Yaşama Ve Sanata Dair

0

Uzun zamandır kendime vakit ayıramıyordum. Vakit derken, yaşama ve sanata dair, sadece kendi istediğim şeyleri yapmak kastettiğim. Sergi gezmek, kimseyi memnun etme çabası olmadan bir tiyatro oyunu izlemek gibi. Bu hafta biraz olsun istediklerimi gerçekleştirdim ve gidip gördüğüm, beni mutlu eden yerleri de seninle paylaşmak istedim sevgili okur. Belki hafta sonu ya da uygun bir zamanda senin de yolun düşer.

Pilevneli Galeri yazıları birkaç zamandır karşıma çıkıyordu ve buradaki “Vaad Edilmemiş Topraklar” sergisi ilgimi çekiyordu. Sağanak yağmura aldırmadan Mecidiyeköy’e gittim ve iyi ki geldim dediğim bu sergiyi seninle paylaşmak istedim.

Kadın ve popüler kültür üzerine yaptığı işler ile tanınan Kezban Arca Batıbeki’nin kişisel sergisi Vaad Edilmemiş Topraklar; göçler çağında, mülteci üreten coğrafyalardan ayrılan ya da ayrılmak zorunda bırakılan insanların hikayelerini çok ince dokunuşlarla anlatıyor. Günümüzde mültecilerin yanı sıra, toplumun her kesiminden insanın kaçış ve arayış özlemlerinin göstergesi olan, farklı coğrafyalardan, farklı kültürel, ekonomik ve toplumsal kimliklere ait oldukları gözlemlenen değişik dokunuşlar, insanı oldukça etkiliyor. Beni derinden düşündüren eserlerin başında; “Kuşlar Şarkı Söylüyor”, “Mülteciyi Tekmelemek” adlı tablolar ve “Sonunda Vaad Edilmiş Topraklara Ulaştılar” adlı canlandırma geliyor.

İkinci önerim bir tiyatro oyunu, “Don Kişot’um Ben”.

Cervantes’in ölümsüz eseri Don Kişot’u günümüze uyarlanmış hali ile izleyebileceğiniz oyunda, Ozan Güven ve Günay Karacaoğlu başrolde. Her ikisi de rollerine bu kadar yakışır. 14 yıl sonra tiyatro sahnelerine dönen Ozan Güven, çılgın asilzade Don Kişot’a hayat veriyor. Günay Karacaoğlu’nun performansını ise anlatacak kelime bulmak gerçekten zor. Şarkılar, maskeler, kılık değiştirmeler, düellolar ve yel değirmenleri…Senor Quijano bir gün delirir, silahtarı Sancho Panza’yla maceradan maceraya koşar…

Kadıköy Baba Sahne’de izledim oyunu. Küçük ve basık bir salon ama oyun o kadar renkli, hareketli ve eğlenceli ki hiç sıkılmıyorsunuz. 2 perde, 130 dakika olan oyunu kesinlikle 10 yaş üstü çocuklarınızla izleyebilirsiniz.

Kadıköy demişken, bir Kadıköylü olarak şimdi paylaşacağım yeri bugüne kadar bilmiyor olmaktan utanç duyuyorum. 250 yıllık, Khalkedon’un en eski binası. Gerçekten belki de binlerce kez önünden geçtim ama ne gördüm ne duydum. Kadıköy Rıhtım’da Aden Otel’in hemen arkasında bulunan Fayton Restoran, 1914 yılında Lejyon askerlerinin de bir süre yatakhanesi olarak kullanılmış.

Bina aslında Yunan tabalı aile Aleksandıra Nikola Kartelli-Teofano Sideridis-Eksenefon İspiro ve Evlanbia Akteris’e aitmiş. 1914 yılında fayton ve at arabası tamircisi olan Boğos Akşar tarafından Av. İstefanos Evangelidis’den kiralanıp Yapım Atölyesi olarak hizmete girmiş. Duvarlardaki aletler, tüm dekor her şey o yıllara ait.

Restoranın bulunduğu bina, Mürefte üzümlerinden yapılan   meşhur Dimitri Kopulos şaraplarının deposu ve satış mağazasıymış. Şu anda ise Dr. Nezih Aslan Fayton’un başında, ailenin gerçekten değer bilen, eski İstanbul beyefendisi, zamanın küçük oğlu şimdinin örnek insanı. Burası hakkında çok detay yazmak istemiyorum, gidip görmek gerek ama şunu eklemeden geçemeyeceğim, yemekleri kendileri yapıyorlar. Nezih Bey’in eşi mutfakta. Ne şef, ne garson var, tamamen aile işletmesi. Cuma-Cumartesi günleri Greek, Jazz, 70’lerin ve günümüzün pop şarkılarını canlı müzik eşliğinde çalıyorlar. Fayton The Blacksmith Restaurant & Greek Tavern Kadıköy’de içinde dans edilen ilk ve tek meyhane.

Son olarak şehrin en sevdiğim semti Kuzguncuk’tan bir öneri.  Imoge Art Space’de 7-29 Mart arası gezilebilecek Bihrat Mavitan’ın “İyibinondokuz” Resim ve Heykel Sergisi’nde dökme demir eserler numaralandırılmış ve her birinin anlamı var. Oldukça keyifli bu sergiyi gezerken çok esprili heykellerle de tanışıyorsun. Kuzguncuk’a gitmişken Nail Kitabevi’ne uğrayıp üst kata çıkmayı unutma.

Kendine vakit ayırıp, istediklerini yapacağın günler dilerim sevgili okur.

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here