Çamlıbel, Çalışkan Kadınlar Köyü

1

Kuzey Ege yazmakla bitmez, o kadar çok anlatılacak yer var ki, hangi birini yazayım şaşırdım fakat Çamlıbel Köyü’nü paylaşmak için daha fazla bekleyemezdim. Üstelik yazarken acaba unuttuğum bir şey var mı diye de durup durup düşünmeden edemiyorum.

Akçay ile Altınoluk arasında kalan Güre’de, hemen kaplıcaların bitiminde sağda Çamlıbel yazılı tabeladan sapılarak çıkılan yolun sonunda bulunan  Çamlıbel Köyü, güler yüzlü ahalisi, çalışkan kadınları, modern görüşlü, sanata, doğaya, insana değer veren genci yaşlısı ile tam bir Ege köyü. Yazarken bir yandan da tereddüt etmiyor değilim doğrusu, bu kadar çok anlatırsam ve çok fazla insan gider de bu doğallık, güzellik, temizlik bozulur mu diye.

Çamlıbel Köyü çok çok uzun zamandır rahmetli sanatçımız, benim de hayranı olduğum Tuncel Kurtiz ile anılır. Tuncel Bey, eşi ve kayınbiraderi ile köyde Zeytinbağı adlı bir otel işletir, aynı zamanda köyün kalkınması ve örnek bir yaşam yeri olması için takdire şayan bir çaba harcar. Onun sayesinde pek çok insan köyü tanır ve her mevsim Kazdağları’na sırtını dayamış Çamlıbel’i ziyaret eder.

Çamlıbel Köyü’nün Çalışkan Kadınları

Tuncel Bey’in katkıları yanında bizzat köyde birkaç gün geçirince gördüm ki, bu köy kadınlarıyla çok güçlü. Bu köyü kalkındıran, tanıtan köyün kadınları, erkekler hiç alınmasın. Sekiz seneden beri köyde yaşayan kadınlar yaptıkları yufka, reçel, tarhana, makarna, el işi ve benzeri ürünlerini muhtarlığın açtığı kadın kültür ve el sanatları evinde satıyorlar. Gittiğinizde buraya uğrayıp taze yapılmış kantaron yağından, reçele her şeyi bulabilirsiniz.

Eskiden köyün garajı olan bina bugün yine muhtarlık tarafından Çamlıder Üretim Derneği’ne verilmiş. Köyün kadınları burayı bir güzel temizlemiş, herkes evindeki antika eşyaları buraya getirmiş ve bugün köyün tarihinin en güzel kanıtı olan müze kurulmuş. Ayrıca çevre köylerde yaşayan sanatçıların resim, fotoğraf sergilerine de ev sahipliği yapan müze tam bir kültür merkezi. Yazın ben de burada Dut Ağacı romanımın imza gününü yapmıştım bahçesinde. Giderseniz gözleme ve yaprak sarmasını tabii çay eşliğinde tavsiye ederim. Ayrıca yazın her Pazar günü Antika Pazarı da kuruluyordu, sormakta fayda var.   Köyde, rengarenk giydirilmiş ağaçlar dikkatinizi çekecek, Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Akademisi, Öğretim Görevlisi Derya Tecimer’in eseri, tabii köy kadınları da destek vermiş.

Köyün bir başka yetenekli kadını Lütfiye, evinin bahçesinde size özel sofra kuruyor, menüde de annesinin elleriyle açıp, kızının odun ateşinde pişirdiği gözleme var. Aile bütçesine katkıda bulunmak isteyen Lütfiye’nin bahçe ile ilgili hayalleri ve planlarını dinlerken bir kadının potansiyelinin farkına varması kadar güzel bir şey yok şu hayatta dedim içimden. Yaşasın Lütfiye yaşasın Çamlıbel yaşasın kadınlar.

Çamlıbel deyince Armağan ve bana herkesin  ısrarla gidin dediği yer Köyün Delisi oldu. Öyle fazla duyulmuş, herkesin gittiği yerlere gitmeyi sevmeyen biz iki gezgin, evet evet ikimiz de gitmek görmek istedik bu mekanı. İyi ki de gitmişiz, yoksa Saadet Yılmaz ile tanışamazdık. Burası hediyelik eşya satan bir dükkan gibi gözükse de içinde sanat, imece, kültür, mistik bir hava, neşeli bir oyuncakçı , bazen hüzün kokan bir ev, bazen de bangır bangır müzik çalan bir bar, tüm bu saydıklarımı bir arada bulunduran mini bir köy havası yarattı bende. Saadet Yılmaz’ın kısa süre önce kaybettiği eşi Ayhan Yılmaz ile buraya geliş hikayelerini de dinleyince HAYAT dedim, o kadar. Bence Köyün Delisi benim için HAYAT’ı anlatıyor, gidin görün.

Karnınız acıkırsa ve köyün yerlisinden yemek yemek isterseniz size tek önereceğim yer, hemen köyün girişinde solda bulunan Rüzgar Tepe. Manzarası çok etkileyici ama Arif Abi’nin köftesi, sac kavurması ve yoğurdu manzaranın beş adım önüne geçiyor. Kahvaltı için de tercih edilebilir her şey ev yapımı, el tadı.

Arif Ağabey’in kızı Melek bize Kuzey Ege gezimizde çok yardımcı oldu, pek çok yeri anlattı ama bunun yanında kendisi zeytin ağacından çok değişik tasarımlar yapıyor. Mutfak eşyaları, sunum tepsileri, el boyası ürünler…Hepsi Rüzgar Tepe’de mevcut. Dedim ya bu köyün kadınları çok ama çok üretken.

Arif Abi’nin Rüzgar Tepe’sinden çıkıp 100 metre yürüdüğünüzde hemen kabristan girişinde Tuncel Kurtiz’in istirahat ettiği ve konuklarını ağırladığı cenneti alayı görmeden geçmeyin.

Sonrasında da 50 metre yürüyün ve solda Anka Atölyesinde soluklanın ve sahibesi Ayşın Aksu ile sohbet edin. Köyün değil bölgenin en birleştirici, en yaratıcı, en üretken, en araştırmacı, en girişimci kadını Ayşın, İki Kadın Anadolu’da olarak bizi bu güzel yerlerle buluşturan bir KADIN cevher. Aylar öncesinden yaptığı programla, gösterdiği titizlik ve köyün tanıtımı, bölgenin yerel zenginliklerinin anlatılması için canla başla çalıştı. Ayşın ile tanışıklığım, atölyesini açmadan öncesine dayanır, o yüzden Anka Atölyesi ve O, bir başka yazının konusu olacak ama Çamlıbel Köyü’ne gidip O’nun o rengarenk ve bir kadın kooperatifi gibi çalışan dükkanını görmeden dönmeyin, eksik kalır köy geziniz.

1 YORUM

  1. Ama çoooooook güzel bir yazı olmuş… burada sizinle geçirdiğim her dakika harika bir ani olarak kalacak hafızamda… iyi ki 2 Kadın Anadolu”dasiniz…. iyi ki yolunuz köyümüze düştü…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here