Röportaj

Betül Mardin’le Bir Saat Beş Ders

17 Aralık 2014

Her zaman harika kıvamda pişirdiğin kek, en önemli misafirlerin için yaptığında kabarmaz ya, ya da bizim çocuk bu kış hiç hastalanmadı dersin o akşam ateşi çıkar, işte bugün tam da böyle başladı. Hiçbir randevuma geç kalmam, hele ki o kişiyle evinde sohbet için bırak geç kalmayı kapısında sabahlarım dediğim gün randevuya yarım saat geç kaldım.

Niçin bu kadar üzüldüm, takıldım bu geç kalmaya çünkü beklettiğim kişi Betül Mardin. Usta, duayen, örnek kadın. Onunla görüşebilmek ve öğretilerinden yararlanmak için herkesin peşinden koştuğu Betül Mardin’i evinde ziyaret etmek çoğu kimseye nasip olmaz. İstanbul trafiği diyelim, şans diyelim ve bu bölümü bir kenara bırakalım çünkü hayatıma kattığım bir saat bana bir yıllık ders niteliğindeydi, bunu paylaşmayı istiyorum seninle sevgili okur.

BM

Betül Hanım’ın dünya tatlısı asistanı Burcu ile günler öncesinden yaptığımız konuşmada gün ve saate karar verdik. Buluşmaya Ayşe Erbulak ile gidecektik çünkü Betül Hanım aynı zamanda çocukluğunu bildiği Ayşe’nin okulu Erbulak Oyunculuk Evini de kutlamak istiyordu. Biliyorsunuz geçen yıl İmza Karın kitabımızın lansmanında da onur konuğuydu Betül Hanım.

BMA

Önünden her geçtiğimde hayran kaldığım o binada oturuyordu. Nişantaşı’nın göbeğindeki tarihi binaya daha girerken bir çeki düzen verme gereği duydum kendime. Zarif bina, kibar görevli ve zırrrr kapı. Daha içeri girerken bir tarihi koridora girmiş gibi hissediyor insan. Osmanlı döneminden birileri çıkacak, saltanatın kaldırılışını, Cumhuriyetin ilanını beraber yaşayacağız gibi. Koltuklar kadife, yanları oymalı, yüksek tavan ve sola dönünce işte orada şahane kadın. Yine aynı şey oldu, yine o ilk karşılaşma anındaki sevimli, yaramaz, şakacı yüzü ilk gözüme çarpan oldu. Geçen yıl da salona girdiğinde aynı yüzle buluşmuştum. O nasıl bir ifadedir, daha kimsede rastlamadım. Geç kaldığımıza kızmış belli ama öyle kibar ki tatlı diliyle insanı kendi kendine utandıran cinsten.

Betül Hanım’ı anlatmak için sayfalar değil kitaplar yetmez. Dört yaşına kadar  konuşamayan, sonrasında da bir süre kekeme olan kız çocuğu Uluslararası Halkla İlişkiler Derneği’nin (IPRA)Dünya Başkanlığına kadar yükselmiş ve bu göreviyle IPRA’daki ilk kadın başkan olmuş. Ailesinin üniversiteye gitmesini engellemesine rağmen, kendisini fazlasıyla aşan, üniversitede yıllarca hocalık yapan bir kadın. Sadece halkla ilişkiler sektörünün değil tüm iş dünyasının örnek aldığı örnek gösterdiği duayen. Onu her yerde okuyabilirsiniz, ben bütün o harika özelliklerini yazmak değil konuştuğumuz birkaç noktayı paylaşmak istiyorum.

Bugün ona şunu sordum, “Betül Hanım, nasıl bu kadar seviliyorsunuz, her kesimden her çeşit insan sizi çok seviyor ve adınız geçtiğinde size saygı duyuyor. Bir insan nasıl bu kadar sevilebilir?”

“Ben herkese eşit durdum, insan ayırmadım. Sağlıklıyım, başarılıyım, mutluyum bunu da çevremle paylaşmakta sakınca görmüyorum” dedi. Ve Betül Hanım gördüğüm kadarıyla hayatındaki herkesi affetmiş, zamanında akıttığı göz yaşlarıyla barışmış bence, bunu öyle güzel yansıttı ki. Bizler karşımızdakine sempati duymadığımızda bunu hemen suratımıza, ifadelerimize yansıtırken Betül Hanım bizler gibi karşısındaki kişi hakkında duygu ve düşüncelerini dışa vurmuyormuş, bu da Burcu’nun bir gözlemi.  Buradan rol yapıyor gibi anlaşılmasın tabii sadece duygularını çok iyi yönetebilen bir insan Betül Hanım, eh yılların deneyimi, birikimi işte. Ders bir, insan ilişkilerinde duygularını kontrol et, herkesi sevmek zorunda değilsin ama ilişkilerini yönetebilmelisin.

Sohbet koyuydu, Betül Hanım gece hemen uykuya geçemediğinden ama sonra bir çözüm bulup harika uyuduğunu anlattı. Yattığı yerde gezmeye çıkıyormuş geceleri. Önce çok sevdiği cazcı arkadaşına uğrar sohbet edermiş, sonra Engin Cezzar’ın evi varmış yol üstünde. Onunla hasret giderirmiş, sırasıyla aynı sokakta oturduğu tüm arkadaşlarına uğrarmış. Eee 87 sene dile kolay, gel de uyuma deyip kahkahayı bastı. Nasıl bir beden dili nasıl bir tatlı dil anlatamam. Ders iki, fiziksel sorunlara psikolojik yöntemlerle çare bulmak ve kendi kendinin doktoru olmak.

Peki siz Betül Mardin’in çok maddi zorluk çektiğini, ilk kocasının maddi durumu iyi olmadığı için ailesinin bu evliliğe onay vermediğinden tek bir eşya bile alacak paraları olmadığını, varlık içinde yokluk çeken bir kadın olduğunu bilir miydiniz? Ders vermiş, çeviri yapmış gece gündüz çalışmış ve Betül Mardin olmuş. Paran varsa hayat sana güzel diyenlere gelsin bu satır. Ders üç, azim ve kararlılık, hayatının sorumluluğunu ele almak.

Betül Mardin yıllar önce politikaya girmemeye yemin etmiş ve bu yemini hiçbir zaman bozmamış. Hatta siyasetçilerle de hiç çalışmamış. Kararının peşinden gitmiş hep, sadık kalmış. Siyasete girmediğim için bugün çok mutluyum, verdiğim en doğru karar diyor.  Ders dört, kararlılık, prensip sahibi olmak.

Betül Hanım’ın yardımcısı kahvelerimizi yapıp getirdiğinde nasıl bir güler yüzle teşekkür etti kendisine. Benim sevgili anne arkadaşlarım yanlarında çalıştırdıkları çocuk bakıcılarına köle muamelesi yaparken Betül Hanım ve asistanı Burcu’nun insani yaklaşımları takdire şayandı doğrusu. Betül Hanım yıllarca halkla ilişkiler konusunda ders verirken her bir maddeyi evinde de uyguluyor belli. Hakla ilişki, çalışanıyla ilişki. Burcu’yla da inanılmaz güzel bir ilişkileri var. Ders beş, fikrinle zikrin bir olsun. Ders verdiğin her şeyi özel hayatında da uygula.

kitaplık

Betül Hanım’a salonunun büyük duvarına dayalı kütüphanesinde fotoğraf çektirip çektiremeyeceğimi sordum. İçerilere bile git istersen her yer senin dedi. Hay allahım sen kalk Betül Mardin ol bir de bu kadar mütevazi ol. Festivaller, tanıtımlar, fuarlar, konferanslar, kurumsal şirketler, ödüller, belgeler, törenler…Hiçbir şey onun İNSAN özelliğinin önüne geçmemiş. Hayatımda yaşadığım en güzel bir saatti, çok yaşa Betül Mardin.

7 Comments

  • Reply zeynep goktaş 17 Aralık 2014 at 09:02

    Banucum ne kadar güzel anlatmışsın. Yanındaymışız gibi, bizleri de beraber götürüp getirdin Betül Mardin’e :)

  • Reply esin 17 Aralık 2014 at 09:04

    Banucun sayende bizde su an orada Betul hanimin evindeydik resmen. bu guzel sohbeti bizimle de paylastigin icin cok ama cok tskler.

  • Reply Hafize Süalp 17 Aralık 2014 at 13:56

    Her bir ders, ayrı bir yazı konusu Banu :)
    Bir anda bitti.
    Armağan’ın da dediği gibi, bizde nasiplenebildik sayende :)
    Belki başka yazılar da gelir peşinden :)
    Çok teşekkür ederiz bizlerle de paylaştığın için…

  • Reply mavianne 17 Aralık 2014 at 15:24

    Betül Mardin’den dersler;
    Ders bir, insan ilişkilerinde duygularını kontrol et, herkesi sevmek zorunda değilsin ama ilişkilerini yönetebilmelisin.
    Ders iki, fiziksel sorunlara psikolojik yöntemlerle çare bulmak ve kendi kendinin doktoru olmak.
    Ders üç, azim ve kararlılık, hayatının sorumluluğunu ele almak.
    Ders dört, kararlılık, prensip sahibi olmak.
    Ders beş, fikrinle zikrin bir olsun. Ders verdiğin her şeyi özel hayatında da uygula.

    Banucum teşekkürler bu dersler kulağıma küpe olacak.
    Bu şansa eriştiğin için kutluyorum seni,
    Başarıların artarak çoğalsın şekerim
    Öptüm seni

  • Reply burcu erduran 17 Aralık 2014 at 18:28

    Betul Mardin bu değerli ve sevgi dolu yazin icin çok teşekkür ediyor. Okurken cok mutlu oldu. Sevgiler. Burcu Erduran

    • Reply Banut 17 Aralık 2014 at 20:24

      Bu benim için günün en güzel haberi oldu, Burcu çok sağol. Selamlar sevgiler

  • Leave a Reply

    Berlin in Berlin ödül almış, ödülden çok filmdeki erotik sahne konuşuluyor, Uğur Mumcu öldürülmüş…Nihan’ın iki ülke ve 20 yıllık zaman dilimini kapsayan hikayesinin arka fonunda Türkiye’nin o yıllardaki sosyal ve siyasi panoraması var…

    Kitabı okurken Banu Tozluyurt’un tanınmış yazarlara; bir Banu’luk yer açın ben geliyorum diyen ayak sesleri duyuluyor…

    Nihan, Kamer ve Seval’i babaları cumartesi günleri halaları Ayla’nın oturduğu Kadıköy’e götürürdü. Belki de balıkçılar çarşısında balık alırken yanlarından geçtiniz. Ya da Üsküdar’dan Nihan’la aynı vapura bindiniz, yanyana oturdunuz… Hikayedeki gerçeklik duygusu o kadar geçiyor ki insana sokakta yürüyen bir genç kıza acaba bu Nihan’mı diye bakabilirsiniz…

    Lale Celepoğlu

    D & R    /    İdefix    /    Kitap Yurdu    /    Babil.com