Zeynep Casalini: Bodrum’da bir ‘doğal anne’

1

 

Bodrum Marina’da bir yaz akşamı dinlemiştim onu ilk kez. Sesine ve sahne performansına hayran kalmıştım. O gün bugün ben bir Zeynep Casalini hayranıyımdır. Fakat onu, sanatı dışında öyle bir yönüyle tanıdım ki, hayranlığım kat be kat arttı. O,  çok okuyan, araştıran, ama edindiği bilgileri körü körüne değil çocuğunun yapısına göre uygulayan bir anne. İşte benim kadar sizi de düşündürecek, “acaba” mı dedirtecek sohbetimiz…

 

Önce harika sesiniz ile tanıdık sizi ve duyduk ki Deniz Türkali’nin kızı, Vedat Türkali’nin torunu, Barış Pirhasan’ın yeğeniymişsiniz. Sonra Tahsin Berk ile evliliğiniz…18 yaşındaki kızınız Ceren’den sonra ikinci kez anne oluşunuz ve Daphne…Tüm bunlar  ses getiren haberlerdi… Ama bunlarla beraber Bodrum’da sakin, gözlerden uzak yaşayan bir Zeynep Casalini…Nasıl gidiyor hayat ve annelik?

Vallahi ben cidden çok sakin bir hayat yaşıyorum Bodrum’da ve hep şükrediyorum. Siz ne yapıyorsunuz ya İstanbul’da? Çocuğunuzu nereye götürüyorsunuz hava alsın diye, çok merak ediyorum. Ben anneliğimi de, hayatı da dolu dolu yaşıyorum, bu yüzden de annelik harika gidiyor. Biraz uykusuzluk var sadece.

Daphne şu an 7 aylık ve takip ettiğim kadarıyla siz onu klasik, bilinen yöntemlerden biraz daha farklı büyütüyorsunuz. Örneğin rutin aşılarını yaptırmadınız. Buna bir anne olarak ben inanamadım, nasıl olur da aşı olmaz bir bebek…Nereden çıktı bu fikir, nasıl karar verdiniz ve hastalıklardan, salgınlardan hiç korkmuyor musunuz?

Evet doğru, Daphne’ye aşı yaptırmıyoruz. Ben, Bodrum’a geldiğimde şahane arkadaşlar edindim ve bu arkadaşlarımın çoğu vejetaryen, çocuklarını aşılatmayan, ilaç kullanmayan, çocuklarını bir takım alternatif yöntemlerle büyüten insanlar. Onlarla konuştukça, paylaştıkça uyguladıkları yöntemler çok aklıma yattı. Tabii sadece duyduklarıma dayanarak almadık bu kararı. Yerli, yabancı pek çok kaynak okuyorum gerçekten ve çok araştırıyorum. Örneğin vücutta şeker, gluten, nişasta bulunuyorsa polio oldukça zararlı. Ben, sadece bilindik şeyleri körü körüne uygulamaktansa, okumayı, araştırmayı ve aklıma yatanı uygulamayı tercih ediyorum.

Aşılatmamamda okuduklarımın  yanı sıra  homeopatımın  etkisi büyük. Diyetisyenim ve aynı zamanda homeopatımın söylediği; aşıların aslında hastalıklardan çok daha tehlikeli olduğu. Doktorlar da bence bunun farkında ama maalesef büyük bir ilaç sanayii var; dolmak zorunda olan kotalar var.  Elbette tıp çok ilerledi, mecbur kalındığında uygulanacak çok fazla yöntem var, ama önce her şeyi doğal yollarla halletmeye çalışmalı insan diye düşünüyorum. Kolun kırıldı, tabii ki alçıya alınacak, ağrın çok fazla ise ağrı kesici alınacak, ama mecbur kalınca alınmalı. Yoksa ileride gerçekten ihtiyaç olduğunda ilaçlar çok daha az etkili oluyor. Aşı da bu şekilde, içindeki maddelerin ileride çok daha fazla zarar vereceğine inanıyorum çocuğuma, hastalıkları yaşayarak bağışıklık ve direnç kazanmasını tercih ediyoruz açıkçası.

Homeopati nedir, biraz bahseder misiniz?

Homeopati her insanın kendine özgü bir vücudu ve sağlık durumu olduğunu kabul eden, bütünüyle doğal yöntemler kullanan, fiziksel, zihinsel, ruhsal ve duygusal iyileşmede etkili bir tedavi yöntemidir. Bunu uygulayan kişilere de homeopat deniyor ve ben ona çok güveniyorum.

Siz nasıl besleniyorsunuz bu arada, yeni doğum yapmış ve emziren bir anneye göre oldukça fit görünüyorsunuz..

Biz eşimle vejetaryeniz. Hiçbir şekilde et yemiyoruz; öldürülen hiçbir canlı kastettiğim et, balık, tavuk yani..Bir süre vegandım yani hayvan ürünleri de yemiyordum: süt, yumurta, peynir vs.

Ne yiyorsunuz?

Tahıl, baklagiller, kara pirinç, kuru meyve, tahin pekmez. Normalde hiç peynir yemem, ama mesela bugün bir peynirli pide yedim. Aslında yememem lazım, diyetteyim ama arada böyle kendimi tutamadığım da oluyor.

Siz  ve eşiniz vejetaryenken… Pekala Daphne ne olacak,ona et yedirecek misiniz?

Hayır, eşimle aldığımız ortak karar neticesi, onu  da vejeteryan olarak yetiştireceğiz.

Nasıl yani, hiç et, balık, tavuk yemeyecek mi?…Anneler şimdi biber sürecek vallahi ağzınıza..

Biz Daphne’yi dengeli beslenme konusunda bilinçli yetiştirecek bilgi ve donanıma sahibiz. Etten, balıktan alacağı her türlü vitamini, besin kaynağını başka yiyeceklerden sağlayacağız ona zaten. Yeşil sebzeler, keten tohumu, yulaf, avokado  (super food diye bilinen) ve benzeri besinlerden de pek tabii alabilecek gerekli olan her şeyi.

Büyüyüp, kendi kararını kendi verebileceği yaşa geldiğinde o bilecek ne yiyip ne yemeyeceğini. Biz bunları yemezken, o  bize bir gün ‘siz yemediniz, bana niye yedirdiniz’  demesin.

Daphne’yi emziriyor musunuz?

Evet, şu an sadece emiyor ve o bırakana kadar da emzireceğim. Büyük kızımı da 15 ay emzirmiştim.

Bir gününüz nasıl geçiyor Daphne ile?

Biz 24 saat beraberiz. Yeni spora başladım, sadece o zaman babası bakıyor Daphne’ye. 19 yıl önce büyük kızım Ceren’i doğurduğumda 21,5 yaşındaydım ve doğumdan 10 gün sonra işe başlamıştım. Manchester’daydık ve yeni bir iş almıştım, sahneye çıkmam gerekiyordu. Gerçi o da, beraber olduğum zamanlarda koynumda büyüdü, Daphne de öyle büyüyor. Ben biraz yapışık yaşamayı seviyorum, öyle ayrı yatak, ayrı oda kavramı yok bende.

“Doğal Ebeveynlik” yani?

Çocuğu 9 ay taşıyorsunuz, kanınızdan canınızdan bir parça, sonra doğuyor size muhtaç. Siz onu nasıl bırakır, ayrı yatakta yatırırsınız…Yok valla ben kesinlikle doğal olmasından yanayım her şeyin, öyle kitabi bilgiler bana uymaz.

İstanbul’dan uzak küçük bir yerde yaşamanın lüksleri var mı çocuk büyütürken?

Olmaz mı, ne diyorsunuz…Bir kere ben Daphne’yi her gün yıkıyorum ve sabun, şampuan hiçbir kimyasal kullanmıyorum. Sadece su ve musluktan akan su. İstanbul’da yaşayan anne arkadaşlarımla konuşuyorum marketten aldıkları suyla yıkıyorlar bebeklerini. Biz burada dağ, orman, deniz havasını yaşıyoruz her dakika. Doğal besinler tüketiyoruz. Büyük şehirlerde yaşayanlar çocuklarını park diye nerelere götürüyorlar merak ediyorum doğrusu, burada ise her yer doğal park

Nasıl bir annesiniz, düşe kalka mı büyütüyorsunuz yoksa uzman desteği alıyor musunuz?

Ben şunu savunuyorum ‘Annenin hissettiği kesinlikle doğrudur.’ Her çocuğun huyu, yapısı farklı.  Anneler bence kendi yöntemlerini kendileri bulmalı, tamamen içgüdüsel annelikten yanayım. Bununla beraber çok okur, araştırırım. Çok güvendiğim arkadaşlarım ve bir homeopatım var, onlarla sürekli fikir alışverişi yaparız ama yine ben hissettiğimi yapmayı seçerim.  Ama şuna karşıyım, uzman diye yurtdışından özel dadılar getirtip çocukları büyütmek, gece kalkmamak için süt sağıp bakıcıya verdirtmek, keyfe keder annelik yapmak. Çocuklarımızla iletişimin temeli bebekken atılıyor ve ten temasının, emzirmeyle yaratılan bağın hiçbir şeyin yerini almayacağını düşünüyorum.  Çocuğunuza verebileceğiniz en önemli iki şey: Sevgi ve güven. Bunun dışında hiçbir şeyi o, istemediği sürece anlamıyor, kendi yararına olduğunu idrak edemiyor ve uygulamıyor. Bunun için üzülmemek gerek, sevgi, güven olduktan sonra her şey zamanla yerini buluyor ama.

Doğum sonrası depresyon yaşadınız mı?

İlk kızımda ciddi depresyona girmiştim, ama bu kez kendimi uzak tutmaya çalıştım. Gerçi vaktim de olmadı, eşim yaz dönemi olduğu için çok yoğun çalışıyordu ve yanımda sadece arkadaşlarım oldu. Onlar sayesinde de hiç depresyon yaşamadım.

Son olarak, nasıl bir anne olmayı arzu ediyorsunuz? İlk kızınızda yapamadığınız şeyler var mı, ya da yaptığınız ama şimdi yapmak istemediğiniz….

Ben çok sabırlı bir insan değilim, öncelikle biraz daha sabırlı olmaya çalışacağım. Ama mutlaka ‘hayır’larım olacak. Ben, çocuklara bir yere kadar özgürlük tanınabileceğini savunanlardanım. Bırakayım, her şeyi yapsın yok bende. Bilgisayar yasaksa, hayır ellemeyecek. Sopa elinde başkalarına zarar veriyorsa, hayır elinden sopa alınacak. Onun dışında ilk kızım Ceren ile arkadaş gibiyiz, yani yöntemler tutmuş. Daphne için de aynı yöntemlere devam.

Ben sohbetinize doyamadım, ama son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Şunu özellikle söylemek istiyorum: her çocuk farklı. Bir çocuğa uyan yöntem, diğerine uymayabilir, birine iyi gelen besin diğerine alerji yapabilir. Bunun için de çocuk yetiştirirken tek yöntem, tek doğru yok, önemli olan çocuğunu tanıyıp ona uyan doğruları seçebilmek.

Biz sohbetimizi bitirdiğimizde  gökten üç elma düştü biri sevgili Deniz Türkali’ye, biri Zeynep Casalini’ye biri de minik Daphne’ye….Üç nesil bir arada..

 

1 YORUM

  1. Bodrum ve Ege`de yasama cok guzel bir ornek. Biz 24 saat tabiatin, doganin icindeyiz. Ben cig beslenme konusunda egitim aliyorum ve Zeynep Hanim`a katiliyorum okuyup arastirdikca insan aslinda bazi seylerin sadece topluma dayatildigini aslind agerek olmadigini ogreniyor.

    Ben kendi dogalimacevizhane ile dondum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here