Gitmek De Kalmak Da Zor Geldiğinde

5

Kitap çıkalı neredeyse bir ay oldu; Gitmek De Kalmak Da Zor Geldiğinde… Her gün çok güzel yorumlar geliyor, sosyal medyada paylaşımlar yapılıyor. Tanıdıklarımdan gelen “ah onu bana anlatmıştın telefonda” mesajları kadar hiç tanımadığım kişilerden gelen “siz hep yazın, çok farklı bir bakış açısı kazandırdınız bana, sadece bizim ülkemizde olur sanıyorduk, niye biz bunları yaşıyoruz” gibi çok farklı yorumlar beni öyle mutlu ediyor ki. Şu sayfada çok güldüm, o fırıncıyı dövesim geldi, ben olsam ne yapardım diye başlayan cümleler hep “kitabı çok sevdik” diye bitince mest oluyorum. Dördü derleme olmak üzere Gitmek De Kalmak Da Zor Geldiğinde benim yedinci kitabım. Yedi kez doğurmuş gibiyim ve her kitapta çok heyecanlar yaşadım ama galiba yaşadığımız günler sebebiyle en çok bu kitapta sancılar çektim. Basılsa mı basılmasa mı sürecim üç yıla yakın sürdü.

Kanada’ya yaşamak için gittiğimiz günden itibaren hep yazdım. Kimilerini kendime sakladım kimilerini blogta paylaştım ama yazmayı hiç bırakmadım. Kitap olarak yayınlamayı hiç düşünmezken bir gün İclal Aydın ile görüntülü konuşurken “yaz bunları sonra da kitap olarak yayınla” dediğinde bir ışık yandı kafamda. Öyle ya, göçen pek çok insan benimle benzer duyguları yaşıyor, göçmeyenler merak ediyor, bir de göçmüş ama yeniden vatanına dönmek isteyenler, arafta kalanlar var. Ben bir yere gitmem arkadaş, bırakmam vatanımı diyenler de az değil. İşte tüm bu saydığım insanların hepsinin kendinde bir şeyler bulacağı kitabı yayınlama fikri o zaman oluştu.

Biz Türkiye’ye döndük, burada yaşamaya başladık, kitap taslağı bir kenarda duruyordu. İçimden bir ses, şimdi değil diyordu hep. Düşünsenize hazır basılacak kitap var ama bir güç sizi durduruyor. Covid19’un yayılmaya başladığı günler, Mart başı. İclal ile yazışıyoruz, kitabı çıkarsam mı bilmiyorum, bu ara kim kitap okur ki dedim. Deli misin, asıl şimdi insanların kitaba sarıldığı zamanlar, hiç düşünme ve çıkart dedi. Yayınevimi – Nemesis Kitap aradım, ben hazırım dedim. Üzerinde bir iki oynama, kitap ismi, kapak tasarımı derken Haziran ayında doğdu benim yavru. İyi ki de doğurmuşum, bu dönemde bana moral oldu, yeni insanlar tanımama vesile oldu.

Seni şimdi basın bülteni ile başbaşa bırakıyorum sevgili okur. Olur da kitabı okumak istersen tüm kitapçılarda ve internet kitap satış sitelerinde bulabilirsin. En uygun fiyatı ise www.kitap365.com veriyormuş, bilgine.

 

Hayat seçtiklerimiz ve vazgeçtiklerimiz arasındadır.

Gezmek, öğrenmek, kayda geçmek onun işi ama her defasında yuvasına dönmek koşuluyla… Köküne, yerine, ait olduğu toprağa tüm kalbiyle bağlı bir gezginin başka bir vatan edinebilmesi güç…

Zorunda kalmak ve karar vermek ile hür iradeyle yola çıkmak arasında büyük fark var diye düşünüyoruz ama yabancılığı yaşarken o sızı hep aynı sızı, özlem hep aynı özlem belli ki.

***

İster göç etmeye meyilli, ister sadece çocuğunuzun geleceği için plan yapanlardan olun fark etmez… “Ben bir yere gitmem arkadaş!” diyenlerdenseniz bile çok sürükleyici bir kitabı severek okuyacaksınız. Hem gözleriniz yaşaracak hem de güleceksiniz.

İyi okumalar ve iyi yolculuklar dilerim. ;)

İclal Aydın

***

Banu Özkan Tozluyurt, kızıyla birlikte çıktığı Kanada yolculuğunu kendine has üslubuyla okurlarıyla paylaşıyor. Karar verme aşamasından o kararı uygulamanın istediği cesarete, gitmek mi yoksa kalmak mı daha zor sorularından bambaşka bir ülkenin düzenine uyum sağlama çabasına kadar yaşanan acı tatlı bütün anlar, yani “büyük bir serüvenin kırıntıları” artık paylaşılmaya hazır.

***

 

Gitmek kendi içinde paradoksaldır. Bir düşe yaklaşırken bir gerçekten uzaklaşırsınız. Ya da tam tersi olur. Bunu en iyi gitmeyi huy edinmişler bilir. Gezginler. Ruhu göçebeler. Banu da onlardan biridir.

 

Bir gün Banu İstanbul’dan gitti. Hep yaptığı gibi, Anadolu’yu gezer gibi, dönüş günü belli bir seyahate çıkar gibi gitmedi; ta 8500 km uzakta, başka bir serüvene gitti. Bu kitap o serüvenin kırıntılarıdır. Hansel ve Gretel’in ormandan eve dönüş yolunda kaybolmamak için yolu işaretlemekte kullandıkları ekmek kırıntıları gibi… Orman hayvanları kırıntıları yediği için onlar kaybolmuştu. Banu bu kitabı yoldaki izler ekmek kırıntıları gibi kaybolmasın diye yazdı. Geri döndü ve yola serpiştirdiği çakıl taşlarını özenle yerleştirdi. Bu kitabı okumak, o izleri takip edip gitmenin de dönmenin de maliyetini anlamaktır. Okuyacaklarınıza bazen güleceksiniz eminim. Ama onunla aynı coğrafyayı ve zamanı paylaşmış biri olarak bilmenizi isterim ki, yaşarken pek de komik değildi.

 

Evrim Kuran

.

5 YORUMLAR

  1. Supersin ..ve ben bu superligi seviyorum. Hep süper olmayabildigin anlarda senin superliginden beslenenleri düşün ve superligini sana veren güç ile superlesssss 😊

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here