Kanada

Niagara Şelalesi

03 Şubat 2017

Dünyada görmek istediğim yerlerin başında Büyük Kanyon ve Niagara Şelalesi gelirdi çok daha genç iken. Geçtiğimiz Temmuz ayında Büyük Kanyon’a gitmiş ve umduğumdan da etkileyici bulmuştum. Yazı için buraya tıklayabilirsiniz. Ne kadar içten istediysem artık altı ay arayla da Niagara Şelalesi’ni görmek kısmet oldu.

Toronto’ya geldiğimiz ilk günden beri zamanı ve havayı kolluyorduk şelaleye gitmek için. Bir keresinde yola çıktık ama hiç alışık olunmayan trafikle karşı karşıya gelince yarı yoldan dönmek zorunda kaldık. Olsun o gün de CN Tower ve akvaryumu gezmiştik Duru ile.

Niagara Şelalesi’ne Nasıl Gidilir?

Toronto herkesin de bildiği gibi çok soğuk bir şehir ama güneşin bu kadar parlak, gökyüzünün bu kadar mavi olduğu bir şehir daha hatırlamıyorum. İşte öyle bir günü seçtik ve rotamızı Niagara Şelalesi’ne çevirdik. Toronto’dan yaklaşık bir buçuk saatte, otobandan giderek ulaşıyorsunuz şelalenin bulunduğu bölgeye. Şehir merkezinde bulunan turist ofislerinden tur da alabilirsiniz.

Şehrin girişi Las Vegas’ı andırıyor ama çok daha küçük ve karanlık. Özellikle yeni yapılan oteller ve kumarhaneler küçük bir Amerika havası yaratmış. Açıkçası binalar hiç hoşuma gitmedi ve bir an hayal kırıklığına uğradım. Biraz ilerleyip arabayı park edeceğimiz yere doğru yaklaşırken önce suya yakın yerlerdeki donmuş ağaçlar dikkatimizi çekti. Masallardaki gibi bir tablo oluşturmuştu, buz tutmuş şehir lambaları ile. Sonra şelale göründü. İşte o an büyülenmiştim. Dünyanın en ünlü şelalesindeydim ve çok şanslı hissediyordum.

Gitmeden önce çok okudum, bilgi edinmeye çalıştım. Görselleri, videoları izledim ama gerçek ile karşı karşıya kalınca bir anda her şeyi unuttum. Sadece bakmak ve duymak istedim. Bıraksalar soğuğa aldırış etmeden saatlerce izleyebilirdim suyun akışını. Bir yandan korkutucu denecek kadar hızlı akan, bir yandan da huzur verecek kadar coşkun su. Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım, diyor adeta.

Niagara Şelalesi Nerede?

Kanada’nın Ontario eyaleti ile Amerika’nın NewYork eyaleti sınırında olan şelale ismini üzerinde bulunduğu nehirden alıyor. Niagara isminin yerli dilindeki “Onguiaahra” (düz) kelimesinden geldiği sanılmakta. Yüksekliği çok fazla olmasa da içinde pek çok şelaleyi barındırdığı için dünyanın en fazla bilinen ve ziyaret edileni. Amerika kıtasındaki en büyük şelale olan Niagara, toplam üç büyük şelaleden oluşuyor. En büyük olan Atnalı şelalesi (Horseshoe) Kanada sınırları içinde.

Şelaleyi izlerken bir anda gördüğümüz gökkuşağı bizim şansımız diye düşünsek de meğer sürekli çıkarmış. Eh suyun ve güneşin olduğu yerde çok da sürpriz olmasa gerek. Amerika ve Kanada’yı birbirine bağlayan şelale üzerindeki köprünün adı da Rainbow zaten. İki ülke arasında gümrüksüz alışveriş yapmak mümkün. Canınız Amerika isterse beş dakikada geçebiliyorsunuz. Yurtdışında bu ülke geçişlerine bayılıyorum. Yıllar önce de Vancouver’dan Seattle’a geçmiştik ailece.

Niagara’nın en büyük ve dünyada tek olan özelliği, ters akmasıymış. Evet evet, dünyada ters akan tek şelale. Şelalenin suyu taşlara çarparak geri geliyormuş. Başka hiçbir şelalede bu özellik yokmuş. Vallahi baktım çok da ters akıyor gibi değildi ama herhalde vardır bir bildikleri. Niagara’da ne yapılır derseniz, kışın çok fazla aktivite olmasa da gökkuşağını ve büyük şelaleyi izlemek başlı başına bir aktivite. Nereden, nasıl fotoğraf çekeceğinizi şaşırıyorsunuz. Bahar ve yaz aylarında, şelalenin altına kadar giden bot gezilerine katılmak, geceleri ışıklandırılmış haliyle şelaleyi izlemek, manzaraya karşı kahve içmek ilk aklıma gelenler.

2012 yılında Amerikalı akrobat Nik Wallenda, şelale’yi 5 santimetre kalınlığındaki çelik ip üstünde 25 dakikada geçmiş. Bazı insanların cesareti beni korkutuyor.

Suyun kuvveti ve metrelerce yüksekten dökülürken ortaya çıkardığı ses ile uzun süre kendinizi manzaradan alamıyorsunuz. Zaman zaman fotoğraf çekmekten An’ı kaçırsam da Niagara’ya baharda ya da yazın bir kez daha gelmeye içimden söz verdim.

1 Comment

  • Reply mavianne 03 Şubat 2017 at 17:13

    müthiş fotoğraflar
    çok çok etkileyici
    harikasın
    biz de görmüş gibi olduk
    belki bir gün giderim oralara
    sevgilerle banum

  • Leave a Reply

    Berlin in Berlin ödül almış, ödülden çok filmdeki erotik sahne konuşuluyor, Uğur Mumcu öldürülmüş…Nihan’ın iki ülke ve 20 yıllık zaman dilimini kapsayan hikayesinin arka fonunda Türkiye’nin o yıllardaki sosyal ve siyasi panoraması var…

    Kitabı okurken Banu Tozluyurt’un tanınmış yazarlara; bir Banu’luk yer açın ben geliyorum diyen ayak sesleri duyuluyor…

    Nihan, Kamer ve Seval’i babaları cumartesi günleri halaları Ayla’nın oturduğu Kadıköy’e götürürdü. Belki de balıkçılar çarşısında balık alırken yanlarından geçtiniz. Ya da Üsküdar’dan Nihan’la aynı vapura bindiniz, yanyana oturdunuz… Hikayedeki gerçeklik duygusu o kadar geçiyor ki insana sokakta yürüyen bir genç kıza acaba bu Nihan’mı diye bakabilirsiniz…

    Lale Celepoğlu

    D & R    /    İdefix    /    Kitap Yurdu    /    Babil.com