İşitme Engelliler İçin Türkiye’nin İlk Kafesi – Cafe Pier

4
İşaret dili sertifikası

Şimdi okuyacağınız yazı, biraz benim, biraz Ercüment Tanrıverdi’nin, biraz işitme engelliler için Türkiye’nin ilk kafesi olan Cafe Pier’in ama en çok da sessiz bir dünyanın çok ses getirmesi gereken hikayesi. İşaret dili öğrenmeye nasıl karar verdim, işaret dili en iyi nasıl öğrenilir, Türkiye’de işitme engellilerin durumu nedir, hepsini konuştum, yazdım, şimdi en büyük isteğim bunu işitme engellilere de işaret diliyle anlatmak.

Ercüment Tanrıverdi’yi aslında çoğunuz her sabah ekranda görüyorsunuz. Fox Tv’de İsmail Küçükkaya’nın sunduğu Çalar Saat programında ekranın sağ alt köşesinde, işaret dili ile haberi sunan kişi. Kendisi aynı zamanda Türkiye Sağırlar Milli Federasyonu Başkanı. Benim onunla tanışma hikayeme geçmeden biraz onun hikayesini size anlatmak istiyorum. Ercüment Tanrıverdi, 1976 yılında duymayan ve konuşamayan anne babanın çocuğu olarak dünyaya gelmiş ve o zamandan beri bu sessiz dünyanın içinde yaşıyor. Yani işaret dilini bizzat yaşayarak öğrenmiş. 18 yaşında anne babasının da üye olduğu bir dernekte yardım amacıyla çalışmaya başlamış, sonra yöneticilikten dernek başkanlığına ve bugün de federasyon başkanlığına uzanan çok zengin bir hikayesi var anlayacağınız. Eşi Seçil de işitme engelli, sonradan kaybetmiş duyma yetisini. Konuşabiliyor ama duymuyor. Kızları Yağmur da babasının mesleğini yani tercümanlığı devralacak kadar bilgili bu konuda. O, gayet sağlıklı, konuşuyor, duyuyor ve işaret dilini çok iyi biliyor.

Benim Ercüment ile tanışmam, bir gün bir kafede işitme ve konuşma engelli bir kişinin yaşadığı bir probleme müdahale edememem ve bu konuyu kendime çok dert etmem ile oldu. Hemen ertesi gün, ben bu dili nasıl öğrenirim diye araştırırken yakın arkadaşlarım Deniz ve Özgür Çakmakçı bana Ercüment’ten bahsettiler. Derslere hemen başladık. İlk dersi federasyon ofisinde diğer dersleri Moda’da Pier Cafe’de yaptık ve işte Türkiye’nin ilk işitme engelli kafesinin fikirleri de orada atılmaya başladı.

İzmir’de de şubesi olan Pier Otel, Moda Cemal Süreya Sokak’ta çok şirin bir butik otel. Alt katı da kafe olan mekanın sahibi Metin Araç bir gün İzmir’de işitme engelliler için proje üreten iki gençle tanışır ve çok beğendiği bu projeye destek olur. İşitme engelliler ana dilleri işaret dili olduğu için okuduklarını anlayamıyor. Gençler bu sorunu ortadan kaldıracak bir yazılım geliştirmişler. Yazının fotoğrafını çekip yazılıma atınca bunu işaret diline çevirecek bir sistem. Nasıl şahane değil mi? Bu projenin işaret dili sunumunu da Ercüment’in yapması için iş birliği yapıyorlar. İstanbul’da hali hazırda olan bu kafeyi aynı zamanda işitme engelliler için de kullanmak Ercüment’in aklına geliyor. Ercüment’in aklında çok daha başka şeyler de var çünkü dediğim gibi bizzat içinde yaşıyor bu dünyanın, mücadelesini veriyor.

1960 yılında kurulan federasyonun daha bilinçli bir kurum olması için çok çalışıyor. Yasal, sosyal, kültürel alanda pek çok aktivite yapıyorlar. Konuşamayan ve duyamayanların, konuşan ve duyanlarla eşit şartlarda yaşaması için mücadele veriyorlar.

“Dünya’da ve Türkiye’de hiçbir sistem duymayanlar için organize edilmiyor. Duymayanlar için bir şey yapılınca lütuf oluyor, hatta övülüyor. Bir televizyon kanalında işaret dili çevirmeni olunca ya da bir organizasyonda bir işaret dili tercümanı olunca seviniyor insanlar. Utanmamız gerek aslında, olması gerekeni yap(a)madığımız için. Yasadan yana bir derdimiz yok, yasalar var ama uygulanıyor olsa bugün tüm engelliler çok mutlu yaşardı.”  şeklinde dile getiriyor düşüncelerini.

Ercüment’in anlattıklarından beni en etkileyen, işitme engellilerin şarkı sözlerini, müziğin ruhunu hiçbir zaman anlayamadıkları oldu. El çırpmayı, eğlenme moduna geçmeyi ancak çok güçlü bir gümbürtüyle anlayabiliyorlar. Sadece o güm sesi eğlence demek onlar için. İletişimin olmadığı, sesin hiçbir anlam ifade etmediği, müziğin anlamının olmadığı bir dünyadan bahsediyoruz ve bu dünyada onlar için küçük bir kafe bile büyük bir adım diye seviniyoruz. Aslında üzülecek halimize seviniyoruz.  

İşitme engelliler için açılan kafede aynı zamanda işitme engelliler de istihdam ediliyor. Zaten Seçil işin başında. İşaret dili öğrenip bunu pratiğe dökemeyenler yani benim gibiler için harika bir yer. En büyük sıkıntım, bu dili geliştirebileceğim ortam bulamamaktı. Şimdi hem gerçek işitme engelliler hem de benim gibi sonradan öğrenenler bir arada olabilecek. Ayrıca bu dili öğrenmek isteyenler için dersler verilecek. Hatta ilk grup Kasım ayında başlayacak. Siz de işaret dili öğrenmek istiyorsanız, bana mail atabilirsiniz. Ya da bu yazının altına yorum olarak iletişim bilgilerinizi bırakabilirsiniz.

Herkesin merak ettiği bir soru da, işaret dili evrensel mi, yani her ülkede geçerli mi?  Hayır. Bizimki Türk işaret dili yani bize özel. Her ülkenin işaret dili farklı.

Son olarak da gittikçe yaygınlaşan işaret dili kursları konusunda da tavsiyeleri var Ercüment’in. Öğretmeninizin kim olduğu, onun bu dili kimden öğrendiği çok önemli, diyor. Ya anadili işaret dili olan yani işitme engelli birinden ya da anadili işaret dili olan ailelerin çocuklarından ya da o ortamda büyüyen, yaşayanlardan öğrenin, diye ekliyor. Kendi öğrendiği kadarıyla sertifika almış, eksik ya da yanlış bilgi veren çok fazla kişi varmış piyasada ve bu da ortada çok farklı dillerin dolaşmasına sebep oluyormuş. Maalesef Halk Eğitim Merkezleri de zaman zaman bu karmaşaya sebep olabiliyormuş.

İşaret dili bilmiyor olabilirsiniz, sağır olmayabilirsiniz  hatta Türkçeyi çok iyi konuşuyor olabilirsiniz, yine de gelin Pier Cafe’ye, belki sessizliğin sesi olursunuz, hatta orada karşılaşabilir iki lafın belini kırarız beraber.

Pier Cafe&Pub

Caferağa mah. Güner sok. No:1 Kadıköy

(Cafe girişi Cemal Süreya sokaktan)

Ig: pierkad.koy

Facebook: CAFE PİER – MODA

4 YORUMLAR

  1. Her zamanki gibi sayende bilgilendik Banucum🥰 Hepimizin bir şekilde öğrenmesi gerektiğini düşünüyorum ben de😍😘❤️ Kalemine ve ruhuna sağlık👏🏻👏🏻😘

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here