygusu bence, sınır ve had bilmezlik, insanların özeline parmak atmak, başka hiçbir şey değil. benim de bu konuda bir sürü anım var. aklıma ilk gelen, kızımı yeni doktora götürüyorum doğumdan sonra. sıra beklerken kadının biri geldi, kızıma çirkin dedi. bir bozuldum, bir sinirlendim. kadın suratımın halini görünce, biz çocukları böyle severiz, nazar değmesin diye demez mi? daha da dumur oldum. sevme o zaman benim kızımı, bir daha hayatın boyunca görmeyeceksin zaten, sevsen ne olur, sevmesen ne olur…trajikomik bir milletiz vesselam…

  8. Hahhaahaa :) Bizde de durum tam tersi. Oğlum 10 yaşında boyu 1.58 cm. Geçende bir arkadaşım gördü, oğlu benimkinden 1 yaş küçük, “Sen ne kadar uzunsun böyle,” dedi. 2 sonra bir başkasına “benimki seninkinin yanında 2 yaş küçük durur,” dedi. Belli 2 gündür kalmış içinde. Ne yapıyım yani, çocuğun bacaklarından biraz aldırayım mı onun içi rahat etsin diye… Boşver, bunlar şekil düşkünlerinin mahsülleri…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz