Banu'ca Kanada'dan Bildiriyorum

Meğer Ben Ne Becerikliymişim

12 Ekim 2017

Meğer ben ne becerikliymişim de haberim yokmuş.

İstanbul’da, Sapanca’da evde ne kadar asılacak şey varsa çivi çakarım, çamaşır makinasına sıkışan parayı çıkarırım, elektrik tamiratı yaparım, bunlar tamam. Zaten çoğu kadının da yaptığı şeyler. Yapamadıklarım için de mutlaka çağıracak bir uzman bulurum. Anahtarcı, su tesisatçısı, elektrikçi, panjurcu, perdeci… Yok yok yalnız yaşamıyorum, sağ olsun eşim de destektir üstelik, fakat çok yoğun çalıştığından bir de bu işlerle onu yormak istemediğimden ya kendim yapar ya da bir bilenden destek alırım. Alırdım. Almıştım. Aldığım çok olmuştu.

Bir süredir kızımla Türkiye’den uzakta yaşıyoruz. Eşim sadece on gün bizimle kaldı ve yurda döndü. O buradayken çok işi hallettik aslında ama yalnız yaşamaya başlayınca hepinizin tahmin edeceği gibi hiç ummadık arızalar, teklemeler yaşıyorsunuz.

Hayatımda hiç sifon tamir etmedim. Etmek gibi bir hayalim de yok(tu). Nasılsa bu işi yapan birleri var ve onlar da bu işten ekmek parası kazanıyor. Herkes işini yapsın derken bugün kendimi internette sifon tamiri izlerken buldum. Birincisi, bu işleri yapacak kişi bulmak çok zor. Diyelim ki buldunuz, en az on gün sonraya randevu veriyorlar. Diyelim ki randevu alabildiniz, tesisatçıya vereceğiniz paraya yeni bir vitrifiye banyo satın alabilirsiniz. Neyse ben sifonu elimden geldiğince tamir ettim, size göre küçük bana göre büyük bir adım. Ha bu adım bana ne katacak orasını bilmem. Sifon tamir edene kadar daha güzel işler yapabilirdim.

Delivery parasını verip assembly için kıyamamak. Yani aldığınız mobilyanın evinize kadar gelmesi için para verip, montajı kısmına kıyamamak. Bu da hayat boyu yaptığım hatalardan biridir ki, nur topu gibi bel ağrım bundan ötürü. Burada her eşyayı aldığınızda büyük aracınız yoksa, teslimat için ayrıca para ödüyorsunuz. Bu miktar da bir arabanın aylık taksitine yakın. Hal böyle olunca, dağıtım yeter gerisi beter deyip işi üstleniyorsunuz. Fakat eviniz 3.kattaysa kimse yukarı çıkarmıyor, apartmanın giriş kapısında bırakıyor. Efendim kata çıksın istiyorsanız ayrıca bir para ödüyorsunuz. E baştan 3. Kat olduğunu söyle diyenleri okur gibiyim. Yok efendim her markanın kuralı farklı. Kimisi kata çıkarmıyor, çıkarırsa ekstra ücret alıyor. 3. Kata mobilya taşıyıp evde de iki kat çıkınca – iki kata iki oda ancak-  hele bir de montajını yapınca, haliyle vay be, ben ne becerikliymişim diye kendi kendinizi öpüp seviyorsunuz.

İstanbul’daki panjurcumuz beni görse gözleri dolardı. Sadece dışa doğru açılan cam çerçevelerin sıkışan mandallarını yenilemek, nasıl da hayatıma anlam kattı, yıllar boyu hep bunu hayal etmiştim.

Meğer ben ne becerikliymişim de haberim yokmuş. Bana bundan sonra aşure ile, yaprak sarması ile değil, buz nasıl kırılır, lastik nasıl değiştirilir onlarla gelin.

Kadının fendi her şeyi yendi…

Banu Tozluyurt, Toronto

1 Comment

  • Reply mavianne 19 Ekim 2017 at 17:32

    Canım yaaa insan başa gelince herşeyi yapabiliuor demek ki
    Kadınlar çok güçlüyüz
    sen de çok ama çok beceriklisin
    kolay gelsin sana Banucum

  • Leave a Reply

    Berlin in Berlin ödül almış, ödülden çok filmdeki erotik sahne konuşuluyor, Uğur Mumcu öldürülmüş…Nihan’ın iki ülke ve 20 yıllık zaman dilimini kapsayan hikayesinin arka fonunda Türkiye’nin o yıllardaki sosyal ve siyasi panoraması var…

    Kitabı okurken Banu Tozluyurt’un tanınmış yazarlara; bir Banu’luk yer açın ben geliyorum diyen ayak sesleri duyuluyor…

    Nihan, Kamer ve Seval’i babaları cumartesi günleri halaları Ayla’nın oturduğu Kadıköy’e götürürdü. Belki de balıkçılar çarşısında balık alırken yanlarından geçtiniz. Ya da Üsküdar’dan Nihan’la aynı vapura bindiniz, yanyana oturdunuz… Hikayedeki gerçeklik duygusu o kadar geçiyor ki insana sokakta yürüyen bir genç kıza acaba bu Nihan’mı diye bakabilirsiniz…

    Lale Celepoğlu

    D & R    /    İdefix    /    Kitap Yurdu    /    Babil.com