Nerede Kalsak

Avantgarde Hotel Yalıkavak’ta Memnuniyetle

28 Haziran 2017

Bodrum Yalıkavak’ta harika bir koya sahip, pırıl pırıl denizi, özel beyaz kumu ve özenle hazırlanan yemekleri ile size Avantgarde Hotel Yalıkavak’tan bahsetmek istiyorum. Özellikle de bayram tatilinin bittiği bugün, aklı denizde, kumda, dinlenmede kalanlar için belki yeni bir plan olabilir bu yazım.

Bodrum deyince her ne kadar herkes, “dağ taş ev oldu, insandan geçilmez oldu, deniz bitecek, yeşil bitti, gidilmez artık” dese de her tatilde koşa koşa gidilen, hala en sevilen tatil beldemizdir Bodrum. Üstelik hala da denizi enfestir, kah akvaryumda yüzdüğünüzü hissedersiniz kah tropikal bir adada. Yeter ki zevkinize, sayınıza, yaşınıza kısacası beklentinize uygun bir tesis bulun.

Avantgarde Hotel Yalıkavak, her yaşın keyif alabileceği, özel koyu ve beyaz kumu ile gerçekten dinlenip huzur bulacağınız, koşturmadan, sıra beklemeden, şezlong yarışı yapmadan huzurlu bir tatil yapacağınız butik bir otel.

Otele girdiğiniz andan çıkana kadar size son derece eğitimli, güleryüzlü, samimi ama bir o kadar da mesafeli personel eşlik ediyor. Aldıkları eğitimde onlara söylenen “memnuniyetle” kelimesini laf olsun diye değil, öyle hissettikleri için söylüyorlar ve siz de zaten sürekli MEMNUN geziyorsunuz.

Otelin sabun kokan mis gibi odaları denize ve havuza o kadar yakın ki, hiç üşenmeden gün içinde on kere odaya gidip geldim diyebilirim. Genelde otellerde en nefret ettiği şeydir; denize gitmek için bir araca binmek ve eğer odada bir şey unuttuysanız bin kere isyan etmek. Hotel Avantgarde Yalıkavak’ta abartmıyorum odalar denize on metre, havuza beş metre mesafede. Bu durum bence en çok çocuklu aileler için olumlu bir özellik. Küçük çocuğunuzu odada uyutup rahatlıkla barda içkinizi içebilir ya da denize girebilirsiniz. Neredeyse yüzdüğünüz yerden çocuğunuzu görecek mesafede olacaksınız emin olun.

Çocukla Bodrum’da gidilecek en güzel otel neresi derseniz kesinlikle Hotel Avantgarde Yalıkavak’ı öneririm. Kıyıdan denize girilebilmesi, özel getirilmiş beyaz kumu, yeşil alanının genişliği çocuklu bir aile için çok önemli olmakla beraber, farklı çocuk kulübü bence oteli diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerden. Shelly ile Yaz Kampı da olan otelde 20 ay ile 7 Yaş arasındaki çocuklar Şeli De Eskinazis önderliğinde eğitici aktivitelere katılıp, bilim & yemek atölyelerinde keyifli vakit geçirebilirler.

Şehre bu kadar yakın olup, şehirden çok uzakmış hissi veren, özel koyuyla, enfes yemekleriyle, muhteşem kokteylleriyle fark yaratan Avantgarde Hotel Yalıkavak’ın bence en güzel köşelerinden biri de sırtınızı frenk yemişi kaktüslerine yüzünüzü Yalıkavak Marina’nın uzakta görünen manzarasına verdiğiniz iskelesi. Bir elinizde o hiç bitmesini istemediğiniz kitabınız, diğerinde otelin barmenlerinin hazırladığı reyhanlı limonata ya da naneli, avokadolu kokteyl, altınız masmavi su ve siz bembeyaz havluların sarmaladığı yumuşacık minderlerdesiniz…

 

Otelin bende bıraktığı en güzel izlerden biri de yemekleri ve o enfes yemekleri sundukları tabaklar. Öyle ki eve döner dönmez gidip kendime pastel renklerde, deniz temalı, bahar temalı, yaz temalı tabaklar aldım. Salataları, etleri, zeytinyağlıları her şeyi o kadar özenle hazırlanıp sunuluyor ki insan yemeğe kıyamıyor. Benden bir tavsiye, lahmacununu mutlaka deneyin.

Hotel Avantgarde Yalıkavak’a ben kalabalık bir arkadaş grubuyla gittiğimden her köşede bir anım, her köşede farklı muhabbetlerim oldu ama bunlardan en güzeli kesinlikle beraber yaptığımız yoga seansı idi. Gözde Biber’in namı diğer Hemfithemanne’nin önderliğinde paylaştıklarımız çok özeldi.

Diyeceğim o ki, ister çocukla, ister arkadaş grubuyla, isterseniz de sevgilinizle baş başa gidin, Hotel Avantgarde Hotel Yalıkavak sizi mutlaka MEMNUN edecektir. Çünkü burada her şey MEMNUNİYETLE yerine getiriliyor.

İyi Yalıkavaklar…

1 Comment

  • Reply mavianne 17 Temmuz 2017 at 11:12

    ne şahane bir otelmiş öyle

  • Leave a Reply

    Berlin in Berlin ödül almış, ödülden çok filmdeki erotik sahne konuşuluyor, Uğur Mumcu öldürülmüş…Nihan’ın iki ülke ve 20 yıllık zaman dilimini kapsayan hikayesinin arka fonunda Türkiye’nin o yıllardaki sosyal ve siyasi panoraması var…

    Kitabı okurken Banu Tozluyurt’un tanınmış yazarlara; bir Banu’luk yer açın ben geliyorum diyen ayak sesleri duyuluyor…

    Nihan, Kamer ve Seval’i babaları cumartesi günleri halaları Ayla’nın oturduğu Kadıköy’e götürürdü. Belki de balıkçılar çarşısında balık alırken yanlarından geçtiniz. Ya da Üsküdar’dan Nihan’la aynı vapura bindiniz, yanyana oturdunuz… Hikayedeki gerçeklik duygusu o kadar geçiyor ki insana sokakta yürüyen bir genç kıza acaba bu Nihan’mı diye bakabilirsiniz…

    Lale Celepoğlu

    D & R    /    İdefix    /    Kitap Yurdu    /    Babil.com