Sofya’dan Plovdiv’e Uzanan Bir Yolculuk

0

Bazı yolculuklar vardır, sadece yer değiştirmezsin. Biraz geçmişe, biraz kendine, biraz da unutulmuş duygulara doğru ilerlersin. Sofya’dan Plovdiv’e uzandığımız bu yolculuk bana tam da bunları hissettirdi. Babaannemin, dedemin anlattığı ata toprakları, 1951’de babam bir yaşındayken bıraktıkları o topraklar, dede evinde kullanılan tabakların benzerlerini yerinde görmek, babaannemin yaptığı kulaçları yani pişileri vatanında yemek…

Bulgaristan’a arabayla gitme fikri uzun zamandır aklımdaydı. Daha önceki Bulgaristan gezimi burada yazmıştım. Bu kez anne ve babamı da alıp onlarla unutulmaz bir tatil yapmak istiyordum. Kız kardeşim de ailesiyle birlikte bu fikrime ortak olunca şeker bayramını fırsat bilip düştük yollara.

Bir gece Edirne’de kalıp sabah 05.00’de iki araç önlü arkalı doğruca Kapıkule sınır kapısı. Bir araçta şoför ben yanımda babam arka koltukta annem. Diğerinde kız kardeşim Aslı, kocası Barış, oğlu Ozan, kızı Naz. Sık sık ihtiyaç molası, arada birbirimize rapor verme seansları ile Sofya’ya ulaştık.

Sofya

Bazı şehirler vardır, seni acele ettirmez. Adımlarını yavaşlatır, bakışını derinleştirir, zihnini susturur. Sofya tam da böyle, zamanda yavaşlayan bir şehir. İlk bakışta sade, çok eskiden kalma ama gezip gördükçe katman katman açılıyor, geçmişiyle bugünü yan yana taşıyor.

Sofya’nın en etkileyici yanı, zamanın burada üst üste binmiş olması. Bir adımda Roma dönemine, birkaç sokak sonra Osmanlı izlerine, ardından Sovyet mimarisine geçiyorsun. Yürüyerek keşfedilecek şehirde görülesi başlıca yerler:

  • Alexander Nevsky Katedrali: Şehrin kalbi. Altın kubbeleriyle hem görkemli hem de huzurlu.
  • Aya Sofya Kilisesi: Şehre adını veren yapı, sadeliğiyle etkileyici.
  • Banya Başı Camii: Hala yaşayan miras.
  • Serdica Antik Kenti: Yolda yürürken bile tarihin içinden geçiyorsun.
  • Vitosha Bulvarı: Kafeleri, mağazaları, sokak müzisyenleri ile her daim canlı. Şehrin hemen yanında yükselen Vitosha Dağı ise Sofya’nın en güzel sürprizlerinden.

Bazı şehirler fotoğraflarda güzel çıkar, bazıları ise insanın içinde bir yerlerde iz bırakır. Sofya benim için ikinci grupta.

Plovdiv

Sofya-Plovdiv arası 150 km. yaklaşık bir buçuk saatte şehir merkezine varıyorsunuz. Yol, Balkan coğrafyasının o dingin, geniş ve biraz hüzünlü ruhunu hissettiren bir geçiş.

Eğer Sofya içe dönükse, Plovdiv dışa dönük, daha sıcak, daha renkli, daha hikaye anlatır nitelikte. Otelimiz tam da merkezde, sanatın, kafelerin, gece hayatının merkezi olan Kapana bölgesinde. Osmanlı döneminden kalma evlerin bulunduğu Arnavut kaldırımlı sokakların kapladığı Eski Şehir denilen bölge yürüyüş için ideal. Antik Roma Tiyatrosu, Cuma Camii görülesi tarihi yerlerden. Biz soğuktan çıkamadık ama en güzel gün batımı manzarası Nebet Tepe’den olurmuş. Hansel ve Gratel adlı şeker dükkanı bu küçücük şehirde özellikle çocuklu aileler için eğlenceli, renkli bir mekan. Alışveriş, yemek, eğlence caddesi olan Knez Alexander üzerinde. Yine de şunu söyleyebilirim Plovdiv’i listeyle değil hissederek gezmek en güzeli.

Sonuç olarak, bayram gibi bayram yaşadık ata toprakları Bulgaristan’da. Herkes aynı anda konuşurken, ergen beyimiz sürekli fırça atarken, ergenliği hiç bitmeyen bizler annemle sürekli eğlenirken, o da bizi hiç takmazken, babamın çocukluk hikayelerini dinlerken, akşam nerede ne yesek diye tartışırken, sürekli para kıyaslaması yaparken, uyumlu olacağız diye soğuktan donduğumuzu söyleyemezken üç gün nasıl geçti anlamadık. Ve en mutlu bendim çünkü üç gece Naz ile kaldım. Sanırım teyze olmayı çok seviyorum…

Sofya’da kaldığımız otel: Les Fleurs Butik Otel, yeri mükemmel, kahvaltısı var, otoparkı yok.

Plovdiv’de kaldığımız konuk evi: Skyler Guest House, yeri mükemmel, kahvaltısı yok, otoparkı var.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz