Jaipur, Pembe Şehir

2

Hindistan’ın Jaipur şehrinin adını ilk kez 2017 yılında Dünya’nın en büyük edebiyat festivali burada yapıldığında duymuştum. Kim derdi ki bir yıl sonra gezip gördüğüm beni etkileyen en önemli şehirlerin başında gelecek diye. Hindistan’ın en geleneksel şehirlerinden olan Jaipur, Rajasthan eyaletinin baş şehridir. Agra’dan sonra turistlerin en merak ettiği Jaipur, Pembe Şehir olarak biliniyor.

Somon ve pembe renkli binalar kum taşı ile yapılmış. 1876 yılında dönemin İngiltere prensi Edward, Jaipur’a ziyarete gelecektir. Şehirde binalar muson yağmurlarından çok etkilendiği için oldukça kararmıştır ve boyanması gerekmektedir. Maharaja’nın eşi pembe sevmekte, kum taşının da rengi pembeye yakın olduğu için karar alınır ve tüm şehir pembeye boyanır. O dönemden sonra da ne zaman boya ihtiyacı olsa pembe tercih edilir. Bundan dolayı da Pembe Şehir olarak kalmıştır. Yalnız siz de benim gibi şeker pembesi ya da gül pembesi beklerseniz yanılırsınız çünkü tam pembe değil de biraz somon, pembe ve kiremit rengi karışımı bir renk demek daha doğru.

Delhi’ye 250 km mesafede olan şehir, insanların en geleneksel haliyle yaşaması ve görülecek yerlerinin zenginliği açısından da etkileyici. Hindistan’da ilk defa bu kadar çok pos bıyıklı ve kafasında renkli türban olan erkeği bir arada gördüm.  Kadınları aynalı etekler giyip, renkli bilezik takıyor ve herkes çok içten, güler yüzlü.

Varanasi ve Agra’daki kadar kaos, trafik burada da devam etse de Jaipur, Kuzey Hindistan’ın yapılmış ilk planlı şehri. Birbirini dik kesen cadde ve sokaklardan oluşuyor. İsmi, maharaja 2.Jai Singh’ten geliyor. Jai, zafer demek. Pur da Hindu şehirlerinin son eki. Yani Jaipur, “Zafer Şehri” demek.

Jaipur’un nesi meşhur derseniz, mücevherleri ve taş işlemecileri derim. Aynı zamanda Türkiye’de pazarlarda ya da etnik mağazalarda satılan aynalı kumaşlar, şemsiyeler, renkli bileziklerin de vatanı Jaipur. Özellikle Jaipur basması denilen, kök boya ile ahşap bloklar yardımıyla yüzde yüz pamuklu kumaşların üzerine yapılan baskılarıyla meşhur. Tüm bunları satın alacağınız ya da bir arada bulacağınız yer Bapu Bazaar.

Sıra sıra mağazaların bulunduğu bu çarşıda rengarenk kumaşlar, incik boncuk, deve derisinden ayakkabı ve terlikler, şalvarlar, tulumlar, mandala desenli örtüler ve hiç görmediğiniz yemekler, içecekler bir arada. İnsan neye bakacağını şaşırıyor.

Jaipur, Hindistan’daki üçüncü şehrim oldu ve artık karmaşaya, farklı hijyen anlayışına, baharat kokusuna alıştım. Karşıdan karşıya geçerken elimi kaldırmak, bastığım yerlere dikkat etmek ve ağır kokunun pislikten değil yemeklerdeki farklı, alışmadığım hatta adını duymadığım baharat türlerinden geldiğini, hayvanların kutsal sayıldığı için bu ülkenin bir doğal tabiat alanı olduğunu idrak ederek gezmeye devam ettim. Özellikle Jaipur’daki saraylar, kaleler, mimari yapı, kullanılan malzeme ve insan görüntüleri beni, her anımı pür dikkat geçirdiğim için yoruyor ama bu yorgunluktan da inanılmaz keyif alıyordum. Bir sonraki yazı “Jaipur’da Görülecek Yerler” olacak, hazır mısın sevgili okur?

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here