Banu'ca G. Doğu Anadolu Ne İçsek / Ne Yesek

Tahmis Kahvesi

01 Kasım 2016

Gaziantep deyince aklıma o kadar çok şey geliyor ki, bazen hangi birini yazsam diye telaşa düşüyorum. Hatta yazınca da için rahat etmiyor, birileri gitsin görsün tatsın gezsin istiyorum. İşte Tahmis Kahvesi de yazarken oradaymış gibi hissettiğim, sahibi Mehmet Bey ile oturup nargilemizi içip 2 Kadın Anadolu’da projemizi konuşup kahvemizi yudumlarken onun anılarını dinlediğim anda kalmışım gibi hala yaşadığım bir yer.

tahmis-kahvesi

Tahmis, kahvenin dövülüp çekildiği ve satıldığı yer anlamına geliyormuş. Tahmis Kahvesi, 1635’li yıllarda Türkmen Ağası Mustafa Bey tarafından Mevlevihane’ye gelir olsun diye yaptırılmış. Tarihçesini bize anlatan Mehmet Bey bir yandan da nargile ve kahvelerimizi söylerken fonda duyduğumuz müzik mutluluktan mest etti Armağan ile beni. Zamanında kahve Gaziantep’e Yemen’den geldiği için orada yayılan veba hastalığı nedeniyle kahvenin gelişinin gecikir ve menengiç çevrilmiş. Fıstığın yabani hali demek menengiç. Aşılanınca Gaziantep fıstığı haline geliyor. Bazı bölgelerde çitlenbik ya da çedene de deniyormuş.

img_96931

Mehmet Bey’in sohbeti öyle güzel ki, hiç kahve sevmeyen ben menengici keyifle içerken bir yandan da nargilemi tüttürüyordum. Nargile mi, yoo sakın içme demeyin. Kırk yılda bir. Hem Tahmis’de nargile içmeden olmaz çünkü Osmanlı’dan miras kalan nargile bir dinlenme kültürü, sosyalleşme aracı imiş. Tahmis’de kahve ve nargile eşliğinde edebiyat sohbetleri, hacivat karagöz, masal dinleti olurmuş zamanında. İnsanlar burada sosyalleşir, fikir sahibi olurlarmış.

tahmis

Cumhuriyet’in ilk yıllarında büyük ve geniş binalar olmadığı için o zamanlar halkevi olarak kullanılmış. Bir dönem derneklerin ve esnaf odalarının toplanma noktası olan Tahmis Kahvesi bugün de Gaziantep’te gerek yerli halkın gerekse turistlerin dinlendiği, muhabbet ettiği, gazetesini alıp keyif çattığı bir buluşma noktası. İster bahçesinde açık havada oturup meşe kömürüyle yanan nargilenizden tüttürün,  ister kapalı mekanın hoş mimarisi eşliğinde seçtiğiniz bir köşede menengiç ya da zahter çayınızı neşeyle yudumlayın çok keyif alacağınız garanti. Kahvenin yanında gelen “eğlence” adı verilen çerezi Gaziantep’te tüm baharatçılarda, kuruyemişçilerde bulabilirsiniz. Çok eğlenceli. E zaten boşuna dememişler;

“Antepte nargile; neşeyle, meşeyle, köşeyle ve Ayşe’yle içilir”

No Comments

Leave a Reply

Berlin in Berlin ödül almış, ödülden çok filmdeki erotik sahne konuşuluyor, Uğur Mumcu öldürülmüş…Nihan’ın iki ülke ve 20 yıllık zaman dilimini kapsayan hikayesinin arka fonunda Türkiye’nin o yıllardaki sosyal ve siyasi panoraması var…

Kitabı okurken Banu Tozluyurt’un tanınmış yazarlara; bir Banu’luk yer açın ben geliyorum diyen ayak sesleri duyuluyor…

Nihan, Kamer ve Seval’i babaları cumartesi günleri halaları Ayla’nın oturduğu Kadıköy’e götürürdü. Belki de balıkçılar çarşısında balık alırken yanlarından geçtiniz. Ya da Üsküdar’dan Nihan’la aynı vapura bindiniz, yanyana oturdunuz… Hikayedeki gerçeklik duygusu o kadar geçiyor ki insana sokakta yürüyen bir genç kıza acaba bu Nihan’mı diye bakabilirsiniz…

Lale Celepoğlu

D & R    /    İdefix    /    Kitap Yurdu    /    Babil.com