Yeniden Merhaba

4

Uzun zamandır burayı boşladığımın farkındayım. Yazmak istemediğimden değil de neyi yazacağıma karar verememekten daha çok. Tam oturuyorum ekranın karşısına, şimdi bunu yazmanın zamanı mı, şundan bahsetmenin yeri mi diye bin bir bahane bulup dalıyorum sosyal medyaya. Korona başlayıp da sokağa çıkma yasağının olduğu günlerden bugüne günde ortalama yedi saatimi cep telefonunda geçiriyormuşum, bugün baktım. Sekiz saat uyuduğumu düşünürsek geriye kalan dokuz saat. İş, ev, hobi, kitap, kişisel gelişim, Duru’nun eğitim ihtiyaçları, blog… derken yapılması gerekenler listesi uzayıp gidiyor. Bunları yetiştirmek için üzerimde yarattığım baskıdan bahsetmiyorum bile. Kendi kendime yarattığım stres.

İlk adım olarak cep telefonumu fiziksel olarak kendimden uzak tutmaya karar verdim bugün. Arabada çantamdan çıkarmayacağım, arkadaşlarımla beraberken masaya koymayacağım, akşam bir saatten fazla bakmayacağım. Ne kadar başarılı olacağım göreceğiz.

Aslında cep telefonuma bu kadar düşkünken kitap okumayı ihmal etmiyorum, hobilerimden kopmuyorum, arkadaşlarımı elimden geldiğince aramaya çalışıyorum ve spor yapmaya devam ediyorum. Hatta sabahları yedide sahilde yürüyorum.

46 yaşında tekrar üniversiteye başlamak ise son zamanlarda kendim için yaptığım en önemli yatırım. Şöyle bir düşündüm de kızıma yıllardır Sosyoloji okuması konusunda örtülü ısrar uyguluyorum. Gelecekte insan ve toplumla ilgili işlerin çok daha önem kazanacağını düşündüğümden Psikoloji, Sosyoloji, Antropoloji bölümleri hakkında subliminal mesajlar veriyorum. Ben değil miyim pek çok ebeveyni, çocukları üzerinden kendi hayallerini gerçekleştirmeye çalıştıkları için eleştiren? İşte aynısını yapıyorum. Kızım okusun diye çabalarken aslında içten içe kendi isteğimi yaptırmaya çalışmıyor muyum? Peki niye ben başlamıyorum Sosyoloji okumaya? Sınava girmeden tekrar üniversite okuma şansı bana sunulmuşken, uzaktan eğitim alabilecekken önümdeki engel ne? Engel filan tanımıyorum dedim ve İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi – AUZEF –, Sosyoloji lisans programına kaydoldum. Bu saatten sonra ne işin var, dört yıl çok uzun süre yapamazsın, hadi bakalım bitirebilecek misin gibi son derece yüreklendirici cümlelerin de gazıyla ilk hafta derslerimi çalıştım bile. Bitiremezsem ne olur, sınıfta kalırsam kaç yazar, dört yılın ilk yedi günü bitti bile…

Seramikten de biraz bahsedeyim. Yok yok şimdi yazmayayım bu konuyu çünkü öyle bir bomba geliyor ki, biraz gizem katayım olaya. Seramik şu aralar hayatımın tam da ortasında. Çok güzel gelişmeler oldu, oluyor. Bir sonraki yazımda ballandıra ballandıra anlatayım istiyorum galiba.

Oh be, ne yazayım, niye yazayım demeden aklıma geleni yazmayı özlemişim. Kırdım zinciri, geri döndüm sevgili okur. Bundan böyle yazılarda buluşmaya devam. Ay ne çok şey var anlatacağım, bilseniz…

4 YORUMLAR

  1. Ne güzel yolunuza devam edin. Ben lise2 de birakmak zorunda kaldım hep hayalimdi üniversite yasitlarim okula giderken ben calismak zorundaydim ve maaslesef 56 yaşına geldim her şeye geç kaldım sizi uzun zamandır takip ediyorum başarınız beni mutlu ediyor yolunuz aydınlık olsun

    • Öncelikle yorumunuz için çok teşekkürler. Benden sadece on yaş büyüksünüz ve asıl hayat şimdi başlıyor. Ne olur hayallerinizin peşinden gidin, hiçbir şey için geç değil. Elimden gelen bir şey olursa buradayım

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here