Hindistan Delhi’de Görülecek Yerler

0

Hindistan gezimin son durağı Delhi hakkında bir önceki yazımda bilgi vermiştim. Eski ve Yeni Delhi, teknoloji, yaşam, büyük şehir olmanın getirdikleri, trafik, kaos… Bana göre Delhi için bir gün ayırmak yeterli ama yine de Hindistan Delhi’de görülecek yerler konusuna değinmeden geçmek istemedim.

Jama Masjid (Cuma Mescit)

Hindistan’ın en büyük camisi olma özelliğini taşıyor. Jama kelimesi cemaatten geliyor. Aslında camiye mescit denirmiş, bizde anlamış değişmiş. Jama Masjid de “cemaatin mescidi” demek. Şah Cihan’ın mimarlık alanındaki en büyük eserlerinden biri. 1658’de yapılmış. 3 giriş kapısı, 2 minaresi var. Minareleri 40 metre yüksekliğinde ve 50 rupi karşılığında minareye çıkıp Delhi manzarasını izleyebilirsiniz tabii gözünüz o kadar merdiven çıkmayı yiyorsa. Bu camide 25 bin kişi aynı anda ibadet edebiliyor. Hindistan’da en ilgimi çeken şeylerden biri de camilerin açık alan olması. Yani bizdeki gibi kapalı bir kısım yok, aslında var ama sadece yağmurlu havalarda kullanılıyor. Gezdiğiniz, dolandığınız, soluklandığınız her yer camii. Kapalı alan zeminindeki siyah beyaz renklerdeki mermerlerin her biri seccade. Hava sıcak olduğu için ayrıca bir seccadeye gerek duymuyorlar. Tapınaklardaki temizliği camide de aramadım değil ama maalesef yine hayal kırıklığı. Camiye uzun kollu kıyafet ve uzun etek ya da pantolon ile gelmenizi öneririm aksi taktirde oradan size verilen, herkesi giydiği cübbelerden giymek zorundasınız. İçeride fotoğraf çekmek de ücrete tabii.

 

Kutub Minar

Delhi’nin Yeni Delhi bölgesinde bulunan ve bence şehirde görülecek yerlerin başında gelen Kutub Minar, Hindistan’ın en yüksek minaresi, 72 metre.  Tac Mahal inşa edilene kadar da Hindistan’ın en yüksek yapısıymış.

5 katlı minarenin ilk üç katı kum taşından yapılmış, son iki katı ise farklı taşlarla örülmüş. Duvarları Kuran’dan alınmış ayetlerin kabartmalarıyla süslü.  Özellikle gün batımına yakın bir saatte giderseniz çok güzel manzaralar yakalayabilirsiniz.

 

Hindistan Kapısı

Dünya Savaşı’nda ve 1919 yılındaki Afganistan ile yapılan çatışmalarda İngiliz ordusunda ölen 90 bin Hint askeri anısına yapılmış bu anıt, Raj Path diye bilinen parlamento yolunun doğu ucunda bulunuyor. 42 metre yüksekliğindeki taş anıtın altında sonsuz bağımsızlık sembolü olarak hiç sönmeyen bir ateş yanıyor.

Rajpath ve  Rashtrapati Başkanlık Sarayı

Hindistan Kapısı ile cumhurbaşkanlığı binasını bağlayan yola Rajpath, Raj Bulvarı deniyor. Bir diğer adı da Kral Yolu. Parlamento binasının da olduğu bu meydanda araçla durmak yasak olduğu için sadece uzaktan bakmakla yetindik. Rashtrapati başkanlık binası, Hindistan cumhurbaşkanının resmi ikametgahı. 130 hektarlık alan içine kurulmuş bina 1929’da yapılmış. Sadece bahçe bakımında 458 kişi çalışıyormuş.

Hindistan başbakanının konutunun olduğu caddenin adı ne biliyor musunuz? Mustafa Kemal Atatürk Caddesi. Gittiğim ülkelerde O’nun adına rastlamak her defasında bana gurur veriyor. Ruhun şad olsun Ata’m.

 Raj Ghat – Gandhi’nin Anıt Mezarı

Benim için Hindistan deyince aklıma ilk gelen üç şeyden biri Ghandi’dir. Eğitimlerimde kullandığım sözü “ Dünyada görmek istediğiniz değişimin kendisi olun” aynı zamanda misyonumdur. Bu yüzden Gandhi’nin öldükten sonra yakıldığı yeri görmek ve mozolesine dokunmak, hayatımda yapmak istediklerimden biriydi. Siyah mermer mozolenin üzerinde Gandhi’nin ölmeden önce söylediği son söz “Hai Ram” yazmakta, “Ey Tanrım”

Hauz Khas Village

Şehrin modern yüzü diyebileceğim Haus Khas, kendinizi kah Barselona sokaklarında gezerken kah Amsterdam’da tasarımcıların mağazalarını ziyaret ederken hissedeceğiniz bir bölge. Modern kafe ve restoranları, grafitti ile bezenmiş duvarları, şık butikleri, tasarımcıların mağazaları ile bir Avrupa havası yarattı bende. Şunu da eklemeden geçemeyeceğim, Hindistan’a geldiğimde ilk bu bölgeyi görsem, bu ülkeyi bu kadar sever miydim emin değilim.

Khan Market

Delhi’nin en ünlü alışveriş yerlerinden olan Khan Market’te son bir haftadır görmediğim alışageldiğimiz mağazalarımıza  (Accessorize, Marks&Spencer, Loccitane gibi) yeniden merhaba derken, herkesin koşarak gittiği GOODEARTH, ANOKHİ, FABİNDİA ile burada tanıştım. Özellikle tekstil konusunda çok geniş bir yelpaze sunan çarşıda, çok güzel restoranlar da mevcut. Gittiğim yerlerde alışverişe fazla vakit ayırmayı sevmeyen biri olduğum için grup olarak gittiğimizden çok aykırılık yapmadım fakat yarım gün ayıracak kadar da özel bir çarşı olduğunu söyleyemem. Yazlık bir iki kıyafet aldım bakalım zamanı gelince sevip giyecek miyim?

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here