Toronto, Fazıl Say İle Isındı

3

Kışın beyaz rengi ile akıllarda yer alan Toronto, dün akşam Fazıl Say’ın beyaz tuşlara dokunuşu ve Nicolas Altstaedt’in çello performansı ile ısındı. Hele 4 Şehir, ah ki ne ah! Piyano ve Çello buluştu, Sivas; acı, hüzün, Hopa coşku neşe, kemençe içinizde çalıyor sanki, Ankara “uyan Gazi Kemal, şu feleğin işine bak” derken Bodrum, hareketli yaşam…Hepsini bir arada yaşadık. Aylar öncesinden tükenen biletler konserin zaten muhteşem geçeceğini gösteriyordu ama yine aylar öncesinden Fazıl Say ile iletişime geçme çabalarımın bu kadar güzel sonuçlanacağını hayal bile edemezdim. Kadınlar ve çocuklar için harika sürprizleri var ve Ağustos’ta müthiş bir organizasyona beste yapıyor. 

Yedi yıldır piyano çalan kızımın Fazıl Say ile buluşup O’nu dinlemesinin ise bir anne olarak bende tarifi yok. 

Çok küçük yaştan beri çalıyorsunuz, üstün yetenekliler kategorisinde ders aldınız yani yetenek mutlaka şart ama mükemmele ulaşmak için yeteneğin yanında emek/çalışmanın öneminden biraz bahseder misiniz, özellikle bu yazıyı okuyacak gençler için…

Her şey emek, çalışma. Çalışmadan hiçbir şey olmaz. Şöyle söyleyebilirim, yetenek yüzde yirmi ise çalışmak yüzde seksen. Ben bütün gün çalışıyorum. Fiziken piyanonun başında olmanız gerekmiyor, kafanızda çalışabilirsiniz. Ben elimde nota ile havalimanında çalışıyorum, uçakta ya da otel lobisinde nota yazıyorum, anlayacağınız çok emek harcıyorum.

Gençlik dönemlerinde bu çalışma biraz sekteye uğrayabiliyor. Umursamıyorsunuz, kendinizi ispat etmek için uğraşıyorsunuz ve bunun mücadelesi sonucu üretken olmaktan uzak oluyorsunuz. Ben de o dönemler hiç beste ve kayıt yapmıyordum mesela. Şu an gerçek bir üretim sürecindeyim ve artık ispat etme dönemini geçtim, şimdi yeni besteler için çok daha fazla zaman ve emek harcayabiliyorum.

İnsan sonradan da klasik müzik tutkunu olabilir mi yoksa bunun çocukluktan gelen bir alışkanlıkla ilgisi var mı? Ben kızıma hamileyken hep klasik müzik dinlettim, yedi yıldır çok severek piyano çalıyor ama klasik müzik dinlemiyor.

Klasik müzik daha çok kırk yaşından sonra sarılan bir merak. İnsanlar otuz yaşına kadar pop ve ticari müzik dinliyor, otuz ile kırk yaş arası alternatif müzikler, caz gibi türler tercih ediliyor. Kırk yaşından sonra ise insanlar derinlik arıyor ve klasik müziğe, operaya merak sarıyor. Klasik müzik seyircisinin genelde daha yaşlı olması bu söylediklerimin bir göstergesi. Derinlik arayan olgunlaşmış ruhlara her zaman çok daha iyi gelir klasik müzik, yaş ilerledikçe tutkunu oluverir insan.

Çocuklar için Fazıl Say diye bir albüm yapmıştınız. İlgi nasıl oldu, çocuklara yönelik yeni bir proje düşünüyor musunuz? İleride Fazıl Say Müzik Okulu olabilir mi?

“Çocuklar İçin” albümünde Türk bestecilerin müzikle anlatmak istediklerini çocuklara çok iyi bir şekilde ulaştırdığımızı düşünüyorum. Gerçekten çok ilgi gördü. Gönül ister ki, eğitim sisteminin içine de girebilsin, çocuklar piyano müziği ile Türk bestecilerle tanışsın.

Çocuklar için projelere devam. 2018’de yeni bir proje var ama henüz açıklamak için erken.

Konserler azaldığında, daha az turneye çıktığım zamanlar geldiğinde, kendi adıma farklı branşlarda eğitim veren bir müzik akademisi kurmayı düşünebilirim. Fakat bunun için erken çünkü Türkiye’de daha fazla bulunmam gerek, sadece isim vermek bana anlamlı gelmiyor.

Toplumsal konulara duyarlılığıyla tanınan birisiniz. Dünyada ve Türkiye’de kadınların yaşadıkları da malum. Sizin gönlünüzde kadınlarla ilgili bir beste ya da albüm çalışması var mı?

Bir sonraki şarkı albümümü Türk Kadın Şairler üzerine yapmak istiyorum. Türk toplumunda kadın-erkek eşitliğinin daha iyi anlaşılabilmesi için daha çok sanat eseri üretmemiz, daha duyarlı olmamız gerektiğine inanıyorum.

Cem Adrian, kendisini Fazıl Say’ın keşfettiğini ve teşvik ettiğini söylüyor röportajlarında. Böyle gençler var mı, kazandıracağınız yeni yetenekler…

Cem Adrian’ın kayıtlarını bana ilk verdiklerinde her tür ses rengine uyan bir doğası olduğunu gördüm. 2003-2004 yıllarıydı. Müthiş bir yetenekti ve onu Bilkent’te okumaya teşvik ettim. Piyano, kompozisyon, şan dersi aldı. Daha sonrasında ilk albümünü yaptı ve son on beş yıldır çok başarılı. Benimle birlikte anılması onun için iyi olmazdı, gölgede kalırdı. Cem, kendi kendine uçabildi. Bu benim için çok önemliydi. Kendi alanında da çok başarılı oldu gerçekten.

Benimle çalışan herkesi desteklerim buna yurtdışındakiler de dahil. Sadece ses sanatçıları değil, pek çok enstrüman çalanı da müzik dünyasına kazandırdım. Burs verdiğimiz genç yetenekleri de konserlerime katıyorum.

Truva Destanı’nı anlatan bir eser için çalışmaya başlamışsınız. Truva Destanı’nı bir de sizden dinlemek harika olacak. Bu hazırlık süreci nasıl oluyor, bir eser nasıl doğuyor, ne kadar sürüyor?

Bu yıl Çanakkale’de Truva yılı olacak. Çok sayıda sanat eserinin sergileneceği, festivallerin yapılacağı organizasyon için Çanakkale Belediyesi bana da bir teklifte bulundu ve seve seve kabul ettim. Truva, tüm dünyanın bildiği, destandan öte filmleri, müzikleri, o müthiş sahneleri ile unutulmaz bir yaşanmışlık. Ben de solo piyano, sözsüz müzik ile savaşı, o Truva atını, yaşanılanları, aşkları dile getirmeye çalışacağım. Bulduğum temalarım var, onların sonatın içine yerleştireceğim. Kafamda büyük kısmını tamamladım, bir ay içinde bitecek. Ağustos’ta Çanakkale Meydanındayız.

Toronto’dan Fazıl Say geçti ama biz doyamadık.

Banu Tozluyurt, Toronto 2018

Fotoğraflar için Ece Dağıstan ve Duru Tozluyurt’a teşekkürler

 

 

 

3 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here