Ege

Film Tadında Salihli

15 Mart 2017

İki Kadın Anadolu’da olarak Ege Bölgesindeyiz ve ilk durağımız bana göre film tadında Salihli. Bizim için önemli ve anlamlı bir gezi çünkü Armağan Portakal Salihlili. Manisa’nın bu şirin ilçesine girer girmez eski Türk filmlerinde hissettim kendimi. Bahçeli, iki katlı, geniş balkonlu evler, birbirini tanıyan halk, kent müzesinde ilçenin sosyal hayatını yansıtan bir sergi açılışı, doktoru, belediye başkanı, öğretmeni, gar müdürü… Büyük şehirde doğup büyümüş biri olarak bu sahneleri ancak Türk filmlerinde izlemiş olsam da kırk yaşımdan sonra Armağan ile yaptığımız bu proje sayesinde film tadında anlar yaşıyorum.

Her ne kadar seyahatlerimizi amatör ruhla yapsak da profesyonel bakış açısıyla yaklaşıyoruz ve evle işi karıştırmıyoruz. Bu ne demek mi, gittiğimiz yerlerde bizi tanıyan eş dost akrabalara ziyaretler yapmıyoruz. Sağ olsun herkesten “misafirimiz olun”, “kahvemizi içmeden hayatta bırakmayız”, “yengeniz sofra hazırladı” gibi teklifler alıyoruz ama kibarca geri çevirmek zorunda kalıyoruz. Sadece bugün bu kuralımızı biraz bozduk çünkü çok önemli mazeretimiz vardı. Armağan’ın annesi Feriha Teyzemizin konuğu olduk önce. Üstelik kız çocuklarının üçü de evdeydi. Benim için bu ev ziyareti de çok önemli bir parçasıydı projemizin bana göre. Egeli bir ev kadının evini, düzenini, üstünden çok zaman geçmiş olsa da evden uçup gitmiş çocuklarının hala eskisi gibi duran odasını gördüm. İstanbul’da neredeyse her evde görmeye alışkın olduğumuz mobilyaların, duvar tablolarının, fabrikasyon halıların yerine bu evde sandık lekesi, halı püskülü, kolalı sehpa örtüleri gördüm, inceden bir naftalin kokusu sezdim, yaşanmışlık hissettim. Bir Ege evinde Egelilerle sohbet ettim.

Hani kasabaya tren gelir, inenler, binenler, elinde bavulu terk edenler, terk edilenler. Salihli tren istasyonunda da kim bilir ne hikayeler yaşandı, kimler kavuştu, kimler vedalaştı…


1870 yılında Fransızlar tarafından yapılan gar binasını Yunanlılar Kurtuluş Savaşı öncesi ülkeden giderken yakmış yıkmış 1924’de ilk tadilatı yapılmış. Tren hattını ise İngilizler yapmış ve bölgenin kalkınması için demiryolu hattı çok önemli bir rol oynamış.

Tren garının hemen bitişiğinde bulunan Kent Müzesi, bana müzeni söyle sana nasıl bir ilçe olduğunu söyleyeyim der gibiydi. Sade, gösterişten, iddialı mobilya ve süslerden uzak, yörenin fiziki ve tarihi dokusunu koruyan, el sanatlarını her bir köşesinde sergileyen, tarihine sahip çıkan bir müze.

Öyle ki müze Müdire Hanım’ın eviymiş eskiden. Müdire Hanım da kim diyeceksiniz, kendisi evini kadınların gelişimi, ekonomiye katkısı için açan, küçük çapta bir enstitü yaratan Zehra Türker. Aslına uygun olarak restore edilen müzede Salihli doktorlarının kendi çektikleri fotoğraflardan ve yaptıkları resimlerden oluşan sergi de günümüzü noktaladığımız hoş bir ortam oldu.

Sıcak bir Ege ilçesinde, Salihli’de arka sokaklarda ve antik şehirde gezmeye hazırsanız takipte kalın…

 

1 Comment

  • Reply Hafize 16 Mart 2017 at 10:51

    Banum, nasıl keyifle okuduğum ve sonuna gelince de “bu bana yetmedi” dediğim çok ama çok güzel bir yazı olmuş. Salihli hakkında hiçbir bilgiye ve fikre sahip değildim ama şimdi ruhum oralarda dolaşıyor.
    Feriha teyzenin evine konuk olduk, inceden gelen naftalin kokusunu içimize çektik, Salihli’yi saygıyla görmemiz gereken yerler listesine de aldık…
    Armağan ve seni kutluyorum ve yaptığınız birbirinden güzel bu işlerle ilgili sizler kadar bizler de heyecan duyuyoruz arkadaşım…
    Sevgiyle kucaklıyorum sizi…

  • Leave a Reply

    Berlin in Berlin ödül almış, ödülden çok filmdeki erotik sahne konuşuluyor, Uğur Mumcu öldürülmüş…Nihan’ın iki ülke ve 20 yıllık zaman dilimini kapsayan hikayesinin arka fonunda Türkiye’nin o yıllardaki sosyal ve siyasi panoraması var…

    Kitabı okurken Banu Tozluyurt’un tanınmış yazarlara; bir Banu’luk yer açın ben geliyorum diyen ayak sesleri duyuluyor…

    Nihan, Kamer ve Seval’i babaları cumartesi günleri halaları Ayla’nın oturduğu Kadıköy’e götürürdü. Belki de balıkçılar çarşısında balık alırken yanlarından geçtiniz. Ya da Üsküdar’dan Nihan’la aynı vapura bindiniz, yanyana oturdunuz… Hikayedeki gerçeklik duygusu o kadar geçiyor ki insana sokakta yürüyen bir genç kıza acaba bu Nihan’mı diye bakabilirsiniz…

    Lale Celepoğlu

    D & R    /    İdefix    /    Kitap Yurdu    /    Babil.com